<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799</id><updated>2012-02-07T19:29:40.678+02:00</updated><category term='alarm'/><category term='yaz okulu'/><category term='abuk subuk'/><category term='finler'/><category term='ibret'/><category term='masal'/><category term='yurtdışı'/><category term='tatil'/><category term='finlandiya'/><category term='eğitim'/><category term='mutluluk'/><category term='oturma izni'/><category term='vay be'/><category term='ilkeler'/><category term='öf'/><category term='staj'/><category term='muhteşem'/><category term='keyfi'/><category term='haberin var mı'/><category term='yalnız'/><category term='sinir bozucu'/><category term='annelik'/><category term='yaşam'/><category term='yavaş'/><category term='trakya'/><category term='bilmiş'/><category term='beden dili'/><category term='nası yani'/><category term='geyik'/><category term='bücür'/><category term='arkadaş'/><category term='bacaksız'/><category term='SDE'/><category term='velet'/><category term='psikoloji'/><category term='kadın'/><category term='Mühendislik Topluluğu'/><category term='unutmak'/><category term='ntv'/><category term='mazoşist'/><category term='Aalto'/><category term='romantik'/><category term='sitsit'/><category term='imkansız'/><category term='görmemiş'/><category term='bencil'/><category term='alakasız'/><category term='espoo'/><category term='içgüdü'/><category term='yuh'/><category term='dil okulu'/><category term='erkek'/><category term='depresif'/><category term='yurt'/><category term='mühendis'/><category term='müstahak'/><category term='eğlence'/><category term='acı'/><category term='ölüm'/><category term='hayret'/><category term='hediye'/><category term='sony playstation 3'/><category term='work and travel'/><category term='master'/><title type='text'>EmB'den...</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>81</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-2134079779005522462</id><published>2012-02-07T19:29:00.000+02:00</published><updated>2012-02-07T19:29:40.691+02:00</updated><title type='text'>Dikkat, çarpabilirim!</title><content type='html'>Bu aralar elektrik çarpmasından muzdaribim. Ne zaman metal bir yüzeye dokunsam çarpılıyorum, delirmek üzereyim. Hele Fince dersimin olduğu binanın askılıkları yok mu, son birkaç haftadır her temasımda istisnasız çarpıyor.&amp;nbsp;Tamam bu aralar sinir stres kapasitemin doruklarındayım ama durum bu kadar vahim olunca başka bir sorun mu var diye düşünmeye başladım haliyle. Google'da yüzeysel bir araştırma yapıp birkaç foruma göz attım ben de, kocakarı tarzı çözümler bile kabulumüz sonuçta:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malum kış mevsimi, toprakla doğru düzgün haşır neşir olamıyoruz. Soğuktan korunacağız diye yünlü mamuller giymeden sokağa çıkılmıyor, en sıcak havamızın -5 derece olduğunu düşünürsek. Kat kat çoraplar, kalın tabanlı botlar da cabası. Ofiste etrafımız elektronik eşyayla çevrili. Tüm bunları düşününce zaten yeterince bahane olduğunu fark ettim :) Tabi yine de üstümdeki gerginliğin etkisi yadsınamaz, onu da kabul ediyorum. Bu durumda bu kadar elektrik yüklü olmasam garip olurdu heralde :D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-OG6Khfp-hzY/TzFfOj48lRI/AAAAAAAAAqk/uM6_BGQ_zpE/s1600/00686-handshake-electric.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://1.bp.blogspot.com/-OG6Khfp-hzY/TzFfOj48lRI/AAAAAAAAAqk/uM6_BGQ_zpE/s200/00686-handshake-electric.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Fazla yükümü atmak için artık her gün birer saat karlarda mı yuvarlanırım, yoksa ellerimi musluklara mı yapıştırırım hiç bilemiyorum. Bu gidişle artık kimse benimle tokalaşmak istemeyecek, yeni korkum da bu. Artık olmadı 1 Nisan'da şakalarımı bedavaya getiririm, elime elektrik tokalaşma oyuncaklarından monte etmişim etkisi yaratarak :P&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-2134079779005522462?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/2134079779005522462/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=2134079779005522462' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/2134079779005522462'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/2134079779005522462'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2012/02/dikkat-carpabilirim.html' title='Dikkat, çarpabilirim!'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-OG6Khfp-hzY/TzFfOj48lRI/AAAAAAAAAqk/uM6_BGQ_zpE/s72-c/00686-handshake-electric.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-1448911398856328156</id><published>2012-02-04T19:56:00.000+02:00</published><updated>2012-02-04T19:56:57.264+02:00</updated><title type='text'>Çoklu görevli olmak ya da olmamak</title><content type='html'>Lisans eğitimime başladığımda çoğumuz gibi ben de kendimi en iyi şekilde geliştirmeyi hedefliyordum. En iyi notları alacaktım, iyi yerlerde staj yapacaktım, sosyal bir öğrenci olacaktım, kulüplerde çalışıp farklı alanlarda da kendimi geliştirecektim, hatta izin verseler çift anadala bile bulaşacaktım :P Zamanımı en iyi şekilde yönetip, istediğim herşeyi yapacaktım. Geriye dönüp baktığımda, aslında bunu az çok başarabildiğimi düşünüyorum. 3. sınıf bizim bölümün dersler anlamında en ağır yılıydı ve ben aynı zamanda üyesi olduğum kulübün yönetim kurulundaydım; dolayısıyla organizasyonlarımız için zaman ayırmam gerekiyordu. 4. sınıfta bitirme projemiz vardı; ben ek olarak&amp;nbsp;flamenko kursuna başladım,&amp;nbsp;bir dönem labda asistanlık yaptım, diğer dönem bir projede çeviri yaptım (çeviri deyip geçmemeli, haftada 20 saatten fazla zaman alıyordu), spora da mümkün olduğunca gidiyordum. Bu iki sene boyunca her cuma-cumartesi dışarıda oluşumuzdan bahsetmiyorum bile.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-b4oWCfep8Fo/Ty1wS_hJTxI/AAAAAAAAAqc/ufu6UCUX30c/s1600/time-warp.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="313" src="http://1.bp.blogspot.com/-b4oWCfep8Fo/Ty1wS_hJTxI/AAAAAAAAAqc/ufu6UCUX30c/s320/time-warp.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Belki çok büyütülecek aktiviteler değil bunlar; ama bence ortalama bir üniversite öğrencisine göre zamanımı gayet de etkili kullanmışım. Sonuçta derslerde bir sıkıntım olmadı, eğlencemden geri kalmadım, ders dışı aktivitelere de zaman ayırdım. Şimdi ise ne dansa devam edebiliyorum, ne spora gidiyorum. Hayatımda bir tek okul ve iş var. Kulüp organizasyonlarıyla azıcık renk katmaya çalışıyorum, o kadar. İşin komik yanı çalışmaya da yeni başladığım için iş yüküm ağır değil, o da yoğunlaşınca ne yaparım kestiremiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Daha yoğun programlara alışık, her zaman hızlı yaşamayı seven ben, neden bu sefer böyle tökezliyorum anlamadım gitti. Gören de dünyanın en yoğun insanıyım sanacak. Aynı anda bir şirkette çalışıp, tez yazıp, kendi start-up'ıyla uğraşıp, kulüp etkinlikleri organize edip, sosyal hayatını da dengede tutabilen arkadaşlarım olduğunu hatırladıkça kendimden utanıyorum resmen:) Benim de öyle verimli yaşayacağım günler gelecek inşallah. Tabi bu günler kendiliğinden gelmez, günlük hayatımızda çeşitli düzenlemelere gitmek gerek...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-Y50g4paORf0/Ty1wKVpN6OI/AAAAAAAAAqU/75wUwb9ws1Y/s1600/multitasking3.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="256" src="http://1.bp.blogspot.com/-Y50g4paORf0/Ty1wKVpN6OI/AAAAAAAAAqU/75wUwb9ws1Y/s320/multitasking3.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Düzenlemelere sosyal ağlara ayırdığım zamanı azaltarak başlamam lazım mesela. Can sıkıntımın beni ilk yönlendirdiği siteler facebook, twitter, linkedin, vs. Onlara ayırdığım zamanda kitap okusam haftalardır bitirmeye çalıştığım "Never Eat Alone"u 8 kere hatim eder, "social networking"in kraliçesi olurdum. Öte yandan daha büyük bir problem var: Dikkat dağınıklığı. Zaten hep bu dikkat dağınıklığı yüzünden zamanımı gereksiz şeylere harcıyorum. Bu leyla modundan nasıl çıkacağım sorusunun cevabı ise tahminlerim olmasına rağmen hala muallak, araştırmalarıma devam ediyorum.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Ey Elif, titre ve kendine gel" dememi sağlayan şeyler de yok değil tabi. Şanslı bir insan olduğuma kanaat getirmem bu etkenlerden en önemlisi. Küçük ayrıntılarda büyük değerlerin gizli olduğunu görmem de ayrı bir motivasyon kaynağım. Kökleri tee ortaokula uzanan bir arkadaşlığımın mesafelerden ve hayatın akışından dolayı zayıflayacağı yerde tam tersine güçlendiğini ispatlayan bir maille başladım bugüne. Maddi mesafenin kısa, manevi mesafenin istenenden uzun olduğu durumları yaşadıkça, fiziksel mesafenin uzunluğuna bakmadan gönüllerdeki mesafeyi kısaltan insanların varlığını bilmek nasıl keyfimi yerine getirmez ki:)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Lafı fazla dolandırdım. Kısacası böyle moral kaynaklarım oldukça hayatımı düzene sokmakta zorlanmayacağımı düşünüyorum; düzenin&amp;nbsp;âlâsını kurarım hatta:) 2012'nin mükemmel olacağını iddia edip duruyorum malum; bu dönem yazmaya başladığım A4 defterimi&amp;nbsp;zamanımı etkili kullanarak&amp;nbsp;ortalamanın üstünde bir hızla doldururum artık :D&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-1448911398856328156?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/1448911398856328156/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=1448911398856328156' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1448911398856328156'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1448911398856328156'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2012/02/coklu-gorevli-olmak-ya-da-olmamak.html' title='Çoklu görevli olmak ya da olmamak'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-b4oWCfep8Fo/Ty1wS_hJTxI/AAAAAAAAAqc/ufu6UCUX30c/s72-c/time-warp.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-3937121245404554043</id><published>2012-01-16T20:34:00.000+02:00</published><updated>2012-01-16T20:34:05.848+02:00</updated><title type='text'>7'de de aynı, 70'te de...</title><content type='html'>Kaç yaşıma geldim, hala bazı şeyleri öğretemiyorum kendime. Dedelerimiz boşuna dememiş insan yedisinde neyse yetmişinde de odur diye. Huylu huyundan vazgeçmiyor, şimdi bir örnekle açıklayacağım.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çok istediğim birşey varsa fazla hevesleniyorum, kendimi bildim bileli bu böyle. Ben ilkokuldayken babamlar Arnavutluk'tan bir grup misafir öğrenciyi ağırlamıştı, onlarla Tatilya'ya gideceğiz diye heyecandan ölüyordum. Gezi gününü dört gözle bekledikten sonra beklenen zaman geldi çattı, ve ben o gün hasta oldum. Bütün gün karın ağrısıyla kıvrandığım yetmezmiş gibi, günümün önemli bir kısmını tuvalette harcadım. Dolayısıyla atlı karınca ve çarpışan arabalarda 4+ yaş grubuyla takılabildim sadece. Heyecanla beklediğim günlerin böyle berbat olduğu örnekler daha çok var hayatımda maalesef.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İlkokuldayken böyleydim iyi hoş, kötü olan ise hala böyle olmam. Bu huyumun başıma neler açtığını bildiğim halde hala değiştiremiyorum kendimi. Yine birşeye heves ediyorum, o gün için kafamda milyonlarca plan yapıyorum. Herşeye hazırlıklı olmak için kendimce tüm ihtimalleri düşünüyorum, ona göre ekstra planlar yapıyorum. Sahneleri ya da diyalogları gözümde canlandırdığım bile oluyor, o derece abartabiliyorum durumu. Peki sonuç? Gidişat tamamiyle beklentim dışı bir yola sapıyor. Hesaplar tutmuyor, planlar boşa gidiyor, kafamdaki sahneler gerçekliğe yol alamayıp hayal seviyesindeyken yok olmak zorunda kalıyor. Elde kalan boşa kurulan minik düşler...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uzun zamandır kendimi spontane yaşamaya alıştırmaya çalışıyorum. Az da olsa başardım, ama katetmem gereken çok yol var daha. Artık uzun planlar yok, küçük şeyler için bile fazla heves etmek yok, herşeyi enine boyuna düşünüp ince ayrıntısına kadar hesaplamak yok. Son sloganım "Fake it till you make it" idi, tekrar "alnımızda ne yazıyorsa o"ya geri dönüş yapıyorum :) Herkese de tavsiyemdir, çoğumuzun bildiği üzere işleri akışına bırakmak sanırım daha rahat bizim için.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-3937121245404554043?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/3937121245404554043/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=3937121245404554043' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/3937121245404554043'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/3937121245404554043'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2012/01/7de-de-ayn-70te-de.html' title='7&apos;de de aynı, 70&apos;te de...'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-8119600595555336410</id><published>2012-01-12T02:07:00.002+02:00</published><updated>2012-01-12T02:07:44.579+02:00</updated><title type='text'>Temiz başlangıç</title><content type='html'>Yüksek lisans hayatımın ilk sömestr tatilini geride bırakmış bulunmaktayım (geride kaldı 1). Kocaman 3 haftayı çok rahat yedim bitirdim, hem de 4-5 günde bir şehir değiştirerek. Sonuç: Tatilden hiçbir halt anlamadım, annemin yüzünü beklediğim kadar göremedim, son gecemde inek doğurttum.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yeni döneme başlamak üzere sevgili Finlandiyam'a geri döndüm bugün. 2012'nin farklı olacağını baştan beri hissediyordum (umutlarım azalıyor, orası ayrı :P), bunun bir sebebi de bu dönemin farklı olacağını düşünmem. Ağustos sonunda yeni defterime yazmaya başlamıştım, o defter aslında küçük bir bloknotmuş gibi geliyor şimdi. Gerçek başlangıç olan A4 defterimi ise şimdi dolduracağım. Yeni mevsim, yeni aile üyeleri, yeni dönem, yeni dersler, yeni iş, muhtemelen yeni arkadaşlar, yeni kozmetik ürünlerim, yeni cam önü süslerim, yeni... Bir tek yeni beyin bulamadım, eskisini resetlemeye çalışıyorum o yüzden. Keşke "beyin bedava" kuralı burada da işleseydi, peh.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aslında beynimi resetlemek istemiyorum bir yandan. Kendi gücünü kullanarak kaderime burnunu sokmaktan geri kalmayan beynim şu zamana kadar -bir tanesi hariç- istediğim her şeyi elde etmemi sağladı. Ama tamamen yeni bir başlangıç için tüm kaygılarından arınmış taptaze bir beyin lazım. Zaman gösterecek artık beynimle olan ilişkimizin sonucunu. Kim bilir, belki 2012 baharı o kadar da özel olmayacaktır. Belki de tam tersi olur, beynimi yenilememe gerek kalmadan dilediklerim beni bulur. Kim bilir...&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben hala umutluyum, tüm depresif görünüşüme rağmen :)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-8119600595555336410?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/8119600595555336410/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=8119600595555336410' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/8119600595555336410'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/8119600595555336410'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2012/01/temiz-baslangc.html' title='Temiz başlangıç'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-5784947812634954379</id><published>2012-01-08T14:14:00.000+02:00</published><updated>2012-01-09T12:37:17.706+02:00</updated><title type='text'>Sustum</title><content type='html'>Çok gevezeyim, kafa ütüleyen cinsten. Konuşmaya başladığımdan beri böyleymişim, herkese illallah dedirtiyormuşum daha küçükken bile. Telefonları istisnasız hep ben açarmışım, arayan kim olursa olsun 20 dk boyunca o gün neler yaptığımı anlattıktan sonra telefonu anneme verirmişim. Amma ve lakin beni en iyi susturan yöntemi buldum: Veda.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bütün gün durmadan konuşup gülücükler saçabilen ben, vedalara hiç gelemiyorum. İster okul yolunda uçağa giderken, ister gece eve dönmek için belediye otobüsüne binerken. Ha bunu zaten biliyordum da bu kadar kötü olduğuna inanmak istemiyordum. Ne zaman ki hoşçakal denir, o zaman oturuveriyor o kayamsı yumru boğazımın ortasına. Değil kelime, ses bile çıkaramıyorum. Arabaların arka camlarına konan o aptal oyuncak köpekler gibi kafa sallamaktan öteye geçemiyorum maalesef.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O yumru hala orada, erimesi gerekiyor. Ama o bir kartopu edasıyla, derinlere yuvarlandıkça daha da büyüyor sanki. Her derdimin devası uyku bile yok edemedi, üstünden saatler geçse de fark etmedi. Etmeyecek gibi de görünüyor...&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir çözüm bulmam lazım bu yumrulara, aksi takdirde hoşçakal lafını hayatımdan çıkarmam gerekecek :)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-5784947812634954379?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/5784947812634954379/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=5784947812634954379' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/5784947812634954379'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/5784947812634954379'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2012/01/sustum.html' title='Sustum'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-4297290035170364701</id><published>2012-01-02T02:18:00.000+02:00</published><updated>2012-01-02T02:18:32.436+02:00</updated><title type='text'>Aile sofrası</title><content type='html'>Bugün 2 Ocak 2012. Dilimizde sevgi sözcükleri, içimizde umutlarla girdik yeni yıla. Hatta biz ailecek kutlamaları bir adım ileri götürdük; hemen hemen her sene yaptığımız gibi bu sene de yılbaşında doğumgünümü kutladık :) Mumlarımı üflerken içimden en küçük Büyükcanların -yeğenciklerimin- pek kısmetli bir ömürleri olmasını diledim. Öte yanda, 2012 ve tüm gelecek yıllar için başka bir dileğim daha vardı: Küçüklüğümün o büyük aile sofraları...&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İlkokul yıllarımda ailecek Bursa'daydık, çekirdek ailemiz Marmara'nın değişik illerine paylaştırılmamıştı henüz. Bayramlarda İstanbul'a giderdik, rahmetli babaannemin evinde kalırdık. Evin en küçüğü olarak, salondaki ikili koltukta uyurdum. Sabahın köründe uykumdan ederdi beni İstanbul'un gürültücü minibüsleri. Bayram sabahları ise minibüslerin görevini annem alırdı, babamlar bayram namazından gelmeden önce herşeyin hazır olabilmesi için. Babaannem yaşına bakmadan börekler dolmalar yapardı, 10+ kişilik sofra kurulurdu. Kahvaltıya amcamlar gelirdi maaile. O kahvaltılar hiçbir zaman yirmi dakikada bitmezdi, yiyen kalkmazdı hemencecik.&amp;nbsp;Onca insan masaya sığmakta zorlanırdık belki, ama kalkmazdık sofradan, bir araya gelişimizin en tatlı seremonisiydi çünkü o anlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-KN_YLrR8E2k/TwDyM1xCj3I/AAAAAAAAApc/PyNtIPmY_hI/s1600/DSC01892.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://2.bp.blogspot.com/-KN_YLrR8E2k/TwDyM1xCj3I/AAAAAAAAApc/PyNtIPmY_hI/s320/DSC01892.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu bahsettiğim kahvaltıların üzerinden çoook zaman geçti. Babaannem aramızdan ayrıldı, abim bir şehire yerleşti, ben bir şehire göçtüm, inekler buzağılar girdi hayatımıza. Belki dede yarısı saydığım amcamın evinde toplanıyoruz mümkün olduğunca, yengemin muhteşem tatlılarından nasibimi alıyorum yılda en az bir iki kez. Ama takım hiçbir zaman tamamlanamıyor artık; o 10+ kişilik sofralar kurulmuyor. Eskiden yaptığım gibi peçete katlama sanatımı konuşturasım geliyor çoğu zaman, ama hünerlerimi sergileyeceğim kocaman masayı bulamıyorum. Şu yazıya ekleyecek güncel bir foto bile bulamadım, neyse ki 2011'in son gününden bir karemiz var, buna da şükür :)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-jHUpJsAVa8g/TwDzSYX-KxI/AAAAAAAAAp4/c0i8sAbSGAY/s1600/DSCF1652.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://2.bp.blogspot.com/-jHUpJsAVa8g/TwDzSYX-KxI/AAAAAAAAAp4/c0i8sAbSGAY/s320/DSCF1652.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Artık yetişkin yaş grubunda sayılsam bile, fotoğraf albümlerini karıştırırken amcamdan aile büyüklerinin hikayelerini dinlemekten bıkmadım, bıkmam da. İçimdeki çocuk 10 yaşına sabitlenmiş anlaşılan; cumartesi sabahları hala çizgi film izleyişimden de anlayabiliriz tabi bunu. Eğer bu çocuk yıllar sonra hala hayatta olursa, eminim ki sonraki kuşaklar bu geleneklerden mahrum kalmasın diye Elif'i dürtüp duracaktır. Gün gelir de evlenecek, hele de anne olacak olursam, çocuklarım da zamanında benim yaptığım gibi o büyük sofralara tabakları dizip peçeteleri kendi çaplarında süslerler umarım...&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-89dugyqkDFU/TwDyaPcpylI/AAAAAAAAApo/2Nbow5aH3HY/s1600/images.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/-89dugyqkDFU/TwDyaPcpylI/AAAAAAAAApo/2Nbow5aH3HY/s1600/images.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-4297290035170364701?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/4297290035170364701/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=4297290035170364701' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/4297290035170364701'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/4297290035170364701'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2012/01/aile-sofras.html' title='Aile sofrası'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-KN_YLrR8E2k/TwDyM1xCj3I/AAAAAAAAApc/PyNtIPmY_hI/s72-c/DSC01892.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-3520100164701185925</id><published>2011-12-22T22:19:00.002+02:00</published><updated>2011-12-22T22:19:32.773+02:00</updated><title type='text'>Benim adım...</title><content type='html'>Adımız bizi yansıtır mı? Doğduğumuzda seçme şansımız olmuyor adımızı. Şanslıysak ailemiz iki isim koyuyor, hangisini seversek onu kullanabiliyoruz. Ha genelde bu iki isimden ilki de aile büyüklerinden geldiği için, bize asıl yakıştırılan ikincisi oluyor. Bu durumda ne kadar bekleyebiliriz adımızın aynamız olmasını?&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kafamdan yine binbir türlü şey geçiyordu ki, birden kendimi ekşi sözlükte adımı aratırken buldum. Entry'lerden biri de şuydu:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Verdana, sans-serif; font-size: x-small;"&gt;Yalnızlıktır, içinizi acıtan ancak alıştığınız, kimseleri istemediğiniz yalnızlığınızdır.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Elif tektir, birdir, yeganedir, başlangıçtır, şöyledir, böyledir; hepsi ezberimde. Ama kim olduğunu bilmediğim birisi bile bu cümleyi yazabilirken, nasıl inanmam adımızın bizi yansıtmadığına?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-3520100164701185925?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/3520100164701185925/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=3520100164701185925' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/3520100164701185925'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/3520100164701185925'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2011/12/benim-adm.html' title='Benim adım...'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-1775260076884823231</id><published>2011-12-21T17:48:00.000+02:00</published><updated>2011-12-21T17:48:40.813+02:00</updated><title type='text'>"Evim güzel evim" bile diyemedim</title><content type='html'>Kendimi tanıtarak başlayacağım, önceki yazımda da yaptığım gibi. Ben Elif Merve, birkaç gün sonra 23'ümü bitireceğim. 8 yıldan fazladır ailemden ayrı yaşıyorum. 8 kişilik yurt odasıyla başladım kısmi yalnızlık kariyerime. 7 kişi, 6 kişi, 2 kişi derken yurttan kurtuldum, eve çıktım ekürimle. Şimdi ise tek başıma yaşıyorum, 0 oda arkadaşı, 0 ev arkadaşı.&amp;nbsp;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çoğumuz yer yadırgarız evimizden farklı bir yerde uyuduğumuzda. Uzun süredir ayrı kaldıysanız hele, kendi yatağınızda bile kıvranıp durursunuz gece boyunca. Aslında ben bu konuda problem yaşamazdım; en azından kendi yatağımda hep mışıl mışıl uyudum, 2 yıl ayrı kalsam bile kendisinden. Yaz ya da kış tatillerinde ailemin yanına döndüğümde sanki 2-3 haftalık tatilden geliyormuş gibi hissettim çoğu zaman. Ta ki bugüne kadar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yüksek lisansın ilk dönemini sağ salim atlatmanın mutluluğuyla dün memlekete geri döndüm. Sanki 3.5 aydır uzakta olan ben değilmişim gibi, klasik bir şekilde akşam yemeğimizi yedik, sonra Türk kahvesi yaptım, sonra oturduk, sonra annem meyve soydu, köpeğim her zamanki gibi kavuşma yılışıklıklarını sergiledi, falan filan. Hiçbir farklılık hissetmedim, hissetmedik. Ev halkı da zaten hala İstanbul'da yaşıyorum gibi hissediyor, hep bu Skype yüzünden :D Problem ise gece uykumda patlak verdi: Ufak bir sesle uyandım gecenin bir yarısı. Yarı rüya yarı gerçek bir modda gözlerimi açmaya çalıştım, ama uyuduğum yer farklıydı. Nerede olduğumu algılamam normalden fazla zaman aldı ve bu süre içerisinde korkuya benzer birşey kapladı içimi. Şu zamana kadar hiçbir zaman abimin, amcamın, teyzemin, kuzenimin, arkadaşlarımın, akrabalarımın evinde uyuyup da böyle garip hissettiğimi hatırlamıyorum. En fazla uyumakta zorlanmışımdır, o kadar. Ki söz konusu yer kendi evim, zaten beni darmadağın eden de bu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neler oluyor bilmiyorum ama bir yere aidiyet duygumu sorgulamaya başladım bu yüzden. Acaba her yıl farklı bir yerde/ortamda yaşamaktan dolayı kendini "ev"de hissetme yetimi mi yitiriyorum? Zaten hala evim neresi sorusuna cevap verirken bile zorlanıyorum. Evim annemin-babamın evi olabilir, oradayken gerçek &lt;b&gt;aile &lt;/b&gt;ortamındayım. Ama bundan sonra orada yaşayamayacağım az çok belli. Evim yurt odam olabilir, 2 yıl boyunca orada ikamet edeceğim. Ama benim için ev sıcak bir ortam, yalnız başına yaşanan stüdyo dairemsi oda değil.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kendini nerede hissettiğin biraz da bulunduğun ortamı ne kadar benimsediğine ve etrafında kimlerin olduğuna bağlı. Sonuçta sevdiklerimizle güzel şehir, onlarla anlamlı zaman, onlarla parlak yıldızlar, 5 dakikalık hava alma molalarında onlarla sıcak hava. Zaten bu günlerde beynim çevremdekilerin bendeki gerçek yerlerini tanımlamakla oldukça meşgul, olmak istediğim yer tanımım da buna bağlı olarak şekillenmekte şu sıralar. Doğacak yeğenlerimin ileride beni tanımama ihtimali de beynimin başka köşelerini kemirdiği için nerede bulunmam gerektiği konusunda kafam karman çorman. Beynime bu düşünceyi sokan ismini burada yazmayacağım çok sevgili blogsever şahısa da teşekkürlerimi sunuyorum, haftalardır düşüncelerimin dağınıklığının sebebi bizzat kendisidir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Küçücük bir yer yadırgamayı bu kadar büyütmemeliyim galiba. Uykumun ortasında beliren o iğrenç hissi aklımda çıkarabilirsem başarılı olabilirim. Yoksa alttaki cümle bu günlerimin özeti haline gelecek.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-Cp-hMyOISxs/TvH81pPV-OI/AAAAAAAAApA/7ti0RDoTebQ/s1600/cant-sleep-7dozu7o79-121616-500-500.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/-Cp-hMyOISxs/TvH81pPV-OI/AAAAAAAAApA/7ti0RDoTebQ/s320/cant-sleep-7dozu7o79-121616-500-500.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-1775260076884823231?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/1775260076884823231/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=1775260076884823231' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1775260076884823231'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1775260076884823231'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2011/12/evim-guzel-evim-bile-diyemedim.html' title='&quot;Evim güzel evim&quot; bile diyemedim'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-Cp-hMyOISxs/TvH81pPV-OI/AAAAAAAAApA/7ti0RDoTebQ/s72-c/cant-sleep-7dozu7o79-121616-500-500.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-3231241500072891370</id><published>2011-12-16T12:47:00.000+02:00</published><updated>2011-12-17T13:59:57.342+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aalto'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='finlandiya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SDE'/><title type='text'>Neymiş bu "Service Design and Engineering"</title><content type='html'>&lt;br /&gt;Adım Elif, 22 yaşındayım. Bilgisayar Mühendisliği dalında lisans derecem var. Lisans diplomamı aldıktan sonra ünlü bir yazılım şirketinde 1 yıl yazılım geliştirici olarak çalıştım. Şimdi ne mi yapıyorum? Finlandiya'dayım; Aalto Üniversitesi'nde yüksek lisans yapıyorum. "Ne yapıyorsun orada?" sorusunun cevabını ise şimdi biraz daha açacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüksek lisans yapmaya karar vermem kolay olmadı. Hele de yurtdışında karar kılmak, of ki ne of. Orta halli bir düşünme süreci sonrasında düşüncelerim son şeklini aldı (Seçimimin neden bu şekilde olduğuna giremeyeceğim, açıklaması yeni bir yazı gerektirir :D). Bu sefer sıra geldi okul ve bölüm seçmeye. Açtım google'ı, başladım aramaya. Avrupa'da yüksek lisans yapmak istediğim için, Avrupa'nın en iyi üniversiteleri sıralamasına göz attım. Malum Bilgisayar Mühendisi olacağız, o yüzden İskandinavya'ya hafiften gözümü dikmiştim zaten. Neyse lafı uzatmayalım, Google'cığımın tavsiyeleri üzerine kendimi Aalto Üniversitesi'nin yüksek lisans programlarına bakarken buldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-9QyEuHGLYGw/TusgBHS6E-I/AAAAAAAAAmM/gqyniKkF97Q/s1600/IMAG1258.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-9QyEuHGLYGw/TusgBHS6E-I/AAAAAAAAAmM/gqyniKkF97Q/s320/IMAG1258.JPG" width="240" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Aalto hakkında süper kısa bir özet geçmem gerekiyor: &lt;a href="http://www.aalto.fi/en/" target="_blank"&gt;Aalto Üniversitesi&lt;/a&gt; 2010 yılında Helsinki School of Economics, Helsinki University of Technology ve the University of Art and Design Helsinki'nin birleşmesiyle kurulmuş oldu. Aalto çok genç bir üniversite olsa da, kendisini oluşturan okulların tarihi 1850'lere dayanıyor. Aalto'nun Helsinki bölgesinde 3 farklı kampüsü mevcut; eskiden Helsinki University of Technology (kısaca &lt;b&gt;TKK&lt;/b&gt; ya da HUT) olarak bilinen mühendislik okulları da &lt;b&gt;Otaniemi &lt;/b&gt;Kampüsü'nde. Otaniemi muhteşem bir kampüs. Derse ormanların içinden geçerek gidiyorsunuz, baharda her yer alabildiğine yeşil (kışın da beyaz olması gerekiyor ama hala kar yağmadığı için göremedim o halini). "Design Factory" adlı binanın her köşesinden yaratıcılık fışkırıyor; ders çalışmak ya da toplantı yapmak için çok ideal. Kısacası okulun fiziksel olanakları da oldukça iyi. Kendi bölümümden bahsederken de buna ayrıca değineceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-jOCKIS6HcZI/Tusf5VPcVAI/AAAAAAAAAmE/GsHamJhZLsc/s1600/IMAG1257.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://2.bp.blogspot.com/-jOCKIS6HcZI/Tusf5VPcVAI/AAAAAAAAAmE/GsHamJhZLsc/s320/IMAG1257.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Ben "Computer Science and Engineering" bölümünün sunduğu "&lt;b&gt;Service Design and Engineering&lt;/b&gt;" (kısaca &lt;b&gt;SDE&lt;/b&gt;) yüksek lisans programında okuyorum. Benim bölümüm ise "School of Science" altında. Dijital servisler ve bilişim sistemleri odaklı, öğrenciyi iş dünyasına hazırlayan, teoriden çok pratik ağırlıklı bir program SDE. İnovasyon, kullanıcı odaklı servis tasarımı, girişimcilik, teknoloji yönetimi, en yeni medya ve yazılım teknolojileri hakkında dersler alıyoruz. Öğrenci hangi alana yönelmek istediği konusunda özgür; müfredata dahil edilen derslerden istediğini alabilir. Zaten Aalto'da zorlama diye birşey pek yok, mantıklı olduğu sürece ders programınızı istediğiniz şekilde belirleyebilirsiniz. Bölümümüzün öğretmen kadrosu hem akademik anlamda başarılı, hem de yazılım endüstrisiyle oldukça iç içe. SDE'nin bir güzelliği de burada zaten, sınıfa sık sık iş dünyasından konuklar geliyor ve ders veriyor, ya da biz gidip çeşitli şirketlerde sunum yapıyoruz. Yine bu şirketler için geliştirdiğimiz projeler var, kısacası dersler profesyonel hayatla oldukça bütünleşik. Tabi durum böyle olunca, programın bütçesi de ortalamaya göre yüksek rakamlardan oluşuyor:) Yılbaşı partisi, İsveç turu, muhtemel Lapland gezisi gibi kaçamaklar için bile paramız var :P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Z-pLYNw0sNE/TuyELI-jCCI/AAAAAAAAAo0/cP5_2Gds0WE/s1600/P9220233.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://3.bp.blogspot.com/-Z-pLYNw0sNE/TuyELI-jCCI/AAAAAAAAAo0/cP5_2Gds0WE/s320/P9220233.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;SDE'nin öğrenci profilinden de bahsetmem lazım. 2011 girişliler olarak biz 13 kişiyiz, 9 farklı anadil konuşuluyor sınıfımızda :P Eğitim dili İngilizce, Fince öğrenmeden hayatınızı çok rahat idame ettirebilirsiniz. Eğitim geçmişlerimiz de farklı; kimimiz bilgisayar mühendisliği mezunu, kimimiz endüstri mühendisi, kimimiz pazarlamada uzman, kimimiz iletişim ve medya eğitimi almış. Kısacası çok renkli bir grubuz ve böylece değişik yeteneklere sahip kişilerle birlikte çalışmayı ve gerçek bir takım olmayı da öğreniyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SDE hakkında çok daha fazla yazmak isterdim ama kafi miktarda uzattım zaten :D Yoksa &lt;b&gt;Finlandiya&lt;/b&gt;'da yüksek lisans yapmanın güzelliklerinden başlar, aldığımız derslerin içerikleriyle devam eder, bölümümüz öğrencilerinin kurdukları şirketlerden ve başarı hikayelerinden bahseder, kendimizi geliştirmemiz için sunulan tüm olanakları örneklerle teker teker açıklar, sınıf arkadaşlarımızla nasıl eğlendiğimizi ispatlayan fotoğraflarla da kapanışı yapabilirim tabi :D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Program hakkında ayrıntılı bilgi &lt;a href="https://into.aalto.fi/display/ensde/Homepage" target="_blank"&gt;burada &lt;/a&gt;mevcut, ayrıca gelişmeleri &lt;a href="http://twitter.com/#!/Aalto_SDE" target="_blank"&gt;Twitter &lt;/a&gt;ve &lt;a href="http://www.facebook.com/pages/Service-Design-and-Engineering/135882889979" target="_blank"&gt;Facebook&lt;/a&gt;'tan da takip edebilirsiniz. Şubat sonuna kadar başvurular açık, elinizi çabuk tutun derim ;)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-3231241500072891370?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/3231241500072891370/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=3231241500072891370' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/3231241500072891370'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/3231241500072891370'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2011/12/neymis-bu-service-design-and.html' title='Neymiş bu &quot;Service Design and Engineering&quot;'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-9QyEuHGLYGw/TusgBHS6E-I/AAAAAAAAAmM/gqyniKkF97Q/s72-c/IMAG1258.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-1232306848707443838</id><published>2011-12-13T21:35:00.004+02:00</published><updated>2011-12-14T00:07:01.999+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalnız'/><title type='text'>Var mısın iddiaya?</title><content type='html'>Hiçbir zaman sevmedim risk almayı; çok çabaladım bu huyumu değiştirmek için ama nafile. Ara ara küçük adımlar attım karşıma ne çıkacağını bilmeden, ama geriye dönüp baktığımda "Sen buna risk mi diyorsun, peh!" denecek cinsten çabalardı bunlar hep. Öyle ki, basit iddialara bile girmezdim çoğu zaman arkadaşlarımla. Ha %100 eminsem sonuçtan, o zaman asla kaçınmam iddiadan tabi (Kahrolsun şu oğlak burcu kadını tarafım).&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Artık iddialara karşı tutumum değişiyor sanırım. Öyle ki, çok acayip bir iddiaya girdim dün gece. İddiayı ben kaybedersem karşı taraf istediğini dileyecek benden; ben kazanırsam hiçbir beklentim yok (en azından benim ödülümü belirlemedik ama zaten bir şey istemeyi düşünmüyorum). İddia konusu, karşı tarafın gelecek hedefleri. İşin komik yanı, bu şahıs bile önümüzdeki 5 ay sonunda ne yapacağını bilmediğini söylerken (yersen!), ben çok net bir argümanla geldim. Bu durumda Elif'e sorarlar, neyine güveniyorsun sen diye. Açıkçası hiçbir bilimsel kanıt yok elimde, sadece öyle hissediyorum. Tamam dürüst olalım, benim iddiamın gerçekleşmesini istiyorum; tek diyebileceğim bu. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kimi zaman her şey üst üste gelir, sanki birileri size bir mesaj vermeye çalışıyormuşcasına. Kendi amaçsızlığımdan ve umursamazlığımdan rahatsız olurken, başkalarının da aynı dertten muzdarip olduğunu görmek, hele de bu şahsi rahatsızlığımı içime atıp çok parlak durumdaymışım gibi görünmeye çalışmak... Hayatta elde edebileceğim bir çok güzelliğe şimdiden sahip olsam da sadece bir eksikten dolayı bunların tadına varamamak, işin kötü yanı sevdiklerimin de aynı eksiklikten dolayı hayattan zevk almayı bırakmalarını göz göre göre izlemek... Bir de üstüne bir arkadaşımın (isim vermiyorum, bunu okursa kendisi hemen anlayacak :D) bu günlerde en son dinlemem gereken şarkıyı benimle paylaşması çok acı oldu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Herkes yalnızdır kendi buzdan şatosunda, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Biri gelip duvarları eritsin ister. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Herkes bir savaşçıdır kendi savaşında, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Birisi için gardını indirmek ister. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 11px; line-height: 14px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; line-height: 14px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evet, Model'in Buzdan Şato'sundan bahsediyorum. Şarkının genelindeki ergen liseli havasına rağmen, sözleri okuyunca birkaç dakika boş boş baktım ekrana. Okumaz olaydım, en yanlış zamanda çıktı karşıma. Neyse artık oldu bir kere, yapacak bir şey yok. Onun için, bu da bana ve bana bunları yazdıranlara gelsin :)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;iframe width="560" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/FDZnPG7VZKQ" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Buzların kendi kendine erimeyeceği belli, onun için risk almak şart. Biz de alırız ne yapalım, şu zamana kadar almadık da ne oldu, kaybettiğimizle kaldık. Önümüzdeki maçlara bakalım biz de; güzelliklerin tadını çıkarmanın ve buzdan şatoyu eritmek için kibriti bulmanın zamanı geldi...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-1232306848707443838?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/1232306848707443838/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=1232306848707443838' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1232306848707443838'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1232306848707443838'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2011/12/var-msn-iddiaya.html' title='Var mısın iddiaya?'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/FDZnPG7VZKQ/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-8144414953348736483</id><published>2011-10-21T00:07:00.003+03:00</published><updated>2011-10-21T00:40:30.361+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ölüm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arkadaş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='acı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='unutmak'/><title type='text'>İçimiz donmuş...</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" &gt;Korkuyorum kendimizden, insanoğlundan. Ne kadar vefasızız, zalimiz, unutkanız. Ben de bu gruba dahilim, kesinlikle ayırmıyorum kendimi.&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;Ne kadar kolayca öldürebiliyoruz başkalarını, hem madden hem manen. Madden öldürebilecek kadar acımazsız ve vahşileşmişiz; üstelik bunu onlarca yüzlerce masum insanı öldürebilecek kadar ilerletmişiz. En saf duygularıyla, sorumluluklarıyla, belki çaresizliğiyle ayakta duran, canını ortaya koyan insanları arkasından vurmayı planlar hale gelmişiz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;Manen öldürmek günlük hayatımızın bir parçası olmuş. Sevdiklerimizin kalbini kırıp onları manen ölüme iter hale gelmişiz. Neyse ki sevdiklerimiz için çok fazla canımız var, birini yok etseler de diğerleriyle onları sevmeye devam ediyoruz (tabi hala sevecek canımız kaldıysa).&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;Tüm bu ölümleri, cinayetleri çabucak unutacak kadar balık hafızalı olmuşuz. Yüzleştiğimiz acıları çabucak özümseyip sindirmişiz, herşeyi unutup hayatımıza devam etmeyi gereğinden fazla iyi öğrenmişiz. Aynı acılar tekrarlandığında da sanki daha önce aynı şeyi görmemiş gibi davranıyoruz haliyle. Acıyı daha ağır hissetmediğimiz için de, probleme tepkimiz aynı kalıyor, hiçbir zaman kalıcı bir gelişme yok.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;Sevdiklerimizi de unutur olmuşuz çabucak, günlük hayatın koşturmacasına kaptırmışız kendimizi. "Gözden ırak olan gönülden de ırak olur" felsefesini fazlasıyla benimsemişiz, ıraktakileri biraz olsun merak etmeden. Zaten uzaktakini düşünmek için hiçbir bahanemiz kalmamış, nasıl olsa burada değiller artık. Vefasızlaşmışız, açık ve net.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;Yazdıklarımla iç karartmak gibi amacım hiçbir zaman olmadı; ama herşey beni buna zorluyormuş gibi hissediyorum. Bunları yazarken ben çok utandım; çoğunu ben de yaptım ve/veya yapıyorum. Umarım başkaları da okuyup utanır, ve hepimiz etrafımıza şöyle bir bakıp kendimize çekidüzen veririz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-8144414953348736483?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/8144414953348736483/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=8144414953348736483' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/8144414953348736483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/8144414953348736483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2011/10/icimiz-donmus.html' title='İçimiz donmuş...'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-6817127203958476329</id><published>2011-10-14T15:43:00.004+03:00</published><updated>2011-11-27T15:46:11.564+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='finler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sitsit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='finlandiya'/><title type='text'>Asker oldum Finlandiya'da...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Finlandiya'lara geldik, yerleştik, okula başladık; gelmişken kültürü tanımak lazım tabi. Ben de ne yaptım, sitsit'e gittim. Sitsit deneyimimden bahsedeyim biraz.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sitsit ne diye soracaklar için şöyle bir &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Sitsit"&gt;vikipedi linki&lt;/a&gt; önerebilirim. Sitsit çoğunlukla üniversite öğrencilerinin düzenlediği şarkılı yemekli bir eğlence. Oturma düzeni önceden belirleniyor, mümkün olduğunca kız-erkek dağılımını dengeliyorlar. İçkiler de biraz çeşitli, gece sonunda mideniz allak bullak olabilir (Finliler bu konuda deneyimli olduğundan adamlar için sorun değil tabi :D) Sitsit fasılı hatırlatabilir biraz, ama tabi Fin usülü :p Sitsit'te şarkı söyleme kısmını abartıyorlar biraz, öyle ki şarkı söylemekten yemek yiyemiyorsunuz. daha sadece iki yudum alabilmişken hoop yeni şarkıyı başlatıyorlar. Şarkılar geleneksel Fin şarkıları, sitsitin temasına göre belli konularda seçilebilir. O akşam söylenecek şarkılar önceden belirleniyor ve her davetliye şarkı sözlerini içeren bir kitapçık veriliyor. Garip bir adet daha: Bir içkinin içilebilmesi için önce onun hakkında bir şarkı söylenmiş olmalı. Mesela içinde su, yağmur, kar geçmeyen bir şarkı söylenmeden su içemezsiniz; birisi böyle bir şarkı söyletmeden önce artık başka ne içki varsa onu içiyorsunuz.&lt;/div&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-SlCjb9Z60_g/TtI99AwC47I/AAAAAAAAAlk/bQkOHP2kQ0g/s320/PA130322.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5679670198450447282" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px; " /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Inttisitsit (İngilizce'de "Army Sitsit") dediğimiz ordu temalı sitsite gittim ben. Uluslararası sitsitler de olabiliyor, davetliler uluslararası öğrenciler oluyor bunlarda. Benim gittiğim gerçek bir Fin sitsitiydi; mekana girdiğimizde kapıdaki çocuk bizi görür görmez "hee yabancı arkadaşlarımız sizsiniz demek" diyip çat diye isimlerimizi buldu listede (davetliler: 37 tanımadığım Fin + ben + İspanyol arkadaşım + Avustralyalı arkadaşım). anlayacağınız kültür şoku yaşamak için kaşındım resmen. İlk 1 saat biraz sıradan geçse de sonra eğlenmeye başlıyorsunuz. Tabi toplam eğlence biraz da katılımcıların eğlencelilik katsayısıyla doğru orantılı (evet mühendisim, herşeyi denkleme çevirebilirim). Dışarı çkıp asker gibi sıraya girdik, asker şapkaları taktık, tabi onlarca ordu konseptli şarkılar söyledik (2 ay boyunca Fince şarkı söylemek istemiyorum). Finlandiya'da öğrenci olan herkesi edinmesi gereken bir deneyim bence.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-UoMfMAhNkrE/TtI-XYyNdsI/AAAAAAAAAlw/JLztM-ec84E/s320/PA130340.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5679670651578578626" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px; " /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sitsit'ten edindiğim bir gözlem daha var: Finlerle kaynaşmak biraz zor. Biz 3 yabancı kızı masalardan birinin en ucuna oturttular, bir Allah'ın kulu da gelip konuşmadı bizimle yemek sonuna kadar. Yemekten sonra millet iyice açılıp gevşeyince, bir sauna turu yaptıktan sonra bizimle konuşabilmek akıllarına geldi; o da biz ilk adımı attığımız için. Aslında bunu burada 3 yıldır yaşayan bir arkadaşımla tartıştım; bana olayı kişisel algılamamam gerektiğini söyledi. Biraz Finlerin tarih boyunca yaşadıkları, biraz eğitim sistemleri derken böyle bir toplum çıkıyor karşınıza. Şahsen ben çok sorun etmiyorum; özlerinde şirin insanlar olduklarından da şüphem yok. Ama çok az biraz daha misafirperver bir yaklaşım beklerdim, hele de üniversite içindeki bir öğrenci etkinliği olduğunu düşünürsek...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-Cl0IJMA3Jm0/TtI-qSeyuTI/AAAAAAAAAl8/Iyk8QEbrecw/s320/PA130343.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5679670976304036146" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px; " /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Muhtemelen yeni yazılarım olacak Finlandiya hakkında, ilginç deneyimlerimi paylaşıyor olacağım (Bunu bana hatırlatan sevgili Saygın'a da teşekkürlerimi sunarım (= ).&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-6817127203958476329?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/6817127203958476329/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=6817127203958476329' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/6817127203958476329'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/6817127203958476329'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2011/10/asker-oldum-finlandiyada.html' title='Asker oldum Finlandiya&apos;da...'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-SlCjb9Z60_g/TtI99AwC47I/AAAAAAAAAlk/bQkOHP2kQ0g/s72-c/PA130322.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-5709565452850222554</id><published>2011-08-30T20:09:00.005+03:00</published><updated>2011-08-30T20:38:54.495+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalnız'/><title type='text'>Damlalar da yalnız...</title><content type='html'>&lt;div&gt;Dışarıda yağmur var, hızlı hızlı düşüyor milyonlarca damla yere. Akşamın son ışıklarını kara bulutlar engelliyor; evin içi karanlık gibi. Evde yalnızım; bu hoşuma gidiyor. Evde yalnız kaldığım zamanları sevmişimdir; 1 aydan fazla yalnız yaşamadığımdan belki de. Bu sahte bir yalnızlık zaten; asıl olan içimizdeki...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Son günlerimi gözlem yaparak geçirmeye çalışıyorum beynim elverdiğince. Stresten ve belirsiz bekleyişlerden artık beynim de yeni şeyler kabul etmemeye başladı ya, idare ediyorum işte. İnsanları gözlüyorum, benim için yeni olan bir kültürü özümsemeye çalışıyorum. Öğrencileri, dilencileri, otobüs şoförlerini, çocukları, anneleri gözlüyorum. Geleceğimle ilgili meraklarım olduğundan belki de, toplumun çeşitli yerlerinde kadınları gözlüyorum bolca. Kendi ayakları üstünde durabilen Fin kadınlarını görüyorum sanırım. Gerçekten öyle mi henüz kestiremesem de araştırmalar bunu benim yerime söylüyor zaten. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çevremizdekilerden "o çok güçlü biri, kendi ayakları üstünde duruyor yıllardır" gibi övgüler aldığımızda koltuklarımız kabarır. Her adımını kendin atmışsındır, her yere kendin gidip gelmişsindir, düzenini kendin kurmuşsundur, herşeyin peşinde tek başına koşturmuşsundur. E dolayısıyla da güçlenmişsindir, bunda şaşılacak bir şey yok. Ama neden bunları hep tek başına yapmak zorunda kaldığını düşündüğünde o güç kalmıyor, yerini acz alıyor. İşler ağır geldiğinden değil, işleri tek başına yapmak zorunda olmanın manevi yükü ağır olduğundan. Yapılacaklar listesindeki herşeyi tamamlayıp akşam koltuğa oturduğunuzda bunun kimsenin umrunda olmamasından. Kendi kendine yetme duygusunun size yetmediği andır işte bu. Kendi kendimize yetebilmek ama yetmek zorunda kalmamak istiyoruz çünkü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Helsinki sokaklarının usul usul ıslanışını izliyorum penceremden, damlalar da tek başlarına iniyor. Damlalardan feyz alacağım sanırım, tüm kalp kırıklarına ve yalnızlıklara rağmen. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-5709565452850222554?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/5709565452850222554/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=5709565452850222554' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/5709565452850222554'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/5709565452850222554'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2011/08/damlalar-da-yalnz.html' title='Damlalar da yalnız...'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-7764207319168076302</id><published>2011-08-05T22:59:00.004+03:00</published><updated>2011-08-05T23:15:54.279+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='master'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yurtdışı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='finlandiya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='espoo'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yurt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oturma izni'/><title type='text'>Espoo'ya yerleşmeden...</title><content type='html'>Arkadaş yurtdışına okumaya gitmek ne büyük dertmiş. Başvuruydu kabul almasıydı falan en kolay kısmıymış meğer. Gitmesi ve yerleşmesi çok çok büyük bir problem; tecrübe ettikçe görüyorum. He bir de bavul toplaması var ki, hayatımdan bezdirdi beni :(&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aslında bu konu üzerine detaylı bir yazı yazmam çok daha faydalı olacaktır ama şu an için sadece özet geçebileceğim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Finlandiya'ya lisans/yüksek lisans eğitimi için gidiyorsanız (başka bir Avrupa ülkesi de olabilir, benzer süreçlerden geçiliyor hepsinde) oturma izni ve konaklama işlerinizi kesinlikle önden halledin. Ben Finlandiya'da Aalto University School of Technology and Science'ta yüksek lisans yapacağım Eylül 2011'den itibaren. Oturma izni başvurumu Haziran'ın son haftası yaptım; 1.5 ay geçmesine rağmen hala geri dönüş alamadım. Gerçi benden önce başvuranlara da cevap verilmedi; ama sonuçta korku içinde beklemek istemiyorsanız başvurularınızı kesinlikle erken yapın. Başvuru için gerekli belgeleri de iyice araştırıp önden hazırlamayı unutmayın. Aksi takdirde hem gecikme yaşarsınız, hem de konsoloslukta sıra bekler durursunuz. (Oturma izni için adınıza açılmış bir hesapta para gösterilmesi gerektiğini konsoloslukta sıra beklerken öğrenen öğrencinin yüz ifadesini hala unutmadığım için yazıyorum bunu...).&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir diğer problem konaklama. Yurtta kalmak istiyorsanız HOAS ve AYY var; ama bunlar kesinlikle garantili değil. Çıkmama ihtimalleri çok yüksek olduğu için eve çıkma alternatifini kesinlikle düşünmeniz gerekli. Yanına ev arkadaşı arayan ya da kendisiyle benzer durumda olanlarla anlaşıp eve çıkmayı düşünen bolca yabancı öğrenci oluyor. finlandforum, lyyra.fi, aalto.kassi.org, okroommate.com adreslerden bunları araştırabilirsiniz. Ben de yurt düşünüyordum ama aylardır sonuç alamadığım yurt başvurularımın durumu gereği ev alternatifine yöneldim. Facebook/twitterdaki grupları da takip etmeyi unutmayın; özellikle facebook'taki gruplar oldukça yardımcı oluyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çok açıklayıcı olmasa da fikir verici olması amacıyla birer paragrafta açıkladım durumu. Umarım sizler yukarıda bahsi geçen durumları yaşamadan rahatça işlerinizi halledebilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-7764207319168076302?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/7764207319168076302/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=7764207319168076302' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/7764207319168076302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/7764207319168076302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2011/08/espooya-yerlesmeden.html' title='Espoo&apos;ya yerleşmeden...'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-5392847756779504665</id><published>2011-06-09T23:15:00.002+03:00</published><updated>2011-06-09T23:22:02.305+03:00</updated><title type='text'>İçimizde kalmasın</title><content type='html'>Birçok fırsatı kaçırdım, hep risk almaktan korktuğum için. Bunu daha önce de yazmıştım, evet. Ders aldığımı iddia etmiştim; bu hataya bir daha düşmem demiştim. Düştüm, aynı şekilde. İçimden geçenleri söylemedim, korktuğum için. Kaybedeceklerim olduğunu düşündüm itiraf edersem; aslında onlar kayıp değildi ama bunu bilmem adım atmama yetmedi.&lt;br /&gt;Kızgın mısınız, aşık mısınız, nefret mi ediyorsunuz? Ne olursa olsun söyleyin karşınızdakine. İçinizde tutmanın kimseye faydası yok, aksine zararı var. İçinizde hislerinizi biriktirip bomba haline getireceğinize, söyleyip sonucunu görün.&lt;br /&gt;Bugün dilimin ucuna gelenlerin hiçbirini söylemedim karşımdakine; şu an zararını görüyorum, görmeye de devam edeceğim günlerce. Belki uzun zamandır beklediğim anı yakalayacaktım, elimin tersiyle ittim korkularım yüzünden. Siz itmeyin, yoksa aynen benim gibi sürünmeye devam edersiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-5392847756779504665?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/5392847756779504665/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=5392847756779504665' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/5392847756779504665'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/5392847756779504665'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2011/06/icimizde-kalmasn.html' title='İçimizde kalmasın'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-1771106472076652809</id><published>2011-05-18T00:29:00.002+03:00</published><updated>2011-05-18T01:27:17.674+03:00</updated><title type='text'>Korktum da n'oldu?</title><content type='html'>&lt;div&gt;İnsanoğlu bir değil, her birimizin kendine has özellikleri var. Ben çalışkanım, sen hükmetmeyi seversin, o sakindir, kimisi neleri kaçırdığını göremeyecek kadar kör ve salaktır, vb. Ama hepimizde bazı özellikler temel gereksinimlerimizi görecek kadar olmalı en azından; mesela cesaret. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gönlümüzden bir sürü şey geçiyor, kimilerini gerçekleştirmek çok kolayken kimileri için bazı fedakarlıklarda bulunmak ya da bazı riskler almak gerekiyor. Tabi cesaret gösterip gerekli adımları atmazsanız da o gönlünüzden geçen her ne ise hayallerinize hapsoluyor. 1 sene boyunca peşinden koştuğunuz çocuğa sırf korkunuzdan hislerinizi ifade edemediğiniz olmadı mı? Benim oldu; üzüldüğüm şudur ki o da benimle aynı durumda olmasına rağmen ikimiz de gerekli cesareti gösteremediğimiz için hayat farklı yönlere savurdu bizi. Ya da, "beni zaten beğenmezler" diye düşünüp başvuramadığınız iş/okul yok mu? Benim var; başvursaydım alınacağımdan şu an emin olduğum  ama o zaman mevcut düzenimi bozmaya cesaret edemediğim için kaçırdığım bir program var. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi tüm cesaretsiz davranışlarım için kendime kızıyorum; aldığım kararlarda yine korkaklığım ya da üşengeçliğim etki gösterir gibi olursa yok sayıyorum artık, daha fazla şey kaçırmamak için hayattan. Tabi bu yaklaşımı hayatınızla ilgili büyük kararlar alırken de sergiliyorsanız, bu durum bir iç huzursuzluk yaratabiliyor. Bir dönemin sonuna gelip, yeni bir dönemin başladığını hissedince oluşan bir garip huzursuzluk... Ama burada da bir çıkış noktası var: Şu ana kadar da yeni başlangıç olarak kabul ettiğim değişimler aslında hiçbir şeymiş, hiçbir şey olmasa da az birşeymiş. Hepsinin başlangıç noktası bakış açısı, olayları gözünde büyütme meselesi yani. İşte bunu bilince kendini hazırlamak kısmen kolaylaşıyor, yeni yollar çizerken daha cesur davranıyor insan. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben de yollarımı yeniden belirleme çabasındayım bu sıralar. Her ne kadar bakış açısını yumuşatsa da insan, ilk yarının sonuna gelmiş gibi hissetmek garip. Sizi daha güzel şeylerin beklediğini bilseniz bile, istemeyerek de olsa -eğer gerekiyorsa- şu an elinizde olanları geride bırakabilecek kadar cesur olabilmeliyiz bazen. Eğer bu cesareti göstermezseniz, en iyi ihtimalle monoton bir hayatınız olur; daha da kötüsü hiçbir gayenize ulaşamazsınız.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-1771106472076652809?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/1771106472076652809/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=1771106472076652809' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1771106472076652809'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1771106472076652809'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2011/05/korktum-da-noldu.html' title='Korktum da n&apos;oldu?'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-4395331729642414605</id><published>2011-05-10T22:52:00.003+03:00</published><updated>2011-05-10T23:15:54.111+03:00</updated><title type='text'>7/24</title><content type='html'>Blog dünyasına geri döndüğümden beri sadece müzikle ilgili yazdığımın farkındayım, vallahi spontane oluyor. Zaten bu sefer bahsedeceğim şarkı önceliklerle kesinlikle alakasız; hatta bu yazımdan sonra yazılarımı daha da okumazsınız diye tahmin ediyorum. Neden mi? Zevklerimden korkmaya başlama ihtimaliniz var çünkü.&lt;br /&gt;&lt;iframe width="425" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/gcLGGRdPziE" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ramadan 'ı gecenin bir yarısında bu klibiyle tanımıştım. Hayatımda çok şey değişmedi tabi ama ev arkadaşım (bilenler için ekürim) ile şoka girmemize yetti. Ardından şarkıyı art arda 5-6 kez izledik sanırım. Klibi bir kenara atıp -ki Ramadan'ın sarışın halini ve denizcileri çok beğeniyoruz =)- şarkının gayet de güzel olduğuna karar verdik. Evde şu an bunu dinleyerek kopuyorum hatta, o derece :D &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Depeche Mode ya da Pet Shop Boys'u severek dinliyorsanız bunu da seveceksiniz; ben bu türden pek anlamasam da pek bir başarılı buldum şarkıyı.  Hatta konusu gelmişken, bunu beğenirseniz Bon Mod'u da youtube'da bir aratın derim; onlar da gayet iyiler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Güzel/iyi olana hakkını vermeli, onun için bu şarkıya da burada yer verdim. Herkese iyi kopmalar :)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-4395331729642414605?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/4395331729642414605/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=4395331729642414605' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/4395331729642414605'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/4395331729642414605'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2011/05/724.html' title='7/24'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/gcLGGRdPziE/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-1635771757426624981</id><published>2011-05-02T00:14:00.003+03:00</published><updated>2011-05-02T00:33:23.373+03:00</updated><title type='text'>La Alegria</title><content type='html'>Son günlerde hep müzikle ilgili yazıyorum; nedeni keşfettiğim şarkılar. Bu sefer de konumuz Yasmin Levy.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yasmin Levy'yi Naci en Alamo'yla tanıdım, "güzel söylüyormuş ablamız" demiştim. Zaten kısa bir flamenko geçmişim olduğu için tarzına hiç yabancılık duymadım, bayağı da hoşuma gitti stili. Aslında şarkılarını pek bilmiyordum, keşke o zaman bir araştırıp dinlemeye başlasaymışım. Geçenlerde "La Alegria"yı dinledim, şu güne kadar nasıl dinlememişim diye pişmanlıktan yerlere atıyorum kendimi. Şarkımızı &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=-ngM6GOlGa4&amp;amp;feature=share"&gt;buradan &lt;/a&gt;dinleyebilirsiniz, taşıdığı hüznü ve aşkı tarif etmek biraz zor. Sözlerine bakınca şarkının ne kadar derin olduğunu biraz daha hissediyor insan:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 18px; "&gt;yo bebo y bebo y bebo para olvidarte&lt;br /&gt;yo duermo y duermo y duermo para no pensar&lt;br /&gt;maldito mundo&lt;br /&gt;vivir para pagar por el pecado de amarte&lt;br /&gt;maldita tu&lt;br /&gt;sueltame&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;te digo que vida no tengo&lt;br /&gt;y es por tu culpa&lt;br /&gt;las noches igual que los días&lt;br /&gt;de soledad&lt;br /&gt;oh dio mio&lt;br /&gt;ayúdame para matar este amor&lt;br /&gt;que está en mi corazón&lt;br /&gt;bendito dio sálvame&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;solo caminando en el camino de este mundo&lt;br /&gt;y no tengo más fuerza para luchar&lt;br /&gt;pensaba que amarte fue el remedio del dolor&lt;br /&gt;pero el dolor se hizo grande más y más&lt;br /&gt;te dejo para siempre vida mia no te olvides&lt;br /&gt;que soy hombre que existe para ti&lt;br /&gt;y el cante de mi vida te regalo para siempre&lt;br /&gt;hasta que llegue el día del morir&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 18px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Az buçuk öğrendiğim İspanyolca'yı da unuttuğum için tabi sözlerin çevirisine de ihtiyaç duydum =)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 18px; "&gt;i drink and drink and drink&lt;br /&gt;to forget you&lt;br /&gt;i sleep and sleep and sleep&lt;br /&gt;so i don't have to think.&lt;br /&gt;damned be the world,&lt;br /&gt;i live to pay for the sin of loving you.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;i leave you forever, my love&lt;br /&gt;but don't forget that i exist only for you&lt;br /&gt;and i give you the song of my life as a present&lt;br /&gt;forever... until i die&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi ilk işim ablamızın tüm şarkılarını ezberlemek ve ilk fırsatta konserine gitmek olacak. Şiddetle tavsiye ediyorum, flamenkoya da ilginiz varsa kesin dinlenmesi gereken bir sanatçı. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-1635771757426624981?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/1635771757426624981/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=1635771757426624981' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1635771757426624981'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1635771757426624981'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2011/05/la-alegria.html' title='La Alegria'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-8987499960124428136</id><published>2011-04-26T01:15:00.006+03:00</published><updated>2011-04-27T02:30:05.597+03:00</updated><title type='text'>Bıraktım kendimi, dinliyorum...</title><content type='html'>&lt;div&gt;Doğduk, annemiz ninnilerle uyuttu bizi. Biraz büyüdük, kumandayı  kapıp evde çığlıklar atmaya başladık. Gençlik çağına geldik, dişimizle tırnağımızla artırdığımız paralarımızı konser ve albümlere yatırdık. Hayatımızda bazı kayıplar oldu bazen, ağıtlar yaktık arkasından. Müzik hep vardı hayatımızda bir şekilde.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bazen bulunduğumuz ortama ait hissetmedik kendimizi, daha ideal köşeler canlandırdık kafamızda. Belki sevgimizi sunduk, sunduklarımız ortada sahipsiz kaldı. İç dünyamızda ne dönerse dönsün, hep şarkılarla kuvvetlendi duygularımız ya da zihnimiz. Altta listeleyeceğim şarkılar da işte beni böyle uçuranlardan bazıları. Kimileri daha da hüzünlendiren, kimileri ise mutluluk aşılayan cinsten.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;El Cordobes - Pierre Sellin&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Önceki yazımda da bahsetmiştim bu şarkıdan. Şarkının başında arenadayız, sonrası ise sizin tercihinize kalmış. Ben kendimi yeşilçam filmlerinde buluyorum nedense, uzun kirpikleri ve iri gözleriyle Türkan Şoray canlanıveriyor gözümde. Sonra ise o havadan kurtulup şarkının hüznü kaplıyor beni, yalnız yolculuklar için birebir bu şarkı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;Ending Credits - Opeth&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Hiç söz olmadan bir his bu kadar başarılı verilebilir dinleyiciye. Şarkı biterken siz de bitiyorsunuz, herşey tükeniyor bir anda. Bitişi hissettikçe, şarkıyı başa alıp siz de yeni bir başlangıç yapıyorsunuz. Hayatın döngüsünü hissediyorum resmen bu parçayla.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;Maria Mena - Just Hold Me&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'times new roman'; "&gt;Herhangi bir şarkı gibi görünüyor ilk bakışta ama, aslında sözleri oldukça sade ve duru. "&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;And why can't you just hold me, And how come it is so hard &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'times new roman'; "&gt;" demiyor mu Maria, o anda benimle konuşmayın çünkü sizi dinlemiyor olurum. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;Still Loving You - Scorpions&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Gün ağarmaya başlamış, gökyüzünde gittikçe tonu açılan mavilik belirmiştir. Muhtemelen o saate kadar ya proje yapılmıştır, ya da vatan millet kurtarılmıştır halının üzerinde. İşte hal böyle iken, camdan dışarısı izlenirken dinlenebilecek en iyi şarkılardan biri. Yalnız biraz tehlikelidir; dertliyseniz sizi üzüntünüze biraz daha gömer, hatta gözyaşları saklandıkları yerden çıkar meydana (ekürimle yaşadık, oradan biliyorum). Ama bu durumdayken iki kişiyseniz, birbirinizin derdine daha da ortak olur, üzüntünüzün içinde biraz daha boğulsanız da birbirinizi kurtarıyor olursunuz. Kısacası biten gecenin ve geçen günlerin hüznünü perçinler, ama burnunuzun dibindeki desteği ve yoldaşı da gözünüze sokarak mutluluk aşılar bir yandan.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;Space-Dye Vest - Dream Theater&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Daha şarkı başlarken vuruluyorsunuz zaten. Bitişe yaklaştıkça biraz daha öldürüyor, en sonda da en ağır sözler geliyor:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(101, 101, 101); line-height: 23px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;And I'll smile and I'll learn to pretend&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(101, 101, 101); line-height: 23px; "&gt;And I'll never be open again&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(101, 101, 101); line-height: 23px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(101, 101, 101); line-height: 23px; "&gt;And I'll have no more dreams to defend&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(101, 101, 101); line-height: 23px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;And I'll never be open again&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Başka söze ne hacet...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;To Bid You Farewell - Opeth&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Şarkının her bir bölümü ayrı güzel. "As I am falling again" dedikten sonra yavaş yavaş düşüyorsunuz, boşlukta bekliyorsunuz. Ardından ise söylenen yalana ve çabalarınızın karşılıksız kalışına isyan başlıyor, orada kopuyor zincirler. Bu şarkıyı bir arkadaşım sayesinde keşfettiğimde, 3-4 saat boyunca aralıksız art arda dinlemiştim, o derece sapıklamıştı durumum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;November Rain - Guns N' Roses&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'times new roman'; "&gt;"&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Sometimes I need some time...all alone&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Everybody needs some time...on their own&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Don't you know you need some time...all alon&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;e&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large; "&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Sözlerin tamamı çok net ve gerçek, özellikle de şu üç dize en sevdiğim kısmı. Çoğu zaman atladığım/atladığımız bir gereksinimi çok güzel vurguluyor. Bir de şarkının bitişi var tabi, dinle dinle doyamıyorum şahsen.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;Somewhere Over the Rainbow - Israel Kamakawiwo'ole&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Yaz gelir, yeşil erikler artık ağaçlardan toplanacak kıvama gelmiştir. İşte o zaman kulağımda kulaklık, bu şarkıyı dinleyerek başlarım erik ziyafetine. Şarkıda mavi kuşlar uçuyor, ben de onlarla uçuyorum o güneşli günde. Kışın en uyuz gününde bile bunu dinlerken kendinizi sahilde hissedebilirsiniz, hatta 50 İlk Öpücük filminde bir karakter de olabilirsiniz, malum bu şarkı o filmin soundtrack'lerinden. Ek olarak, uyumadan önce de dinlenesi bir şarkı bu, içinizi huzur kaplamış bir şekilde uyumanızı sağlar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 19px; "&gt;Comptine D'un Autre Ete-L'Apres Midi&lt;/span&gt; - Yann Tiersen&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal; "&gt;Huzur dolu bir bahar ya da yaz sabahı gibi, nitekim şarkının adı &lt;span class="Apple-style-span" &gt;"nursery rhyme of another summer: the afternoon&lt;/span&gt;" olarak çevrilmiş, yani "başka bir yazın tekerlemesi: öğleden sonrası". İnsanı dinlendirirken alıp götürüyor sahile ya da yemyeşil bir bahçeye anında.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;Everything to Lose - Dido&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Kabul, buna kesinlikle sıradan bir parça diyebilirsiniz. Aslında nakaratı tam uçup gitmelik. Bu şarkıyı evde son ses dinlerken göklere yükselmiş hissi veriyor insana. Her ne kadar sözler sevgiliye yazılmış olsa da, ayrılık sonrası ya da yalnızlık için daha uygun bir havası var müziğinin sanki, en azından bendeki etkisi o şekilde artmıştı. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;Is This Love - Whitesnake&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Bu şarkıdaki "Is this love" vurguları çok hoşuma gidiyor, Gece yarısı herkes kabuğuna çekildiğinde, kendinizle baş başayken iyi gidiyor bu parça, gerçekten "this must be love" diyebilmek istiyor insan dinledikçe.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şarkılar tarz olarak birbirinden oldukça bağımsız, ama son 10 ayıma baktığımda favori şarkılar listemden hiç eksik olmamışlar. Bu listedekilere eklenebilecek çok şarkı var aslında, ama bir yazı için bu kadarı bile fazla tabi, umarım sizlerin de hoşuna gider.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-8987499960124428136?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/8987499960124428136/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=8987499960124428136' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/8987499960124428136'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/8987499960124428136'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2011/04/braktm-kendimi-dinliyorum.html' title='Bıraktım kendimi, dinliyorum...'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-2578284505333574929</id><published>2011-04-25T23:25:00.002+03:00</published><updated>2011-04-26T00:04:09.338+03:00</updated><title type='text'>Matadorun Müziği</title><content type='html'>Yüzyıllardır yazmıyor gibiyim. En zevkli uğraşımı geçici işler uğruna bırakmışım resmen, neyse ki doğru yolu buluyorum yeniden. Bu ani geri dönüş de çok özel bir şarkı sayesinde oldu.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Chez Vouz, Fransız Sokağı'nda şirin bir restaurant. Güzel müzik eşliğinde sakin bir sohbet için biçilmiş kaftan diyebiliriz, şiddetle tavsiye ediyorum. Aslında etrafındaki mekanlar Ankara'nın 7. cadde kafelerini aratmayan, birbirinin kopyası anlamsız yerler gibi görünüyor ama Chez Vouz sıyrılmış resmen aralarından. Ama burayı benim gözümde ayıran ise fonda dinlediğimiz müzik. Playlist'in içeriğini paylaşmayacağım, çünkü şarkıları mekanın işletmecisinden zar zor(?!) kaptım. Ama biri var ki, dinlerken mest oluyorum: El Cordobes.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bazı şarkılar vardır, kafanızda o an neler dönüyor olursa olsun, bir anda sizi alır uçurur kendi alemine, şarkının içinde bulursunuz kendinizi. İşte bu da o şarkılardan biri. Hem yıllar öncesine sürükledi beni, hem de azıcık hüzün taşıyan bir huzurla doldurdu içimi zaman kavramını yok ederek; garip kısacası. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şarkıyı &lt;a href="http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/9463/"&gt;şuradan&lt;/a&gt; dinleyebilir, &lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?dbbk=1&amp;amp;t=el%20cordobes"&gt;buradan&lt;/a&gt; da kutsal bilgi kaynağındaki ayrıntılarını okuyabilirsiniz. O değil de, sanırım bu özel şarkılarımın bir listesini yapıp burada paylaşacağım, an itibariyle karar verdim.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-2578284505333574929?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/2578284505333574929/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=2578284505333574929' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/2578284505333574929'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/2578284505333574929'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2011/04/matadorun-muzigi.html' title='Matadorun Müziği'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-1976965149767326868</id><published>2010-01-07T21:30:00.006+02:00</published><updated>2010-01-07T22:57:16.089+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='haberin var mı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sony playstation 3'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ntv'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hediye'/><title type='text'>Haberin var mı Ntv'nin umursamazlığından?</title><content type='html'>Son 1 ay içinde ne öğrendim? Televizyon kanallarına güven olmayacağını. Daha daraltayım, hediye kazanırsanız sizi gönderim zamanı ile ilgili avutmalarına inanmamamız gerektiğini öğrendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık iki buçuk ay önce Ntv'de "Haberin var mı?" adlı yarışmaya katıldım. O günden beri de kazanmış olduğum Sony Playstation 3'ümü bekliyorum. Kazandığımın ertesi günü telefonda sordum ne zaman gelir diye ntv'deki bayana, "2 hafta içinde yollarız" dedi yanlış hatırlamıyorsam. "Vaaay ne kadar hızlı" diye geçirdim içimden, tabi yanlış yargıya varmışım meğer. Bekleyiş o bekleyiş... Bir kere daha aradım o telefon görüşmesinden 3 hafta sonra Haberin var mı'yı. Yine "1 haftaya yollayacağız, biz sizi kargo yollanmadan önce ararız" dedi ntv'den bir bayan. O bir hafta da geçti, üstüne biraz daha geçti. Sonra hediye kazanan başka birinden öğrendim ki 2 aya anca yollanırmış, daha doğrusu ona telefonda öyle demişler ki o da beklemede şu an zaten :D Baktım ben kazanalı 2 ayı da geçti, dedim bir arayayım ntv'yi yine. Telefondaki diyalog şuna benzer birşey oldu ana hatlarıyla:&lt;br /&gt;Ben: Ben 2 ay önce ps3 kazanmıştım ama hala gelmedi.&lt;br /&gt;Haberin var mı: Gelecek hafta içinde yollayacağız Elif Hanım.&lt;br /&gt;Ben: Geçen sefer de böyle demiştiniz. Her aramamda böyle dendi ama hala gelmedi.&lt;br /&gt;Haberin var mı: Yılbaşı öncesinde stoklarda sorun çıkmış olabilir.&lt;br /&gt;(Not: Benim bundan önceki görüşmem yılbaşından 1 ay öncesine tekabül ediyor, maşallah ne sorunmuş)&lt;br /&gt;Ben: Yani haftaya yollanır diyorsunuz?&lt;br /&gt;Haberin var mı: Evet. Biz sizi zaten yollamadan önce ararız.&lt;br /&gt;Ben: (dumur olmuş bir surat) Peki o zaman, bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle gereksiz yere ısrarcı olmayı seven biri değilim. Telefondaki bayan benim ne demeye çalıştığımı çok iyi anladı (diye umuyorum), daha da üstüne laf saymakla uğraşamadım o an. Ama artık yuh demek istiyorum Haberin var mı ekibine; ya adam gibi söyleyin hediyeniz gecikebilir diye, ya da yollayın! Olay artık arabada tatile giderken yol boyunca annesinin başının etini yiyen çocuğa döndü.&lt;br /&gt;-Anne daha ne kadar kaldı?&lt;br /&gt;-2 tepecik daha geçince Halenur.&lt;br /&gt;-Peki.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;-Anne ne zaman gelicez?&lt;br /&gt;-Şu tepeyi de geçince Halenur.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;-Anne daha gelmedik mi?&lt;br /&gt;-3 tane daha tepe var, ondan sonra Halenur.&lt;br /&gt;-!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esefle kınıyorum seni ntv &amp;amp; haberin var mı. Tüm sömestr hayallerimi yıktın, bir de yüzsüzce haftaya yollarım diyorsun hala...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-1976965149767326868?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/1976965149767326868/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=1976965149767326868' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1976965149767326868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1976965149767326868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2010/01/haberin-var-m-ntvnin-umursamazlgndan.html' title='Haberin var mı Ntv&apos;nin umursamazlığından?'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-8171739803700725460</id><published>2009-12-31T04:28:00.000+02:00</published><updated>2009-12-31T04:30:20.054+02:00</updated><title type='text'>4 yıl biterken...</title><content type='html'>2006 Eylül… 2009 Aralık… (hatta 2010 Haziran’a kadar da yolu var). Kocaman 4 yıl, insan ömrünün en renkli dönemine denk gelen dört yıl. Gülüşler, göz yaşları, paylaşılan onlarca anı… Tüm bu anılarıma dahil olan, ve duygularını alttaki yazılarda benimle paylaşan arkadaşlarıma teşekkürler, hepinizi seviyorum =)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Birbirimizin büyümesini izledik resmen. Daha küçücüktük geldiğimizde, karşılaşacaklarımızdan habersiz. Bir günümüz diğerini tutmadı, hepsi farklı şeyler öğretti hayata dair. Nerden bilebilirdik ki içtiğimiz kahvenin “kabahat” olduğunu, gittiğimiz mekânın bir gün evimiz gibi olacağını, Burger’da ranch sosun biteceğini, bahar şenliklerinde çok yorulduğumuz(!) için yardımsız yurda gelemeyeceğimizi, morun senin rengin olduğunu, sabahın ilk ışıklarının günün başlangıcını değil de bitişini ifade edeceğini… Ağladığımız zaman sel yarattığımız, güldüğümüz zaman diğer odalardan bolca küfür yediğimiz zamanların ve gelecekte yaşayacaklarımızın şerefine diyorum Eküri:) İkizin :p&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Elif'im flamenkonun yükselen yıldızı, reginayın biricik üyesi arkadaşım. Hep neşe dolu, en umutsuz hallerde bile umut dolu olan insana umut aşılayan, hiçbir zaman karamsar olduğunu görmediğim reginayım. Her zaman ne istediğini bilen ve onu elde etmek için elinden geleni yapan inatçı bir o kadar da azimli arkadaşım. Hayatta hiçbir şeyin seni alt edemeyeceğinden kendimden emin olmadığım kadar senin için eminim. Yeri geldi birlikte güldük birlikte çılgınlık yaptık en önemlisi hep birlikte beraber ağladık. Birlikte geçirdiğimiz gölgemizin:) hep eğlence olduğu aksamlar hiç bitmesin sürüp gitsin hatta taaa Avrupalara kadar gidip sınırları aşsın yaa;) Birlikte benim dağlara olan tutkumu gidermek için yine Uludağlara gidelim sen de mochanı iç:) Günün her anını her saniyesini her zaman planlayan insan bir sonraki planın hep ben olayım tamam mı, beni hiç ama hiç planlarının içinden çıkarma. Sen çıkarsan bile planlarında olacak insan Kübra:)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Azcık geç oldu tanışmamız bir yıl kadar ama hiç fark etmedi, biz zaten günü 25 saat yaşadığımız için çok kolay arayı kapattık hatta ne kadar sıkı kapattıysak 3 yıldır hiçbir şey ayıramadı bir de üstüne reginae olduk. Önce her şey saatlerce süren telefon muhabbetleriyle başladı (malum sen geveze, dedikodu da bol olunca), sonra baktık böyle zor oluyor tam karşı odamıza taşındınız ki bu bile çözüm olmayabilir; aynı ev şart bize Reginae'ın moru en çok seven, en planlı, en iyi niyetli, en düşünceli, en duygusalı (her an kapıdan ağlayarak gireceksin diye bekliyorum), en flamenkocu, en allakkatör, en iyimser, en sevgi pıtırcığı, canım arkadaşım iyi ki varsın ve iyi ki hep de olacaksın. Daha ne günler yaşayacağız kim bilir gölgeli, gölgesiz, zakkumlu zakkumsuz, zombie yada değil belki çok soğuk bir ülkede belki İstanbul’da (tutkumdur), belki dünyanın diğer ucunda ama illa ki beraber. Telefonum hep everything coming up roses çalacak, anlayacağım ki elüfüm arıyor.Başımda tacım,elimde hep sihirli değneğim olacak sayenizde, bir derdin olduğunda hep koşup geleceğim.Hemen bir gölge yapacağız ne dert kalacak ne keder Elüfüm, iyi ki dostum olmuşsun, seni çok seviyorum ben. Aylün&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Elifff, f'leri neden uzattım hiç söylemedim mesajlarda maillerde hep böyle yazdım, bu şundandır ki Elif diyince yüzüm gülüyor ya ondan bir yansıma olarak bilmiyorum anlamsız da olsa aklımda böyle kaldı değiştiremedim de : ) MT de hep güler yüzlü her zaman merhaba diyen ilgilenen birini görmek çok iyi bir şey tabi benim gibi okula alışmakta zorlanan biri için ve senin ve Ayşe’nin sayesinde daha çabuk alıştım daha rahattım kendime güvenimin gelmişti. Ve data projesi… Ya proje şudur: sabahlama, gecenin geç saatlerine kadar çalışmanın etkisiyle her şeye gülecek kıvama gelme, saçmalama, çalılardan atlayıp gece sanatsal fotoğraflar çekip bol acı soslu pizza eşliğinde çalışma ve ek olarak en önemli eğlenme ki bunları yapmak bile başlı başına eğlence sayılır. Okula geldiğimde mutlu olmak için nedenlerimden biri olduğun için sana teşekkür ederim. Hep hak ettiğin gibi mutlu ol. Hak ediyorsun çünkü mutlu olmayı. Ama bu seni rahat bırakacağım anlamına gelmez. :)) Leve&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ortaokul, lise, üniversite… Eee daha ne kaldı? hayatımızın en önemli yıllarını dip dibe geçirdik be cancan... Şimdi insanlar diyecek hani nerdeydin üniversitede adını duymadık ya hiç? Hadi bee! Üniversite neymiş ya biz üniversiteye kadar öyle güzel, saf günler geçirdik ki son 3 sene aynı bina için de dolanmasak da o günler sayesinde var olan kardeşlik bağı bizi bir arada tuttu hep. Biz senle kardeş olmuşuz be Elifim... Şimdi başlayacak olan günlerinde de bu kardeşliğin var olacağını biliyorum, hatta eminim. Kapına dayanıp, bana teyze diyen küçük cancanlarınla beraber günümüzü gün edeceğiz. Hep beraber, mutluluk içinde. Bahanur&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Şu okulda tanıdığım ilk insan, ilk ve yeri ayrı oda arkadaşım; seni tanımadan önce korkudan ve meraktan ölüyordum nasıl biri acaba bu kız diye. Şimdi gidişine üzülüyorum… Neler yapmadık ki birlikte: en unutulmazı bir üçlü olup actionlı gecelerimizdir ki ben sonu gelsin istememekteyim. Benim yerime bulsanız bile bir üçüncü, aynı hazzı alamazsınız söyleyeyim. Özleneceksin. Arkandan da bir tas su dökeceğim bilesin! Ece&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Elif dedim, bu kadar kafa sallamayalım dedim, çok oynadık biraz oturalım dedim, bu hafta da dışarı çıkmayalım dedim. Haha, kim inanır? Hiçbirini de demedim ki! Ohhh gezdik, eğlendik, yeri geldi dinledik, yeri geldi karaoke yaptık bet sesimizi dinlettik... Aslında biliyor musun beraber bunları yaşamak nasıldı? Muhteşemmm..! Varlığınla mutluluğumu taçlandırdığın her an için Gracias mi guapa latina..! Hep birlikteyiz.. Ceren&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;İşte facebooktaki farmville’in gerçeğini her sene oynayan, kedileri köpecikleri ile beni kıskandıran arkadaşım :) Ayrıca sadece kıskandırmaz Elöf çok güzel insani çalıştırabilir bazen bunu ortağı Ayşe’yi katarak gerçekleştirir. Buzdolabı taşıtır, laptop taşıtır... :P Saka bir yana bunların hiçbiri benim gözümde büyümedi hepsini severek yaptım :) Çünkü sen benim için düşünceleri ve davranışlarıyla en çok değer verdiğim ve ileride de başarılı bir kariyerin olacağına emin olduğum nadir arkadaşlarımdan birisin (ileri görüşlüyümdür bilirsin :)) Zaten evine ziyaretine geleceğim kedilerini, köpeklerini, ineklerini görmeye bilesin özellikle Şerbet’i gelip göreceğim :) Umarım yööt demeyi hiç unutmaz, her zaman başarılı ve mutlu olursun. Yiğit&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Üniversite hayatımı siyah beyazdan renkli televizyona geçiren melek ekibimin esmer olanı. İyi, kötü fark etmeksizin her günün dostu. Üniversite hayatının ufak ufak sona ermek üzere olduğu için üzüntü duyuyorum, hatta bitirmemeni ve buralarda kalmanı pek bir isterdim. Böyle hani vapurlar martılar güzel ya, hayat bir garip ya, işte sen o gariple güzel arasında gidip gelen hayatı dolduran biricik arkadaşımsın. Hep mutlu ol. Berkay&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Zamanın göreceli bir kavram olduğunun kanıtıdır sanırım şu geçen dört sene. Zira o kadar keyifli ve güzeldi ki nasıl geçtiğini anlayamadım bile. Olayların başlangıcına dönersek; ilk tanışmamız muhtemelen MT toplantısı için Zeynep Köksal'da bulunduğumuz soğuk bir Bilkent Akşamı'nda olmuştur. Geçen bu zaman içinde anladım ki masmavi gözlerinin arkasındaki Trakyalı kimliğinle tanımaktan mutlu olduğum, konuşurken çok şey öğrendiğim harikulade bir insansın. Önceliklerini gerek kulüp ortamında gerekse okulda her zaman için doğru belirlemiş, mantığı doğrultusunda davranan, sözünü esirgemeyen, kısacası "aklı başında" olan pek sevgili Frau Büyükcan'a hayatı boyunca mutluluklar dileyip "haydasana be ya" demek istiyorum. Uğur Kart&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bre Elif Kızanım. Yemyeşil gözleriyle beline kadar saçlarıyla bizi bizden alan Elif. Ayşe deyince ilk akla gelen, Elif deyince ilk akla Ayşe’yi getiren insan =) Her ne kadar bilmesen de senin sayende içimde bir Trakya sevgisi oluşmuş durumda =) Seni blogdan tanıdım ben, aslında ne kadar derin, ne kadar ince bir insan olduğunu seni okuyunca anlayabildim. Gönül isterdi ki daha çok şey paylaşalım=) Kısmet değilmiş. İleride çok başarılı müthiş bir iş kadını olacağına dair derin hisler var içimde. Seni o günlerde görebilmek dileğiyle Elifcim. Saygın&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Güzelliğin, kibarlığın ve güler yüzünle hep en sevdiğim arkadaşlarımdan oldun bölümde. Son sene aynı yurtta kalmamız nedeniyle daha çok görüşme fırsatımız oldu. Birlikte ders çalışmamız, mutfak+kat arası sohbetlerimiz hepsi çok keyifli anlardı =) Umarım her şey gönlünce olur… Fatma&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ekürisi Ayşe sayesinde tanıdığım, bölümün en sosyal kızlarından. Seni ve Ayşe’yi daha çok MT organizasyonlarında tanıdık, oradaki alımlı, güzel hallerinizle. Ama kalbin de en az yüzün kadar güzel(özellikle bir ara uçuktan a.jolieye benzeyen halin süperdi), umarım hayatta çok mutlu olursun:) Sinem&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Mütemadiyen geyik yapabilme kapasitesine sahip, durduğumuz yerde bile eğlencenin dibine vurduğumuz harbi insan. İyi ki dört yıl boyunca beraberdik ve okula ilk geldiğimde hissettiğim doğal ortamından uzaklaşmış vahşi tür semptomları beni esir alamadı. MT yemeklerindeki misafirperverliğinizi unutmayacağız efenim. Arigato-ne? Mutlak kesişecek olan yollarımız açık olsun değil mi? GÜLCAN&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Siyam ikizlerinin esmer olanı, Mt’nin vazgeçilmezi güzel kız, kanka insan. 2009'a birlikte merhaba dedik baktım sene bitiyor. 76 çimlerindeki anılarımızı unutmayacağım, kübişin doğum gününü de. Hayatının gözlerin gibi güzel geçmesi dileğiyle. Merve&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Elif, biz hep birlikte az eğlenmedik, kendimizi alışverişe kaptırıp Aykut’la Yiğit’i mağaza kapılarında az bekletmedik. Şimdi bu güzel günlerin sonuna geldik, ama yaptıklarımız güzel birer hatıra olarak çoktan yer etti bile zihnimde. 4 sene boyunca yaşadığımız onca şeyi burada 3-4 satıra sığdırmak çok zor, sen en iyisi Körpe’ye iyi bak, o bizi ve dostluğumuzu sana hatırlatır. Hayatında neşenin hiç eksik olmaması dileğiyle... ESRA&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Elif Hanımın Çiftliği... Benim ileride belli bir yaşı geçtikten sonra gerçekleştirmek istediğim hayalin bir kısmına sen şu anda sahipsin aslında. İçtenliğin, sıcaklığın ve CS organizasyonlarındaki başarın asla görmezden gelinemez. Senin organize ettiğin ve beraberce eğlendiğimiz akşamları hatırlayıp “ah keşke Elif yakınlarda olsa o birşeyler ayarlardı” dememek için umarım ileride uzaklarda olmazsın diyorum. Mutlu, sağlıklı ve başarı dolu bir hayat senin olur inşallah. Haydi eller havaya... Aykut&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Seninle ikinci sınıfta BCC’de digital çalışırken tanışmıştık. Senin gibi sıcakkanlı birine alışmak çok da zor olmadı. Düşünceli davranışların ve kurduğun içten diyaloglarla, hoş sohbetinle herkes tarafından sevilen biriydin seni tanıdığım üç sene boyunca; kuşkusuz öyle olmaya da devam edeceksin. Seninle birlikte olduğumuz zamanları düşünüyorum da: Digitalde aynı eğlenceli sınıftaydık, MT’de birlikte güzel bir dönem geçirdik, tatil zamanında bile sıkıldığımda seninle konuştum, bir de geçen seneki şenlikte birlikte geçen eğlenceli zamanlar. Eğlenmesini iyi bilen ve yanındakileri de eğlendirebilen biri olarak seni tanıdığımdan beri geçen üç sene içinde seninle daha fazla vakit geçirebilmeyi isterdim. Sana başarılı, sağlıklı ve mutlu bir yaşam diliyorum. Umarım geleceğin de gözlerin gibi güzel ve parlak olur. Onur Özcan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Benim tabirimle Gül abla, her türlü ders olayını sorabildiğim, arkadaşlığını sevdiğim, ablalığından şikayetçi olduğum kızcağız. Yusuf&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Toplantılar, organizasyonlar derken az koşturmadık MT yollarında. Proje demeden sınav demeden konuşmacı topladık beraber. Biraz bencil bir dilek olacak ama hayatta hep senin gibi takım arkadaşları diliyorum kendime ve tabi sana da sevgi, başarı ve mutluluklar YK hanım. Ha bu arada güncel dedikoduları kimden dinleyeceğim ben yaa…:) Fatih&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-8171739803700725460?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/8171739803700725460/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=8171739803700725460' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/8171739803700725460'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/8171739803700725460'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2009/12/4-yl-biterken.html' title='4 yıl biterken...'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-5047743313424380886</id><published>2009-11-24T15:05:00.004+02:00</published><updated>2009-11-24T15:31:34.358+02:00</updated><title type='text'>Müzik engel tanımaz...</title><content type='html'>Diyarbakır'da 2. ve 3. sınıf öğrencisi 6 çocuk bir araya gelip bir müzik grubu kurmuş: Grup Heyra. Enstürmanları da bateri, saz, klavye, davul, darbuka. Grubun ismi nereden geliyor derseniz, "Bize hayran olsunlar" diyor grubun bateristi Kenan. Yalnız onların diğer gruplardan farkı yaşları değil sadece, enstürmanlarını kendilerinin yapmış olmaları. Nasıl mı? Tenekeden, salça kutusundan, varilden bateri, davul, darbuka; tahtadan yontulmuş klavye ve saz.&lt;br /&gt;Düğünlerde köylerine gelen orkestraları izlerken heveslenmişler, kendileri de grup kurmaya karar vermişler. Kenan orkestracılardan biraz öğrenmiş bateri çalmayı (Bence bayağı da yol almış; çalarken arada solo bile atıyor). Gerçek enstrümanları alacak paraları da olmayınca, kendi çalgılarını yapmayı düşünmüşler. Bu gençler bayağı ün de yapmış, Beyaz Show'a çıkmışlar. Grup Heyra'nın sahne performansından bir örneği de &lt;a href="http://www.timsah.com/Iste-karsinizda-Grup-Heyra/ZTMrPBLDLgd"&gt;burada&lt;/a&gt; bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;İnsan istedikten sonra bahaneler anlamsız kalıyor; yeter ki kafaya koysun. Ben kendimi onların yerine koyuyorum da, enstrüman olmadan herhalde denemezdim öyle birşeyi. Denesem de bu kadar ilerletmezdim tahminimce. Çocukları gerçekten tebrik ediyorum, kendilerini keşfedip meraklarının peşinden gittikleri için...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-5047743313424380886?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/5047743313424380886/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=5047743313424380886' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/5047743313424380886'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/5047743313424380886'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2009/11/muzik-engel-tanmaz.html' title='Müzik engel tanımaz...'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-567865649129335186</id><published>2009-10-13T23:38:00.005+03:00</published><updated>2009-10-14T00:12:16.706+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dil okulu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='work and travel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yurtdışı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğitim'/><title type='text'>Yurtdışında eğitim deneyimi isteyenlere...</title><content type='html'>Yazın Work&amp;amp;Travel ile Amerika'da muhteşem zaman geçiren arkadaşlarınıza mı özeniyorsunuz? Tüm teknolojik aletleri kendi kazandığınız parayla en ucuza almak mı geçiyor aklınızdan? Filmlerde izlediğiniz tüm güzellikleri bir de canlı canlı görmek için can atmıyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Dil en iyi anavatanında öğrenilir" sözünü hiç duydunuz mu? Hem eğlenin, hem yabancı dil öğrenin, hem farklı kültürlerle tanışın, her ülkeden arkadaş edinin! Yurtdışında dil okuluna giderek tüm bunları kolayca yapabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TOEFL, IELTS, GRE, GMAT, SAT kursu mu arıyorsunuz? Bu sınavlara yurtdışında da hazırlanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lisans, yüksek lisans, doktora eğitiminizi dünyaca ünlü okullarda alabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/StTri6ksDpI/AAAAAAAAAis/8wJMOm_Ci5o/s1600-h/Screenshot-3.png"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 86px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/StTri6ksDpI/AAAAAAAAAis/8wJMOm_Ci5o/s320/Screenshot-3.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5392193638940544658" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kısacası, yurtdışında eğitim alabileceğiniz birçok program var. Omega Yurtdışı Eğitim Danışmanlık işte bu noktada size ücretsiz danışmanlık yaparak yardımcı oluyor. Anlaşmalı olduğu ünlü üniversite, dil okulu ve şirketlerle sizlere birçok fırsat sunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıntılı bilgi için, http://www.omegaegitim.com.tr/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-567865649129335186?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/567865649129335186/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=567865649129335186' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/567865649129335186'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/567865649129335186'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2009/10/yurtdsnda-egitim-deneyimi-isteyenlere.html' title='Yurtdışında eğitim deneyimi isteyenlere...'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/StTri6ksDpI/AAAAAAAAAis/8wJMOm_Ci5o/s72-c/Screenshot-3.png' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-5876462432390542329</id><published>2009-10-08T22:57:00.009+03:00</published><updated>2009-10-08T23:30:19.888+03:00</updated><title type='text'>Kreatif (!)</title><content type='html'>Haber okumaktan nefret ediyorum; içim karardığı için. Bir yandan da eğleniyorum, garip garip anlamsız olaylara rastladığım için. Enteresanlık örneği iki konu var bu yazıda da...&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/Ss5HuQa6q0I/AAAAAAAAAiU/rq9Wg6-Fwvo/s1600-h/19.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 234px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/Ss5HuQa6q0I/AAAAAAAAAiU/rq9Wg6-Fwvo/s320/19.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5390324664016481090" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"____", kelime anlamıyla toplumun tüketim trendlerini belirleyen tüketim anlayışı olarak tanımlanılmaktadır. "____" bununla beraber, İtalyanca'da değişiklik gereksinimi veya süslenme özentisiyle toplum yaşamına giren geçici yenilik olarak geçmektedir. Bir diğer anlamı da, belirli bir süre etkin olan toplumsal beğeni, bir şeye karşı gösterilen aşırı düşkünlüktür.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vikipedi'den alınan bu tanımda boşluğu dolduran sözcük tabi ki &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;moda&lt;/span&gt;. Bir de &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;tarz&lt;/span&gt; var, TDK'nın &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Özel oluş veya davranış biçimi, üslup, stil, janr"&lt;/span&gt; olarak tanımladığı. E bunların oluşumda önemli rollerden biri de tasarımcılarda haliyle. Yaratıcılıklarını, hayalgüçlerini tasarımlarına döküyorlar. Döküyorlar da, bazıları iyice abartmış bence. Tamam her tasarım günlük hayatta kullanılsın amacıyla yapılmıyor da, suyunu çıkartmamak lazım yaratıcılığın. Biz ince topuklu ayakkabılardan bile şikayetçiyken, bu mankenler o podyumda kim bilir neler geçirdi içinden...&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/Ss5ISzMbeqI/AAAAAAAAAic/TD6DajPnxJQ/s1600-h/16.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/Ss5ISzMbeqI/AAAAAAAAAic/TD6DajPnxJQ/s320/16.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5390325291826248354" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer takıldığım da, bugün okuduğum başka bir haber:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bir &lt;/span&gt;&lt;strong style="font-style: italic;"&gt;güvenlik &lt;/strong&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;blogcusunun ele geçirilen&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; hotmail hesapları üzerine yaptığı &lt;/span&gt;&lt;strong style="font-style: italic;"&gt;araştırma &lt;/strong&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;sonucunda çarpıcı bir gerçek ortaya çıktı! Yapılan araştırma sonucunda ele geçirilen hesaplara arasında kullanılan en &lt;/span&gt;&lt;strong style="font-style: italic;"&gt;popüler &lt;/strong&gt;&lt;strong style="font-style: italic;"&gt;Hotmail &lt;/strong&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;ve &lt;/span&gt;&lt;strong style="font-style: italic;"&gt;MSN &lt;/strong&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;şifresinin &lt;/span&gt;&lt;strong style="font-style: italic;"&gt;12345 &lt;/strong&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;olduğu ortaya çıktı. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Acuntetix blogcusu Bogdan Calin, &lt;/span&gt;&lt;strong style="font-style: italic;"&gt;10.000 hesabı&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; inceledi. Bunlardan 82 tanesinin şifresinin 12345 olduğunu gördü. Diğer popüler şifreler ise 12345678, 1234567 ve tahmin edebileceğiniz gibi &lt;/span&gt;&lt;strong style="font-style: italic;"&gt;111111 &lt;/strong&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;oldu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Anlaşılabileceği gibi kullanıcıların büyük çoğunluğu çok zayıf şifreler kullanıyor. Yüzde 43'ü sadece &lt;/span&gt;&lt;strong style="font-style: italic;"&gt;küçük harf &lt;/strong&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;kullanırken, kullanıcıların yüzde 19'u sadece sayısal şifre tercih etmiş. Şifrelerin sadece yüzde 6'sı olması gerektiği gibi &lt;/span&gt;&lt;strong style="font-style: italic;"&gt;güçlü &lt;/strong&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;şifrelerden oluşuyormuş. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Hem şifrenizi basit seçin, ondan sonra "Aaayyhh bnim msnim hacklendüüü!!!" İnsanlar doğum tarihinizi bile kullanmayın diye uyarıyor, kimileri de gidip 1111 yapıyor (ne de olsa doğum tarihini ve ismini içermiyor!). Bence insanlar yaratıcılığını biraz da şifrelerine dökmeli, bazen eğlenceli bile olabiliyor. Mesela otobüs bileti alırken yazıhane görevlisi üyelik hesabınızdan giriş yapacağı zaman renkli sahneler birkaç saniye uzağınızda :p  (Başıma geldi, oradan biliyorum)&lt;br /&gt;Yaratıcı olabilmek hoş şey, güzel şey. Ama fizibilite de lazım, uygulanabilirlik önemli. (Aldığım endüstri müh. dersi bir işe yarasın, değil mi?)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-5876462432390542329?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/5876462432390542329/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=5876462432390542329' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/5876462432390542329'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/5876462432390542329'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2009/10/kreatif.html' title='Kreatif (!)'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/Ss5HuQa6q0I/AAAAAAAAAiU/rq9Wg6-Fwvo/s72-c/19.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-1444819863480507504</id><published>2009-09-09T01:07:00.003+03:00</published><updated>2009-09-09T01:35:36.563+03:00</updated><title type='text'>5:1</title><content type='html'>Geçenlerde evde elime bir kitap geçti: Değişim Mühendisliği Devrimi. Yeni bir kitap olduğu söylenemez ama değindiği noktalar iş dünyasında çok faydalı olacak ayrıntılar. Bir şirketin daha verimli iş çıkartabilmesi için gereken değişim mühendisliği çabalarını anlatıyor kitap. Değişim mühendisliğinde başarılı olan ve çabalarını eline yüzüne bulaştıran küçük ve büyük ölçekli şirket örneklerine de yer verilmiş.&lt;br /&gt;Kitaptaki örneklerden anladığıma göre, şirketlerin satışlarının azalmasında, ya da müşteri memnuniyetinin azalmasında en etkili faktörlerden biri, iş süreçlerinin uzatılması ve sürece ihtiyaçtan fazla elemanın dahil edilmesi. Yani, toplamda bir kişinin tek başına yarım saatte bitirebileceği bir işin 5 kişiye paylaştırılması ve dolayısıyla sürenin 3 saate çıkması durumu. Bugün bunun canlı örneğini gördüm Makine Kimya Endüstrisi Kurumu'nda.&lt;br /&gt;Diyelim ki MKEK'den fişek alacaksınız. Süreç şöyle işliyor:&lt;br /&gt;1) Daha önceden almış olduğunuz ihtiyaç belgenizi ilgili memurlara (muhatap olunan 1. kişi) verip kaydınızı yaptırıyorsunuz ve ödeme için vezneye yönlendiriliyorsunuz.&lt;br /&gt;2) Vezneye gidip ödemeyi yapıyorsunuz. (2. muhatap memur)&lt;br /&gt;3) Yan odaya geçiyorsunuz. Burada görevli bir memur faturanızı bastırırken (muhatap olunan 3. kişi), diğer memur (muhatap olunan 4. kişi) basılan faturayı kaşeleyip onaylar. Siz de faturanızı alıp fişekleri almaya gidersiniz.&lt;br /&gt;4) Fişeklerin verildiği depoya gidip görevli memura (muhatap olunan 5. kişi) faturanızı verirsiniz ve fişeklerinizi alırsınız.&lt;br /&gt;Bu süreçteki kişiler 7 de olabiliyor gördüğüm kadarıyla, ama ben minimum 5 olan durumu ele aldım. Bir de şöyle olabilirdi olay: İlgili masaya gidersiniz; ihtiyaç belgenizi ve ödenecek parayı verirsiniz; memur da size fişeklerinizi ve faturanızı verir. Çok da zor olmasa gerek; nitekim bu olayların hiçbiri özel eğitim ve süper zeka gerektiren işler değil. Bu kadar basit bir iş için bu kadar zaman harcanması karşısında bugün yapabildiğim tek şey: her masa/vezne değiştirmemizde gülmek (gülümsemek değil, gerçekten gülmek).&lt;br /&gt;Yine takdir ettiğim bir noktayı da belirteyim: İlk olarak ihtiyaç belgenizi verdiğinizde, sizin hangi veznede ne kadar ödeme yapacağınız kurumiçi bir ağ üzerinden diğer bilgisayarlara aktarılıyor. İsminiz bilgisyar üzerinden vezneye aktarılmış oluyor yani; teknoloji az da olsa kullanılmış sağolsunlar ki!&lt;br /&gt;Sizlere de tavsiye ederim; her masa değiştirmemizde babamla birbirimize bakıp gülerken çok eğlendim şahsen. Ama MKEK'nin (ve tabi ki benzer durumdaki diğer devlet dairelerimizin) durumuna üzülmemek de elde değil hani...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-1444819863480507504?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/1444819863480507504/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=1444819863480507504' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1444819863480507504'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1444819863480507504'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2009/09/51.html' title='5:1'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-2480662312456475073</id><published>2009-08-18T23:05:00.002+03:00</published><updated>2009-08-18T23:12:27.594+03:00</updated><title type='text'>Constantinopolis vs. Angora</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;Ne çok karşılaştırılır şu iki şehir. Ekşideki yorumları okuyorum da, Ankara başlığı altında bile garibim şehir&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;hep İstanbul’la kıyaslanmış. Kardeşim Ankara’yı tasvir edin tutup “aaa denizi yok” diye yereceğinize; onu da başka başlıkta yazın ne olur sanki! Tabi bunu dememe rağmen&lt;span&gt;&lt;/span&gt; ben de kıyas yapacağım; ama en azından benim başlığım bu :D &lt;/span&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 10pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;Bursa’da büyümüş biri olarak, 3 yıldır Ankara’da öğrenci hayatı yaşıyorum. Son 1 aydır da İstanbul’dayım staj bahanesiyle. Ankara’ya gidişim ve alışmam zor olmadı; liseyi yatılı okumamın ve Ankara’nın Bursa’dan büyük olması sayesinde.”Iıııyy Ankara’ya gidip napçam orda” demedim lisedeyken; ama son iki yıldır şunu hep tekrarlıyordum:&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;“Büyük konuşmak gibi olmasın ama, İstanbul’da zorunlu kalmadıkça yaşamam. Kalabalık, yoğun trafik, pahalı, bilmem ne…” Peki şimdi? Eee şeey kem küm, “Ya iyi maaş alırsam neden olmasın? Hayat burada, eğlence burada, manzara burada oh mis” :D Ne kadar büyük konuştuğumu seneye göreceğiz bakalım…&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 10pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;Her ne kadar İstanbul’un kış halini gerçek anlamda görmemiş olsam da (periyodik akraba ziyaretleri dışında), yeterli zaman geçirdim burada kanımca. Ne gördüm?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;"&gt;          &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;Gezeceksiniz burada arkadaş! Ben gezemedim, siz gezin. Haftasonlarını boş geçirmeyin hazır olanaklar varken. Milyon tane konser festival var, gidin bolcana.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;"&gt;          &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;Yaz trafiği katlanılmaz değil ama yine de insanı sıkıyor. Arabanın her dur kalk yapışında benim cinlerim tepeme çıkıyor, sonra babam benim sinirli halime katlanmak zorunda kalıyor. Kışın durum nedir bilmek bile istemiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;"&gt;          &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;Boğaz güzel şey tabi :D Manzara manyağı biriyseniz, deniz olmadan asla diyorsanız tabi ki İstanbul.&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;Nitekim muhabbet ortamında bile susup manzara izliyorum (sonra insanlar beni sıkıldım sanıyor); dolayısıyla benim için de ideal yer olabilir burası.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 10pt 36pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;"&gt;          &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;Hayat dolu bir şehir tabi İstanbul. Sokakta sevindirik sevindirik gezmek için bahaneniz çok, insanları izlemeniz bile yeter bazen. Tabi kapkaç, it-kopuk korkusu yanında eşantiyon. Ama belirli yerlerde zaman geçirdikten sonra o kadar da kötü olmasa gerek burada yaşam.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 10pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;Ankara’dan da bahsedelim. Zamanımın çoğunu kampusta (Bilkent) geçirdiğim için çoğu öğrenci kadar bilmeyebilirim Ankara’yı. Ama şunları söylemeden geçemem:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;"&gt;          &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;“Hocam” kelimesine alışın. Siz “hocam”sınız. (Türkiye’nin çok yerini görmüş biri olan babama anlattığımda o bile şaşırmıştı :S). Benim hoşuma gidiyor artık bu sıfat :D&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;"&gt;          &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;Kızılay pek temiz değil, kaldırımlardaki çöp yığınları ve tabi ki kokusu karşısında afallamayın.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;"&gt;          &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;Üst geçitler aynı fabrikadan çıkmış; özellikle Eskişehir yolu boyunca. İyi mi kötü mü bilemedim, ama ışıklandırılmış versiyonları Boğaz köprüsü özentisi gibi duruyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;"&gt;          &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;Belli bir saatten sonra sadece şahsi arabanız ve taksiler var (ya da varsa motosikletiniz), metroyu otobüsü unutun. Hatta ve hatta 19.30’dan sonra Bilkent minibüsü yok, diğer minibüsler de 12'ye kalmıyor olsa gerek. Bursa’da bile nöbetçi minibüsler vardı, sabah 5’e kadar çalışırdı. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;"&gt;          &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;Adım başı alışveriş merkezi var Ankara’da. Hatta bunların çoğunun adı “A” ile başlar (son yıllarda bozuldu kural). Bu kadar talep var mı bunlara halen merak içindeyim. Şahsen gittiğim alışveriş merkezi sayısı sınırlı, onlarla da gayet mutluyum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;"&gt;          &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;Bu kadar yerdiğime aldanmayalım. Sonradan yapılanmış olmasının yararı, yollar oldukça düzenli. Garip garip ara sokaklar, daracık yollar yok öyle. Rahat rahat bulursunuz aradığınız yeri.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;"&gt;          &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;Trafik tabi ki rahat İstanbul’a göre. Ankara’da da trafik tıkanır tabi ki, ama bu işkence halini almaz en azından. Tabi eylemler sebebiyle Sıhhiye civarı sıkça kapanır, ona alışmak lazım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;"&gt;          &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;Kızılay pek hoş bir yer değildir belki gezmek için, ama takı, ıvır zıvır, kitap, bilumum öğrenci ihtiyaçları için Olgunlar ve Kızılay öncelikli uğrak yeridir. Gece Kızılay’da olmanız gerekiyorsa dikkatli olunması tavsiye edilir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;"&gt;          &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;Bahçeli güzeldir, 7. Cadde muhteşemdir. Gidin trivial pursuit oynayın, bir şeyler için, geyik yapın. Kasada sıraya girmeye üşenmiyorsanız Mango’ya girin, indirimden faidelenin.Hobby'ye gidip hesap kitabının arkasına birşeyler karalayın; Limonlu -pardon limanlı- bahçede doğumgünü kutlayın klasikleşmiş ince sesli pop vokali eşliğinde.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;"&gt;          &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;Tunalı ve Bestekar tercih sebebidir çoğu zaman. Ama ne tarz eğlence istediğinize bağlı olarak Sakarya da gayet ideal olabilir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;"&gt;          &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;Ankara soğuktur; hatta ilgilenenler için Bilkent şehir içinden daha da soğuktur (bkz. kartal yuvası).&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;Öyle ben Bursa’dan geldim, İzmir’den geldim, atkı takmam falan yok; paşa paşa sarınacak, kat kat kat giyineceksiniz (kat kat değil, dikkati çekerim).&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 10pt 36pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;"&gt;          &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;Memur şehri, soğuk insanlar kenti vb. yorumların doğruluk payı var ama o kadar da korkunç değil; abartmayalım. En azından bakışlarıyla rahatsız eden insan oranı birçok şehrimize göre düşük Ankara’da (Edirne’den bile düşük).&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0cm 0cm 10pt 36pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;-    Beşevler'de Seyir Kafe'de haftasonu brunch'a gidin ve içebildiğiniz kadar ahududu suyu için :D&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 10pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;Aslında bu iki liste de çok genişletilebilir ama hem üşendim, hem yazı çok uzuyor, hem de İstanbul’u hala o kadar iyi keşfedemedim. Ama şunu biliyorum ki, iki şehir de tercih etmek için ayrı güzellikler barındırıyor. Şahsen ben kararsızım mezun olunca ne yapacağım konusunda. İstanbul-Ankara arası gidip geliyor beynim. Eğer Ankara’dakine oranla daha iyi maddi durumunuz olacaksa İstanbul’da (maaş-pahalılık oranı açısından), işinizle eviniz yakın olacaksa ve trafik sizin için sıkıntı değilse, İstanbul’a yerleşmemek için bir sebep göremiyorum aslında (tabi eş dost, aile, sevgili faktörleri hesaba alınmamıştır). Ha yok ben huzura düşkünüm, gezme meraklısı da değilim, 3-5 kafe, 1 alışveriş merkezi, 2 göl kenarı yeter diyorsanız Ankara’dan ayrılmayın. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 10pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:100%;"&gt;Unutmadan, Ankara’da yaşanan öğrencilik yılları gayet de eşi bulunmazdır (Reginae üyelerine selamlar). Elinizdekilerle de gayet eğlenceli, yeri geldiğinde saçma :D, ama bir o kadar da dolu dolu yıllar geçirebilirsiniz. Yeter ki elinizdekilerden şikayetçi olmayın, aşti gibi istisnalara rağmen :D&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-2480662312456475073?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/2480662312456475073/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=2480662312456475073' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/2480662312456475073'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/2480662312456475073'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2009/08/constantinopolis-vs-angora.html' title='Constantinopolis vs. Angora'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-5720157364913969378</id><published>2009-08-17T23:11:00.002+03:00</published><updated>2009-08-17T23:15:39.234+03:00</updated><title type='text'>Eyvah, okul bitiyor!</title><content type='html'>&lt;p style="margin: 0cm 0cm 10pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Calibri;font-size:100%;"  &gt;Hatırlatma: Bu yazı, 4. sınıfa geçmiş bir üniversitesi öğrencisi tarafından yazılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0cm 0cm 10pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Calibri;font-size:100%;"  &gt;Tarih 17 Ağustos 2009. Böyle yazdım diye yazının konusu 1999 İzmit depremi sanılmasın (10 sene önce depremde sevdiklerini kaybedenlere başsağlığı diliyorum tabi buradan); ne zamandır blog yazmadığım için biraz durum değerlendirmesi tadında olacak yine.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 10pt;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;Tarih demiştim en son. Çoğunuz hayıflanıyorsunuz şu an, “ühüüüü yaz tatili bitti, yine okul”, “pöf yıllık izin niye bu kadar kısa” şeklinde. Tatilimin yetmeyişi bir yana, benim sıkıntım başka: Okul bitiyor &lt;/span&gt;:(&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt; Okulun başlamasına can atan biri değilim ama (Son senemin ne kadar yoğun olacağını hatırladıkça afakanlar basıyor ), mezun olmak istemiyorum. Okul ne rahatmış arkadaş! “N’alaka ya, git çalış ne güzel paranı kazan hayatını yaşa, ödev yok sınav yok” diyebilirsiniz. Evet para kazanmak son derece albenili bir olay, akşamları ödev yapmamak son derece keyifli. Ama sabah 7 bile olmadan kalkmak, her sabah köprü trafiğine katlanmak, bütün gün bilgisayar başında oturmak, akşam da yoğun trafiğe yakalanmak, monoton hayat (burada monotonluk kavramı kişiye bağlı olarak sıfıra inebilir) o kadar da cazip gelmiyor bana.&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;Tamam kaçış yok bundan, ama geciktirilebilir de :D Şöyle okul sadece 1 sene uzasa ne hoş olur mesela. Genç nesle diyebileceğim tek şey, okulun tadını çıkarın, seneye kaybetmeyeyim mantığıyla hazırlık atlamayın, kalabildiğiniz kadar kalın üniversitede. Genç nesil demem de yadırganmasın; bugüne bugün daha 20 yaşında olmama rağmen tüm arkadaşlarım iş kadını muamelesi yapıyor resimlerime baktıkça, artık yaşlı psikolojisine girdim &lt;/span&gt;:(&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 10pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Calibri;font-size:100%;"  &gt;Bu kadar çalışma fikri geçmişken ondan da bahsedeyim. Bu yaz iki farklı yerde staj yaptım; değişik çalışma ortamları görmüş oldum. Neden tatilde yayıp oturmadın derseniz, oldu bir kere; merak ne güzel şey… Ne yararı oldu bana stajların? Staj raporunda yazılması gereken akademik katkıların dışında, çevre yaptım, İş Kulesi’nin en tepesinden İstanbul’u izledim (41. kata tekabül eder bu tepe), stajda resmi giyinince kendimi bir şey sanmaya başladım :p, eğlendim, geyik yaptım &lt;span&gt; &lt;/span&gt;(hiç ayrılmıcaz!), bütün gün sözlük okudum, hatta bu yazıyı yazdım (evet şu an stajdayım :D).Teknokentle kurumsallaşmış büyük bir bankayı karşılaştırma şansı buldum. Hatta burada da karşılaştırayım:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style=";font-family:Calibri;font-size:100%;"  &gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:'Times New Roman';font-size:7;"  &gt;          &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;Teknokent’in rahatlığını her şirkette bulamazsınız. Giysi serbest, giriş çıkışlar aşırı sıkı değil, sizin rahatlığınız için özen gösteriliyor (ICT’ye teşekkürlerimi sunarım &lt;/span&gt;:) &lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;).&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style=";font-family:Calibri;font-size:100%;"  &gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:'Times New Roman';font-size:7;"  &gt;          &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Calibri;font-size:100%;"  &gt;Büyük yerlerde samimiyet daha az oluyor küçük firmalara göre. Küçük firmalarda hep beraber etkinlikler düzenleme şansınız varken, işler büyüdükçe bir şeyler paylaştığınız gruplar küçülebiliyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style=";font-family:Calibri;font-size:100%;"  &gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:'Times New Roman';font-size:7;"  &gt;          &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Calibri;font-size:100%;"  &gt;Büyük firmalar tabi daha karizmatik :D Bambaşka bir dünya adeta…&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style=";font-family:Calibri;font-size:100%;"  &gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:'Times New Roman';font-size:7;"  &gt;          &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Calibri;font-size:100%;"  &gt;Büyük yerlerde farklı alanlardan insanlarla birlikte olabilirsiniz. Teknokentte genelde mühendis olur etrafınızda haliyle (İlk stajımda etrafımdaki hemen herkes bilgisayar mühendisiydi :D)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style=";font-family:Calibri;font-size:100%;"  &gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:'Times New Roman';font-size:7;"  &gt;          &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Calibri;font-size:100%;"  &gt;Teknokentte kendinizi geliştirme şansınız daha fazla, yaptığınız işte gerçek anlamda deneyim kazanırsınız.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 10pt 36pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style=";font-family:Calibri;font-size:100%;"  &gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:'Times New Roman';font-size:7;"  &gt;          &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Calibri;font-size:100%;"  &gt;Büyük firmalarda olanaklarınız daha iyi olur. Ama teknokentler de belli ölçüde onları aratmaz. Yine de İş Bankası’nın olanaklarını başka bir yerle karşılaştırmayacağım :D&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 10pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Calibri;font-size:100%;"  &gt;Daha kapsamlı bir karşılaştırma yapılabilir tabi, ama bloga hepsini taşımak istemiyorum.&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;Ekleyebileceğim şey şu: Çalışmak çok güzel bir şey, ama gerçekten mutlu olabileceğiniz bir yerdeyseniz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 0cm 0cm 10pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Calibri;font-size:100%;"  &gt;Karşılaştırma yapacağım bir husus daha var: İstanbul vs. Ankara. Kimse bunun saçma bir karşılaştırma olduğunu söylemesin; Ankara o kadar da sıkıcı değil. Ama bu da başka yazıya :D&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-5720157364913969378?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/5720157364913969378/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=5720157364913969378' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/5720157364913969378'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/5720157364913969378'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2009/08/eyvah-okul-bitiyor.html' title='Eyvah, okul bitiyor!'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-1147395594330223190</id><published>2009-05-06T14:36:00.010+03:00</published><updated>2009-05-13T13:15:44.824+03:00</updated><title type='text'>"Bıktım!" diyen var mı?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SgF4ywcDqXI/AAAAAAAAAeQ/SH4XLCsPXRU/s1600-h/hbr_4174_d.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 262px; height: 147px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SgF4ywcDqXI/AAAAAAAAAeQ/SH4XLCsPXRU/s320/hbr_4174_d.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332676247174752626" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Yaratıcılığın sınırı yok. Özellikle sanal ortamda bu fantastik fikirleri daha kolay uygulayabiliyoruz çoğu zaman. Nitekim işten istifa etmek üzere olduğunuzda bile bunun işaretlerini çok farklı şekilde verebilirsiniz. En azından deneyen denemiş; başarılı da olmuş =)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;i&gt;Bioshock oyununun yapımcılarınd&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;i&gt;an Avustralyalı 2K firmasi için çalışan Jarrad Woods, işinden ayrılmaya karar verince durumu iş arkadaşlarına anlayacakları bir dilden anlatmaya çalışmış. Bunun için ekibine Super Mario oyununa yedirilmiş bir veda metni &lt;a href="http://www.farbs.org/Message.html" target="_blank"&gt;http://www.farbs. org/Message. html&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;i&gt; &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;i&gt;hazırlamış.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Üç bölümden oluşan bu kısa oyunda Mario, göbeğinden beklenmedik yükseklikte atlayışlar yapıp dev mantarları yedikçe, ekranda Woods'un işinden ayrılacağını &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;belirten uyarılar çıkıyor. Oyunun son bölümüne gelindiğinde de Woods'un iş arkadaşlarına hitaben yazdığı kısa teşekkür yazısı ile karşılaşılıyor.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Vemana2000;"&gt;(Canımgrubum'dan gelen bir e-postadan alıntıdır. Gönderene &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family:Vemana2000;"&gt;teşekkür ediyoruz (: )&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Kimi zaman da hayattan istifa etmek isteyenler oluyor aramızda. Şöyle herşeyin üst üste geldiği, olayların isteğimiz dışında geliştiği ya da kötü ilerlediği durumlarla karşı karşıya kalıyoruz. Ona da bir ilaç üretilmiş. İlacın ismi biraz dikkat çekici -dolayısıyla hoşnut olmayanlar olacaktır, bunu buraya koyduğum için o kişilerden özür diliyorum- ama etkili olduğu iddia ediliyor =) Ne kadar ilginizi çeker bilmiyorum ama, deneyenler memnun gibi halinden. En azından fazla stresi engeller diye tahmin ediyorum...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SgF6MMzve7I/AAAAAAAAAeg/SiZf6nvIHCI/s1600-h/ila%C3%83%C2%A7.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 298px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SgF6MMzve7I/AAAAAAAAAeg/SiZf6nvIHCI/s320/ila%C3%83%C2%A7.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332677783798643634" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İlkokul günlerine dönecek olursak, "Evet bugün neler öğrendik kim sayabilir bize?"&lt;br /&gt;(20-30 tane "Ben ben ben!" diyen veletlerin arasından biri seçilir, bu da ben olayım :p):&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Çok umursamamak lazım kötü gidenleri. Ahlanıp vahlanmak yerine olumlu bakmak, işleri nasıl yola koyabileceğini düşünmek biraz daha insanca  ve iyimser bir çözüm, tabi bir de faydalı :) İşinizden ayrılacak bile olsanız bunu eğlenceli ve kibar bir şekilde ifade edebilirsiniz. Tabi yan binanızda teröristler yakalanırken siz hala sınavdan çıkarılmıyorsanız, bu kuralı "suyunu çıkarmadan" bozma hakkınız olsa gerek... :)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-1147395594330223190?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/1147395594330223190/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=1147395594330223190' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1147395594330223190'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1147395594330223190'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2009/05/bktm-diyen-var-m.html' title='&quot;Bıktım!&quot; diyen var mı?'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SgF4ywcDqXI/AAAAAAAAAeQ/SH4XLCsPXRU/s72-c/hbr_4174_d.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-1718962531495692610</id><published>2009-03-03T21:32:00.005+02:00</published><updated>2009-03-03T22:20:52.041+02:00</updated><title type='text'>50 yılda neler değişir?</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Hürriyet'ten alıntıdır:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;İngiliz fütürolog Richard Watson tarafından kaleme alınan “Future Files: A History of the Next 50 Years” (Gelecek Dosyaları: Gelecek 50 Yılın Tarihi) isimli kitap, 50 yıl içinde hayatımızdan tamamen çıkacak olan kişi, ülke ve eşyaları tahmin ediyor. İşte gelecek 50 yıl içinde soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olanlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2009: Eşya onarımı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2012: Tüplü TV’ler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/Sa2Qow4OIDI/AAAAAAAAAdo/MvfinNzR2PA/s1600-h/premium_serisi__yeni____kagit_mendil_dispenseri.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 217px; height: 189px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/Sa2Qow4OIDI/AAAAAAAAAdo/MvfinNzR2PA/s320/premium_serisi__yeni____kagit_mendil_dispenseri.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5309058565729558578" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;2013: Faks cihazları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2014: Kaybolmak&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;2016: Emeklilik&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;2017: Blackberry (cep telefonu), mendil&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2018: Rusya demokrasisi, DVD, sekreterlik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2019: Postane, kütüphane, kasap, bedava otopark, Birinci Dünya Savaşı gazileri, 0 beden&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;2020: Telif hakkı, Tayvan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2022: Bloglar, Maldivler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2024: Paris Hilton&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;, haftasonu tatilleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2025: AM radyo, bedava otoyollar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2026: K. Kore lideri Kim Jong Il, kırışıklıklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2027: FM radyo, öğle yemeği, mahremiyet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2028: Sendikalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2030: Anahtarlar, realite şovlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2033: Madeni paralar&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;2035: Petrol, Aral Denizi, Bangladeş, Microsoft, orta sınıf, spam mailler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2036: Petrolle çalışan araçlar, bağımlılık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2037: Buzullar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2038: AB, Rus lider Putin&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/Sa2Q49Sn1NI/AAAAAAAAAdw/hIf5-Nqrz8E/s1600-h/oturma_odasi2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 215px; height: 163px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/Sa2Q49Sn1NI/AAAAAAAAAdw/hIf5-Nqrz8E/s320/oturma_odasi2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5309058843939427538" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;br /&gt;2039: Sağırlık, karbon emisyonu, ulusal para birimleri, banknotlar, cüzdanlar, gece uykusu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;br /&gt;2040: Kravat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2045: Oturma odası&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;br /&gt;2049: Gazeteler, Google, körlük&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2050: İkinci Dünya Savaşı gazileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2050 sonrası: Ağrı, çirkinlik, estetik ameliyat, ulus devletler, ölüm.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Listeye bakınca çoğu madde mantıklı geliyor. Tüplü TV, anahtarlık, AM radyo, vs kalkması beklenebilecek varlıklar. Ulus devletler, ulusal para birimleri, orta sınıf da -şahsi görüşüm böyle değil, pek yorumum yok hatta bu konuda- unutulması imkansız kavramlar değil. Tıp gelişince ağrılarımızı unutabileceğiz, hepimiz güzel olacağız, herkes dış dünyayı görebilecek; buna da eyvallah. Paris Hilton ve Putin de ölür tabi; onlar da insan bizim gibi.&lt;br /&gt;Bunlar iyi güzel de, neden emekli olamıyoruz? Neden haftasonları da çalışıyoruz? Mahremiyet zaten iyice azaldı ama, neden 0'a indiriyoruz? Ölümün de kalkması, insanlık açısından çok parlak olmayacaktır tahminimce. Bu görüşe göre yaşlanmak gibi bir durum da olmaz; ancak yine de 300 yıl yaşamak bir yerden sonra sıkıcı gelebilir. Dünyadaki tüm zevkleri tatmanız  mümkün olsa bile ölümsüzlük hem birey için fazla; hem de azalmayan insan nüfusu herkesin başına bela.&lt;br /&gt;Bunları burada yazdım ama, en iyisi gelecekte nelerle karşılaşacağımızı bekleyip görmek :p Nasılsa çirkinlik kalkıyormuş, kilo almak da pek sorun olmaz. Bize de doya doya çikolatalarımızı, soslu kaşarlı dürümlerimizi yeriz =)&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Tabi biz bekleyeduralım, bloglar da kalkınca buradan yazamayız artık bunları...&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-1718962531495692610?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/1718962531495692610/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=1718962531495692610' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1718962531495692610'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1718962531495692610'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2009/03/50-ylda-neler-degisir.html' title='50 yılda neler değişir?'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/Sa2Qow4OIDI/AAAAAAAAAdo/MvfinNzR2PA/s72-c/premium_serisi__yeni____kagit_mendil_dispenseri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-4775110893574478791</id><published>2009-02-05T23:38:00.005+02:00</published><updated>2009-02-06T00:23:25.510+02:00</updated><title type='text'>Çocuğum, mutluyum</title><content type='html'>Haydi biraz yaşımızı küçültelim.&lt;br /&gt;7 yaşında bir çocuksunuz. Hayat dolusunuz, sevgi böcüğüsünüz, safsınız. Size değer veren anne-babanız, durmadan ağzınıza yemek tıkan anneanneniz, çikolata getiren dedeniz, mahalle arkadaşlarınız var. Güzel bir okulda okuyorsunuz, kocaman bir eviniz var, rahatsınız. Evinizin yakınında parklar, dükkanlar var. Nispeten gelişmiş bir ilçede yaşıyorsunuz, alışveriş merkezlerine gidebiliyor, değişik oyuncaklar alabiliyorsunuz.&lt;br /&gt;Şimdi bir de şu ayrıntıyı ekleyelim. Babanızın işi gereği taşındınız, bambaşka bir şehire, bambaşka bir çevreye. Bu şehir Doğu Karadeniz'de, ilçe ise hiç gelişmemiş. Yeni eviniz daha küçük, okulunuz eskisi kadar güzel değil, arkadaşlarınız çok farklı. Çevrenizde pek komşu yok, olanlar da sizinkinden farklı bir kültüre sahip. Dükkanlar, parklar, alışveriş merkezleri zaten uzakta kaldı. Hava buz gibi, yaşam şartları memleketinizdeki gibi iyi değil.&lt;br /&gt;Memlekete ziyarete geldiğinizde, büyükleriniz size nasıl bir sürpriz hazırlasa mutlu olursunuz?&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SYtlkPCEVXI/AAAAAAAAAdM/NixVelh60CU/s1600-h/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC014.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 210px; height: 157px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SYtlkPCEVXI/AAAAAAAAAdM/NixVelh60CU/s320/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC014.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5299441059716420978" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;a) Alışveriş merkezine gidip oradaki oyun salonunda eğlenmek için jetonlar&lt;br /&gt;b) Kocaman bi mickey mouse balonu&lt;br /&gt;c) Pastaya mum dikip üflemek&lt;br /&gt;d) Aylardır gözünüzde tüten minik köpeğe kavuşmak&lt;br /&gt;Tabi bunlar çok bize çok birşey ifade etmese de, bir çocuk için ufak ama işe yarar sürprizler. Hele bir de hepsi bir araya gelirse... Sevinç çığlıkları atmamanız için bir sebep yok en azından.&lt;br /&gt;Kimi insanlar "çocuk gibi saf olma"yı dilerler; gerçekten de çocukluk apayrı, saf, iyimser. Basit şeylerle mutlu oluyorsunuz; ama  gerçekten mutlu oluyorsunuz ve sizin mutluluğunuz yanınızdakilere yansıyor.&lt;br /&gt;Bir çocuğu sevindirmek güzel birşey. Her gün haberlerde göstermelik gözaltılar, saçma sapan seçim propagandaları, yalan yanlış haberler izliyorken, arada böyle minik jestler güzel hisler uyandırıyor insanda.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-4775110893574478791?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/4775110893574478791/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=4775110893574478791' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/4775110893574478791'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/4775110893574478791'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2009/02/cocugum-mutluyum.html' title='Çocuğum, mutluyum'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SYtlkPCEVXI/AAAAAAAAAdM/NixVelh60CU/s72-c/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC014.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-5498222487686961422</id><published>2009-01-26T17:56:00.002+02:00</published><updated>2009-01-26T17:58:09.508+02:00</updated><title type='text'>Dilber Lisa</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SX3dS-AdtUI/AAAAAAAAAcs/78LwWolb81o/s1600-h/dilber.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 285px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SX3dS-AdtUI/AAAAAAAAAcs/78LwWolb81o/s400/dilber.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5295632054809900354" /&gt;&lt;/a&gt;Resim açık...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-5498222487686961422?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/5498222487686961422/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=5498222487686961422' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/5498222487686961422'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/5498222487686961422'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2009/01/dilber-lisa.html' title='Dilber Lisa'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SX3dS-AdtUI/AAAAAAAAAcs/78LwWolb81o/s72-c/dilber.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-2322971695534720377</id><published>2009-01-15T20:40:00.011+02:00</published><updated>2009-01-15T21:19:54.910+02:00</updated><title type='text'>Geriye kalan tek bir kare</title><content type='html'>&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SW-G-bwnswI/AAAAAAAAAa8/v8DjdjmwxkE/s200/DSC01891.JPG" style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5291596494345319170" /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="  "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;"Hayatınızın tek bir karesini dondurup o kareyi ölürken yanınızda götürmeniz mümkün olsaydı, hangi anınızı seçerdiniz?"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SW-HSRcy6UI/AAAAAAAAAbE/Aw27pdJeX8w/s200/eylulcan3.jpg" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5291596835175196994" /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Çelişkili bir soru. Günlerce düşündüm, tartıştım hem kendi içimde hem çevremdekilerle. Binlerce sahne canlandı gözümde: Doğumgünleri, sahne müsamereleri, buluşmalar, bayramlar, kutlamalar, gece yarısı dertleşmeler, sarılıp ağlamalar, evde sakince oturup çay içmeler, çimlerde dinlenmeler, ...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SW-JD67iLTI/AAAAAAAAAbM/D7VTjIjNGH4/s200/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC018.jpg" style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5291598787635195186" /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Peki hangisi olmalı, o geriye kalacak tek kare? (Albüm götürmek yasaktır :p) Hayattaki önceliklerimizi açığa çıkarabilecek bir soru aslında. Kimisi ailesiyle olan bir anı seçer, kimisi sevgilisi, kimisi arkadaşları, kimiyse işinde başarılı olduğunun kanıtı bir sahne. Tercih sizin.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SW-JJN81_WI/AAAAAAAAAbU/d3faJNr5XAA/s200/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC009.jpg" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5291598878640307554" /&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Kendi adıma konuşursam, hala karar veremiyorum. Bütün sevdiklerimi kapsayacak birşey olsun istiyorum. Sanırsam tek şansım, düğün-nikah tarzı birşey, o da olmadı mezuniyet töreni. Çünkü hiçbirinden vazgeçmek istemiyorum. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SW-JmHGBy_I/AAAAAAAAAbc/Z4fsKCl3ZEw/s200/IMAG1224.JPG" style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5291599375015988210" /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" ;font-family:'courier new';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Anlaşılan aradığım kareyi bulmam için beklemem gerek :S Ha yok birazdan ölecekmişsin gibi düşün diyorsanız, bir düşüneyim tekrar :) Hepimiz düşünelim, düşünmeliyiz çünkü; birşeylerin kıymetini daha iyi bilebilmek için.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-2322971695534720377?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/2322971695534720377/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=2322971695534720377' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/2322971695534720377'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/2322971695534720377'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2009/01/geriye-kalan-tek-bir-kare.html' title='Geriye kalan tek bir kare'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SW-G-bwnswI/AAAAAAAAAa8/v8DjdjmwxkE/s72-c/DSC01891.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-2532216250626950590</id><published>2008-12-21T02:43:00.003+02:00</published><updated>2008-12-22T17:30:00.170+02:00</updated><title type='text'>Engel tanımamak</title><content type='html'>Selim Altınok &amp;amp; Kerim Altınok. Altınok ailesinin tabir-i caizse "muhteşem" ikizleri. Neden mi? Ben de anlatacağım ama, &lt;a href="http://selimkerim.com/"&gt;kendi websitelerinden&lt;/a&gt; de öğrenebilirsiniz. Zaten haklarında anlatılabilecekler o kadar çok ki, benim yazacaklarım yetmez; kendiniz gezin siteyi.&lt;br /&gt;Evet, Selim &amp;amp; Kerim kardeşler muhteşem dedim. Çünkü hayata onlar kadar sıkı sıkıya tutunabilecek, çalışmaya onlar kadar aşık olabilecek, insanlarla birşeyler paylaşmak, onlara yardım etmek için böylesine yanıp tutuşacak, böylesine dolu bir yaşam sürebilecek insanlar &lt;span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;gerçekten&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;çok az. Bir insanın istedikten sonra herşeyi yapabileceğini, "engel" kavramını tanımayacağını en iyi örnekleyenlerdenler bence.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SU-yXD2dFVI/AAAAAAAAAac/Of4uD0CPDLc/s1600-h/SelimKerimMandolinGitarlaSerdarBilgili.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SU-yXD2dFVI/AAAAAAAAAac/Of4uD0CPDLc/s400/SelimKerimMandolinGitarlaSerdarBilgili.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5282636997169321298" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Haftasonu katıldığım bir konferansta dinledim Selim &amp;amp; Kerim Altınok kardeşleri, bizlerle hayat hikayelerini paylaştılar. Zaten onların yaşadıkları bir insanın gözünün açılması için başlı başına bir hikaye. Küçük yaşta görme yeteneklerini hızla yitirmeye başlayan Altınok kardeşler, liseyi bitirdiklerinde artık gözlerini kullanamaz olmuşlar. Ancak bu onlar için bir bitiş değil, belki de tam tersine başlangıç diyebileceğimiz bir dönüm noktası olmuş. İstanbul Üniv. Hukuk fakültesini kazanan kardeşler, okul 1.si ve 2.si olarak mezun olmuşlar. Ardından doktoraya başladıkları gibi, 4 yıllık doktora sürecini de başarıyla tamamlamışlar. Şu an Av. Dr. ünvanına sahip Altınok kardeşler, ayrıca müzikle de yakından ilgileniyorlar. Çok sesli bir koroda görev alarak, çeşitli yerlerde yeteneklerini sergiliyor ve söyleşilere katılıyorlar. Sadece müzik değil onların hobileri; satrançta da ülke çapında önemli dereceleri var.&lt;br /&gt;Peki bu noktaya nasıl gelebilmişler? Takdir edersiniz ki hiç ama hiç kolay değil. biraz karşılaştırma yaparak anlatmak istiyorum. Çoğu öğrenci derslerin zorluğundan yakınır, not tutmaya üşenir ve arkadaşlarından fotokopi çektirir, sınavlar son akşam çalışır, bazen derse gitmez sırf canı istemiyor diye. Kendi adıma konuşacak olursam, notumu kendim tutarım, derslere mümkün olduğunca giderim; ama ben de zorluktan yakınırım, ödevlerden şikayet ederim bazen, sınavlara son akşam son birkaç saat çalışırım malesef (şimdi bunu tartışmayacağım :D). Peki Selim ve Kerim Beyler ne yapmış?&lt;br /&gt;Bir düşünün: Kitaplardan yararlanamıyorsunuz, hocanın yazdıklarını göremiyorsunuz. Sadece sesli ve görme engelliler için yazılmış kaynaklardan yararlanabilir ve bir de hocanızı dinleyebilirsiniz derste. Onlar da bu yüzden, her derse gitmiş, hocanın anlattıklarını kendi daktilolarında yazmış (parmakları nasır tutana dek), her akşam eve dönünce alelacele yemek yiyip hemen notları temize çekmeye koyulmuşlar. Bu da yetmemiş, haftasonları o yazdıklarını okuyup kasede kaydetmişler. Tam 4 yılları geçmiş böyle. Sonra doktora başlamış. Bu defa ders anlatan hoca yok, tez nasıl yazılacak? İşte orada da bir arkadaşları yardım etmiş, onlar için kitapları okumuş, onlar da hem yazmışlar hem de kasede kaydetmişler okunanları. Tabi anne-babalarının da bu zorlu maratonda önemini unutmayayım;onlar da ellerinden geldiğince destek olmuş oğullarına. 4 yıllık doktora maratonu da böyle geçmiş işte.&lt;br /&gt;Kendi websitelerini incelediğiniz zaman, hayatı ne kadar dolu dolu yaşadıklarını, insanlara yardım etmede ne kadar özverili davrandıklarını kolaylıkla görebilirsiniz. O gün konuşmaları bitip de salondan çıktığımda, adeta şapşal şapşal bakıyordum etrafıma, şaşkınlık içerisindeydim. Elimdekilerin değerini bilmeyip, zamanımı iyi kullanmayıp, durmadan şikayetler savurup, kimseye özel bir yardımım dokunmadığı için resmen bencil bir hayat sürdüğümü düşündüm. Belki abarttım şimdi; ama sonuçta kapasitemi etkili bir biçimde kullanmadığımı, yapabileceğim çok daha fazla şeyin olduğunu farkettim. Onun için, Selim &amp;amp; Kerim Altınok'a teşekkür ediyorum, beni biraz olsun düşünmeye ittikleri için.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-2532216250626950590?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/2532216250626950590/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=2532216250626950590' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/2532216250626950590'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/2532216250626950590'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/12/engel-tanmamak.html' title='Engel tanımamak'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SU-yXD2dFVI/AAAAAAAAAac/Of4uD0CPDLc/s72-c/SelimKerimMandolinGitarlaSerdarBilgili.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-8361357376393400862</id><published>2008-12-09T13:25:00.007+02:00</published><updated>2008-12-09T16:45:39.215+02:00</updated><title type='text'>Ay yüzlü miks kız :D</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Geçmiş doğumgünü çocuğuna ithafen...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;5 Aralık 1987. &lt;span style="font-size:85%;"&gt;Tarihe böyle bakınca pek de sıradışı gelmiyor kulağa; nitekim her gün 350.000'den fazla bebek dünyaya geliyor&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;. &lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;O tarihte de dünyanın en miks yeri olan Çorum'da bir bebe doğmuş. Dünyanın en süper, en güzel, en zengin, en görkemli, adeta hayatın merkezi olan bu çok miks şehirde doğan bebeğin de özel bir insan olmasını bekleriz haliyle. Anlaşılan öyle&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; de olmuş. Göreceğiz birazdan.&lt;br /&gt;Kızımızın ailesi "Ay bu çok miks bebeğimize ne isim koysak ki" sorusuna yanıt bulmaya çalışmış, güzel bir isimde de karar kılmış. Bööyle ay yüzlü, ay gibi parlak çehreli olsun kızımız demişler. Tabi bu isim için "Ay'a ait" diye tanım yapanlar da var, buradan kızımızın Ay vatandaşı, yani bir çeşit uzaylı olduğunu mu düşünmemiz gerekir? Tartışmaya sunacağım ismi gördüğünüz zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih 5 aralık dedik. Yay burcuna denk geliyor. Aslında kalıplara bağlı kalarak değerlendirmeyeceğim sevgili kızımızı, ne de olsa kalıpların dışında biri; mix bir yerden geliyor başta :D Yine de, biraz ekşisözlük yardımı aldığımı inkar etmeyeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğrucu davut! Yok bu abartı oldu. Vatandaş rıza (bilmeyenler için &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=vatandas%20riza"&gt;bkz.&lt;/a&gt;), yo&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;k bu da fazla kaçtı. Şöyle anlatalım: Ekstra dürüst, hak yemez, en azından yememek için gayret eder, hayatında adam gibi bi kere bile kopya çekememiş, çektiklerinde ya da çekmeyip çektirdiklerinde de balına bela almış ;), yalan söylemekten bir haber, saftirik mi saftirik :D Tamam saftirik şakaydı, saf kalpli olacak doğrusu. Bu kadar mı iyi niyetli olunur ya, olunmamalı bence. Tam bir abla, tam bir arkadaş, yaslanılası, destek alınası insan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorumluluk sahibi, hafif gazlı, ineğimsi. İnek değilse de elindeki işi bitirene kadar bırakmaz, en iyi şekilde yapmaya çalışır. İş ödev okul demişken, zeki de bu kız ya. Adam gibi çalışmadan iki sınavda öküzümsü notlar alabilen, "ay çok kötü gelecek" dediği sınavlarda bile hepimizi sollayan bir insan modeli. Bir cins işte, lisede de böyleymiş ama ÖSS zamanı nasıl olmuş da o yarış havasına kaptırmamış kendini anlamadım :p&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Atın kızımızı sokağa, gezsin de gezsin. Odasında durmasın, çılgınlık yapsın. Gecenin bir yarısı midye yeme derdine düşsün, şovalye montunu giysin, masaörtüsü sarınsın :), patlıcan gibi mosmor olsun, vs. vs. Zevki için yaşasın yani, napçak ki masa başında kod yazarak??? Tabi arkadaşlarını unutmaz bu arada, her akşam arar, saatlerce dedikodu yapar :p, tavsiye alır ama uygulamaz, ... Gururlu bir de, öyle her denileni yapmaz; bir mesafe koyar, sınırlar belirler. Bazen bunun yüzünden kaçırır fırsatları, içinde kalır istedikleri ama bozuntuya vermez (Sanki biz anlamıyoz :D). Morali bozukken amanın yaklaşmayın sakın, suratı muşmula gibi bir cinstir, korkutur. Neşeliyse obaaa, tam adresindesiniz. Artık geyik zamanı; yalnız biraz sıkıştırabilir sizi. Kendi çılgınlıklarına sizi de ortak etmek ister, rezil olmak umrunda değildir çünkü. Ama siz o kadar rahat değilseniz yandınız. Israrlarına d&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;ayanamayıp, yılbaşı süslerini boynunuzda sarılı bir şekilde fotoğraf çektirirken bulabilirsiniz kendinizi :) Merak etmeyin, o da o arada kraliçe tacı başında, sihirli değneği elinde geziniyordur şebek şebek.&lt;br /&gt;Onu düşündünüz mü aklınıza ilk gelen şey ise sıcakkanlılığıdır. Onunla aynı ortamda birkaç kez bulunup da kanka olmayan insan azdır, onlar da ekstra anormal, uyuz, gıcık insanlardır. Hepsiyle kardeş gibi olur, güler eğlenir, herkesin sevgisini kazanır. Nitekim ben de ilk zamanlar ona karşı nötrdüm, herhangi biriydi benim için. Şimdi bakıyorum, kader yoldaşım olma potansiyeline sahip biricik arkadaşım olmuş :p&lt;br /&gt;Bu kadar övdüğüme bakmayın, her insanın kötü özellikleri vardır. Sinirlenmesi kötü işte, tepesi attı mı fenadır, sakin duramaz. Hoş, hiçbir zaman sakin değildir, hiperaktifimsi bir enerjisi vardır kendisinin. Bir de gevşedi mi hafif tehlikeli olabilir. Dünyayı umursamaz moda geçtiği an, sizi de kendi gibi sanar, ne var ne yok anlatabilir :D Anlatmasa da, kendi içinde yaşar, ağlar zırlar vs. Onun dışında gayet güçlüdür aslında, evet evet bayağı hem de.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Hiçbir insan sözcüklerle anlatılamaz, herkes kendi içinde cevherler taşır. Bu cevherler de birşeyler paylaşmadan görülmez, görülemez. Benim de bu yazdıklarım çok birşey ifade etmez onu tanımayanlara, tanıyanlara da yetersiz gelecektir. Olduğu kadar artık, yazar değilim sonuçta :p Bu yazıya son verebilecek tek birşey var: 5 Kasım 1987'nin üstünden 21 yıl geçmiş, ben de bu 21 yılın son üçünde rol alabildiğim için çok mutluyum. Geç de olsa:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN AYLÜN!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/ST6EV5RX28I/AAAAAAAAAWQ/DBqVYISZyXo/s1600-h/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC002.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/ST6EV5RX28I/AAAAAAAAAWQ/DBqVYISZyXo/s400/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC002.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5277801325010607042" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;p.s Reginism forever =)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-8361357376393400862?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/8361357376393400862/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=8361357376393400862' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/8361357376393400862'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/8361357376393400862'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/12/ay-yzl-miks-kz-d.html' title='Ay yüzlü miks kız :D'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/ST6EV5RX28I/AAAAAAAAAWQ/DBqVYISZyXo/s72-c/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC002.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-3947570351615239398</id><published>2008-12-09T00:11:00.012+02:00</published><updated>2008-12-09T01:00:26.182+02:00</updated><title type='text'>Uzak mesafe</title><content type='html'>~KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!~&lt;br /&gt;Sevdiklerinizle nice mutlu bayramlar geçirmeniz dileğiyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayağı uzun zamandır yazamadım. Blog yazılarını aksatmamak lazım ama projeler + ödevler sağolsun, bayram tatilinde evde yatmamıza bile izin vermiyor.&lt;br /&gt;Birkaç gündür bir e-posta saklıyorum, buraya yazabilmek için. Bana da bir gruptan geldi, altındaki yorumlarıyla buraya alacağım.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/ST2il5NqGkI/AAAAAAAAAVo/MaoZvhvK7LM/s1600-h/afgan_k%C4%B1z_adam.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/ST2il5NqGkI/AAAAAAAAAVo/MaoZvhvK7LM/s400/afgan_k%C4%B1z_adam.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5277553110245055042" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="font-size:12;"&gt;&lt;span style="color:navy;"&gt;&lt;span style="color:navy;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:times new roman;font-size:100%;"  &gt;11 yaşındaki Afganlı Gulam Hader 40 yaşındaki eşiyle yanyana. Kendisini nasıl hissettiğini soran gazeteciye "Bu adamı tanımıyorum. Kendimi nasıl hissedebilirim ki?" cevabını veriyor. Bu fotoğraf 2007 yılında Unicef tarafından yılın fotoğrafı seçilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/ST2i1iE8lJI/AAAAAAAAAVw/_v9aQIPMaOI/s1600-h/afgan_nisanl_kiz.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/ST2i1iE8lJI/AAAAAAAAAVw/_v9aQIPMaOI/s400/afgan_nisanl_kiz.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5277553378912408722" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt;Roshan Kasem 8 yaşında... Yanında oturan 55 yaşındaki adamla nişanlandığını bilmiyor. Nişanlanmanın ne olduğunu bilecek yaşta değil ama çetin bir gelecek onu bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/ST2jJvyc77I/AAAAAAAAAV4/x8SDKHaBmr0/s1600-h/kuma_kiz.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/ST2jJvyc77I/AAAAAAAAAV4/x8SDKHaBmr0/s400/kuma_kiz.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5277553726190317490" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt;Majabin 13 yaşında. Babası kumar borcunu onu 45 yaşındaki bu adama kuma vererek kapatmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/ST2jUpLcmYI/AAAAAAAAAWA/v18WhOK6lQg/s1600-h/dayak_yemis_kadin.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/ST2jUpLcmYI/AAAAAAAAAWA/v18WhOK6lQg/s400/dayak_yemis_kadin.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5277553913394665858" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt;Ailesine kaçmak isteyen karısını öldüresiye döven bu adamı haklı bulanların sayısı çok. &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt;Bir yaşında nişanlandırılan ve 10 yaşında evlendirilen bu kadını ise kimse anlamak istemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/ST2jgaxknyI/AAAAAAAAAWI/Oh3CjFb2HYM/s1600-h/ortodoks_kiz.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/ST2jgaxknyI/AAAAAAAAAWI/Oh3CjFb2HYM/s400/ortodoks_kiz.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5277554115686473506" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt;Çocuk yaşta evlendirme geleneği Hıristiyanlar arasında da yaygın. 11 yaşındaki Destaye Amare Ortadoks kilisesinin rahibiyle evleniyor. Etiyopya'da Ortodoks rahipler çocuk yaşta kızlarla evlenmek zorundalar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;(canimgrubum'dan alıntıdır)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanası gelmiyor insanın (Belki biraz abartılmıştır, bilmiyorum). Dilerim bir gün herkes hak ettiği değeri görür hayatta. Yazının sonuna, her bayram telefonumuza gelen mesajlardan birini eklemek istiyorum. Çoğunuz almışsınızdır bundan bir tane, sıradan görünümünün altında aslında doğru şeyler hatırlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unuttuklarını anımsa,&lt;br /&gt;kaybettiysen ara,&lt;br /&gt;özlediysen git bul,&lt;br /&gt;kırdıysan af dile,&lt;br /&gt;kırıldıysan affet,&lt;br /&gt;çünkü bugün bayram.&lt;br /&gt;Bayramınız kutlu olsun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-3947570351615239398?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/3947570351615239398/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=3947570351615239398' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/3947570351615239398'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/3947570351615239398'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/12/uzak-mesafe.html' title='Uzak mesafe'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/ST2il5NqGkI/AAAAAAAAAVo/MaoZvhvK7LM/s72-c/afgan_k%C4%B1z_adam.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-578349570043915889</id><published>2008-11-16T16:42:00.004+02:00</published><updated>2008-11-16T17:16:52.741+02:00</updated><title type='text'>Le Amo, "Blogging"</title><content type='html'>Dün bir soru sordum kendime. Neden blog yazıyorum? Haziranda açtım bu köşeyi; şimdi kasımdayız. Bu zamana kadar az çok yazdım birşeyler. Peki ne anlattım? Ben de bilmiyorum, aklıma ne gelirse :D Neden yazdım? Aslında biraz meraktan başladı benimki de tahmin edeceğiniz üzere. Arkadaşlarımın blogları vardı, birden moda oldu. Açıkçası çok da cazip görünüyordu; özentiliğim de tutunca da açtım işte bu blogu. Biraz yazıp hevesimi alınca bırakacağımı düşünüyordum ben de başlarda. Her ne kadar ilk zamanlardaki gibi sık yazmasam da, devam ettirmeye çalışıyorum yazılarımı. Staj, okul derken de olsun o kadar azalma yani, gerçi yazı içerikleri de okul yoğunlaştıkça fenalık getirici bir moda geçti ama hayat işte, naparsın :p Yine de sevdim yazmayı. Rahatlatıyor, anlatmak istediklerini üstü kapalı da olsa anlatabiliyorsun, durum müsaitse açıktan da anlatabiliyorsun, deneyimlerini paylaşabiliyorsun, birilerine mesaj yollamak istiyorsan o görevi bile görüyor ya, o derece =) Mesela Saygın'ın Finlandiya maceralarını anlatması çok güzel birşey. Orada gördüklerini bizlerle paylaşıyor, &lt;a href="http://www.sayginarkan.blogspot.com/"&gt;onun blogu&lt;/a&gt; üzerinden biz de dışarda neler olup bitiyor biraz olsun görebiliyoruz. Teşekkürler Saygın :) Yine de blog yazınca iyi hissediyorum kendimi, bazen kendi problemlerimi anlatıyor da olsam, üretici olduğumu düşünmüyor değilim yazınca. Vatana millete dünyaya birşeyler katmışım gibi geliyor. Belki birileri de benim gibi düşünüp de yazdıklarımı okuyunca mutlu oluyordur, "Aaaa benim gibi birisi daha varmış" şeklinde. Ya da sağdan soldan alıntılar yapıp birkaç yorum kattığımda az ya da çok farklı hissediyorum kendimi, komik birşeyler yazdığımda -okunsun ya da okunmasın- insanları eğlendiriyorum diye düşünüyorum. Sanırım dünyanın merkezinin benim bulunduğum yer olduğuna fazlaca odaklanmışım :p&lt;br /&gt;Bunları yazdım yazdım da, kim okudu şimdiye kadar? Sayayım: Ayşe, Saygın, Onur, Yiğit, Ece, Naz, Aylin, Mehmet, Kubilay, Abdurrahim, ..., yani okul arkadaşlarım; babam, annem, Şükrü Amca, abim, yani ailemden birkaç kişi, internette araştırma yaparken tesadüfen blogumu gören birkaç insan daha. Bir blog için çok da fena bir rakam değil aslında; ama ne kadar beğenildiği de önemli tabi. Umarım birilerine az ya da çok hitap ediyordur yazdıklarım (Bu yazıyı okuyunca "Aaa Elif biz senin blogunu çok seviyoruuuz" gibi yorumlar istemiyorum hiçbirinizden :D). Ne olursa olsun, bir okuyucum daha olduğunu öğrendiğim her gün mutlu oluyorum. Mesela dün msnime blogumun adresini yazınca bir arkadaşım görmüş ve açmış blogumu. Muhabbet ederken blogumu açtığını, bir sürü yazı görünce korkup kapadığını ama hepsini okuyacağını söyleyen arkadaşımın, -okumayacağını bildiğim halde :p- yazılarımı açıp birşeyler okuduğunu bilmek acayip sevindirdi beni. En azından ulaşabildiğim, birşeyler paylaşabildiğim insanların sayısı arttı.&lt;br /&gt;Beni bu ilginç yazıyı yazmaya iten kişiye teşekkür ederim. En başta da dediğim gibi, "Neden blog yazıyorum?" sorusunu kendime sormamı sağladı ve kendi kendime mutlu oldum oturduğum yerde :D Ayrıca, geçenlerde blogspotu kapayarak bizi çileden çıkaran zihniyeti de bir kere daha kınıyorum; aklıma geldikçe de kınamaya devam edeceğim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-578349570043915889?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/578349570043915889/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=578349570043915889' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/578349570043915889'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/578349570043915889'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/11/le-amo-blogging.html' title='Le Amo, &quot;Blogging&quot;'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-2685368611904548068</id><published>2008-11-16T16:35:00.006+02:00</published><updated>2008-11-16T16:42:09.913+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mühendislik Topluluğu'/><title type='text'>5. Kişisel Gelişim Seminer Dizisi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SSAv2NRL2vI/AAAAAAAAAT4/TKhs109ysvo/s1600-h/kgsd5_afis.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 283px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SSAv2NRL2vI/AAAAAAAAAT4/TKhs109ysvo/s400/kgsd5_afis.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5269264172344662770" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kişisel Gelişim Seminer Dizisi, Bilkent Üniversitesi Mühendislik Topluluğu'nun bu yıl beşincisini düzenlediği,katılımcıların kendilerini sosyal ve mesleki açıdan geliştirmelerine yardımcı olmayı amaçlayan bir organizasyondur. Farklı konularda verilecek seminerlerimize kendi dallarında önemli başarılara imza atmış konuşmacılar gelecektir.&lt;br /&gt;Seminer programı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 Kasim Pazartesi 12.40-13.30 Omer Tezcan - "Baslamaya Hazir miyiz?" -&lt;br /&gt;Borusan Eski CEO'su&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Kasim Carsamba 12.40-13.30 Duygu Galiba - Is ararken fark yaratmak -&lt;br /&gt;yenibiris.com - Proje Gelistirme Uzmani&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Kasim Carsamba 17.40-18.30 Chris Hearn - How to write a CV - BilWrite&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 Kasim Persembe 12.40-13.30 Melih Arat - Parasal Zeka - Siradisi Ogrenme&lt;br /&gt;Hizmetleri Danismanlik - Kisisel Gelisim Uzmani&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 Kasim Persembe 17.40-18.30 Asuman Ugur - Zaman Yonetimi - Milli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Produktivite Merkezi - Kisisel Gelisim Uzmani&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21 Kasım Cuma 12.40-13.30 Meltem Bilikmen -Amerika'da Eğitim - Fulbright&lt;br /&gt;Turkiye Komisyonu - Akademik Danisman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 Kasim Pazartesi 12.40-13.30 Nilufer Ariak - Girisimcilik - Akdan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Danismanlik Genel Muduru&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Kasim Sali 12.40-13.30 Ipek Imirlioglu - Stres Yonetimi - Milli&lt;br /&gt;Produktivite Merkezi - Kisisel Gelisim Uzmani&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 Kasim Carsamba 12.40-13.30 Erdem Kocak - Liderlik -  Henkel CEO'su&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Kasim Persembe 12.40-13.30 Serkan Somer - Inovatif Dusunce - Troyka&lt;br /&gt;Medical Genel Muduru&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 Kasim Cuma 12.40-13.30 Tunc Kilinc - Kisisel Farkindalik -&lt;br /&gt;www.fikiratolyesi.com - Yasam Kocu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 seminere katılanlar katılım sertifikası almaya hak kazanacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Reklamımızı bir de buradan yapayım dedim :p&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Tüm Bilkentlileri bekliyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SSAxFX-efnI/AAAAAAAAAUI/GyDUnpdN-W8/s1600-h/bilkentmuh.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 65px; height: 54px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SSAxFX-efnI/AAAAAAAAAUI/GyDUnpdN-W8/s400/bilkentmuh.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5269265532428648050" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-2685368611904548068?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/2685368611904548068/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=2685368611904548068' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/2685368611904548068'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/2685368611904548068'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/11/5-kiisel-geliim-seminer-dizisi.html' title='5. Kişisel Gelişim Seminer Dizisi'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SSAv2NRL2vI/AAAAAAAAAT4/TKhs109ysvo/s72-c/kgsd5_afis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-2918648628734896006</id><published>2008-11-16T16:35:00.001+02:00</published><updated>2008-11-16T16:35:23.561+02:00</updated><title type='text'>Tarzan Kızımız vs. Ben</title><content type='html'>Şehirleşme hızla artıyor günümüzde, malum insanların sayısı pek az değil. Çoğumuz şehirde büyüdük; kalabalıklarda bulduk kendimizi. Annemiz elimizden tutup gezmeye götrüdüğünde parkta onlarca çocuk vardı, çarşıdaysa yüzlerce insan. Büyüyünce gece de dışarı çıkmaya başladık; şehir ışıklarını seyrettik, gecenin gizemine kapıldık çoğu zaman. Ama şehirin görüntüsü, eğlencesi yoktu sadece. Trafiği vardı, gürültüsü vardı, bazen devlet dairesinde, bankada zaman kaybetmesi bile vardı. Şehir yaşamından, keşmekeşten bıkanlar da kendini yaşamının ileriki yıllarında doğaya bırakmayı düşündü; hatta kimisi uyguladı bile (bkz. babam :p). Tabi herkes bunu emekliyken yapmıyor, kariyerini tam ortasında bırakıverip kendini ormanlara atanlar da varmış. Mesela &lt;a href="http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=2424&amp;amp;no=1"&gt;bu linkteki &lt;/a&gt;ailemiz.&lt;br /&gt;Fransa'da da modern hayattan bunalan bir çift, işini gücünü bırakıp Afrika'ya yerleşmeye karar veriyor, minicik kızlarını da alarak. 7 YIL boyunca Güney Afrika'da gezerek, doğal -hatta vahşi bile olabilir- hayatla iç içe bir yaşam tarzı benimsemiş aile. E burada büyüyen çocuk ne yapar eğlenmek için? Bütün gün fotoğraf makinesiyle, kamerayla oynayacak değil tabi. Kendine göre arkadaşlar edinir: Devekuşu, fil, yavru leopar, vs. Kızımız bu arkadaşlarıyla öyle samimi ilişkiler kurmuş ki, onlarla sarmaş dolaş uyuyacak seviyeye gelebilmiş. Ama ailesi onun iyi bir eğitim alması için Fransa'ya geri dönme kararı alınca, kızımız "Tippi" için bir adaptasyon problemi doğmuş.  Okula başlamış ama devam edememiş, özel öğretmen gelmiş bir süre eve. Yaşıtlarıyla oynayamamış, hayvanlarla oynamaya alışık olduğu için. Tabi sonunda uyum sağlamış şehir yaşamına. Şimdi ise 18 yaşındaymış Tippi; sinema eğitimi alıyormuş. Çocukluk günlerini de hala unutamadığını söylüyormuş. Unutulmaz tabi, ben olsam ben de unutmam.&lt;br /&gt;Ben de şehir severlerdenim. Köye gittiğimde bile bilgisayarı açıyorum hemen sıkıntıdan. Şehirdeki olanaklar  çok daha fazla; bunaltan bir kalabalık olmadığı sürece yollarda yürüyen insanlar, ışıl ışıl sokaklar, rengarenk binalar (aslında bu güzel görüntüyü apartmanlar katmıyor ama neyse), vs. güzel geliyor bana. Tabi kır ortamının da yeşilliği (dün gece rüyamda gördüm öyle bir yer, çok hoştu), sessizliği, özgürlüğü bir başka. Bazen okul hayatının koşturmaca ve stresinden bunaldığımda -mesela bu bitirdiğimiz hafta- kaçmak istiyorum herşeyden. Gecenin 3'ünde elime çayımı tostumu alıp, sevdiğim şarkıyı da açıp, serin havada yürüyesim geliyor. Ya da çimlere yatıp yine müzik eşliğinde gökyüzüne boş boş bakasım. Hiçbir şey düşünmemek istiyorum; el ilanları geldi mi, biletler alındı mı, sınav sonuçları açıklandı mı, proje tarihi ertelendi mi, o insan iletisine yazdıklarıyla kime mesaj yollamaya çalışıyor, vs. bir sürü dünya işi şeyler. Olaya böyle bakınca Fransa'ya kaçan aileye hak vermiyor değilim. Gerçi benim bu saydıklarım kısa süreli sıkıntı verse de özünde mutlu edecek şeyler. Onun için ne kadar şikayet ediyor olsam da bir yandan halime şükrediyorum. Tabi bu arada dağlara bayırlara kaçmak istemem gerçeğini de engellemez :p&lt;br /&gt;Fransa'dan kaçıp Afrika çöllerine yerleşen aileyi tebrik ediyorum buradan, herşeyi geride bırakabilme cesaretini gösterdikleri için. Tabi kızımıza hafif yazık olmuş, küçücük yaşta adaptasyon sıkıntısı çekmiş ama her çocuğun kolay kolay elde edemeyeceği deneyime de sahip olmuş. Ben yine de, Afrika'ya kaçmak yerine daha normal ve şehir yaşamını tamamiyle terk etmeyecek bir çözüm uygulardım heralde. Yine arada böyle dağa ormana gidilebilir, malum mekan değişikliğine ferahlık vardır; ama kurulmuş düzeni de 7 yıl gibi uzun bir süre için geride bırakamam. Çünkü bana sadece doğal yaşamın yetmeyeceğini düşünüyorum. Bazen konsere gidip bağıra bağıra şarkı söylemek, deliler gibi dans etmek, dizi-film izlemek de lazım. Kafa sallamak bile girebilir bu listeye :D&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-2918648628734896006?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/2918648628734896006/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=2918648628734896006' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/2918648628734896006'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/2918648628734896006'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/11/tarzan-kzmz-vs-ben.html' title='Tarzan Kızımız vs. Ben'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-8373360961977095039</id><published>2008-11-08T01:03:00.004+02:00</published><updated>2008-11-08T01:18:00.255+02:00</updated><title type='text'>Yenilgi(!)</title><content type='html'>Yenilgiyi kabullenmek. Kimi zaman zor, kimi zaman tam bir kaçış yolu, bir kolaylık. Gönülsüzsünüzdür o iş için; yapasınız gelmiyordur. İşte o zaman ilk hayal kırıklığında, ilk aksilikte hemen vazgeçeriz ondan; bahanemiz de hazır nasılsa. Kimi zamansa tam tersi olur. Bir sürü engel vardır o yolda, hepsini teker teker aşarsınız; düşerek ya da üzerinden atlayarak. Peki bu atlama gücü nereden geliyor? Hedefimize ulaşmak için duyulan kuvvetli istek, merak, elde edilecek olanların hayali, vs. Ya caydıran güç; o nereden çıkıyor o zaman? Üşengeçlik, kendine güvenememek, şansızlık, bazen yeteneksizlik (!), vb. Bahane çok ikisi için de.&lt;br /&gt;Birkaç gün öncesine kadar herşeyden emin bir insandım. Bu aralar ise çok duygusalım, hatta dokunsan ağlamak için bir gerekçe bile bulabilirim an itibariyle. Ama malesef birileri resmen beni yenilgiyi kabullenmeye itiyor. Tüm başvurulardan red cevabı almak, alınan sözlerin iptal olması (aslında insanlık halidir, buna hoşgörü gösterilir ama yine de aksilik aksiliktir), işlerin aksaması, sınavların kötü geçmesi, bilmemne bilmemne. Buradan hayatımdan mutsuzum anlamı da çıkmasın tabi. Ama gencecik olan girişimci, atak ruhum erken yaşta aramızdan ayrıldı, yerine de şüpheci, herşeye önyargıyla bakan başka bir ruh gönderdi. Hevesimi kıranlar utansın :p&lt;br /&gt;Yenilgiyi kabullenmiş olmak hiçbir zaman hoşuma gitmiyor, ama bazı gerçekler umudumu aldı birtakım sebeplerden dolayı. Kendimden öte, sınavda başarılı olmayı hakettiğini düşündüğüm arkadaşlarımı da başarısız kategorisine sokan AIESEC adlı kuruma case çözme, mülakata girme ve afallama deneyimlerini tattırdığı için teşekkür ediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-8373360961977095039?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/8373360961977095039/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=8373360961977095039' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/8373360961977095039'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/8373360961977095039'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/11/yenilgi.html' title='Yenilgi(!)'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-2534432435259884476</id><published>2008-11-02T17:26:00.007+02:00</published><updated>2008-11-02T21:50:20.702+02:00</updated><title type='text'>Çıkarımlar Topluluğu</title><content type='html'>Yoğun bir haftanın sonunda buradayım yine. Sevgili blogumu iyiden iyiye şu ortaokul-lisede yazdığım günlüklerime benzettim. O zamanlar "Bugün bilmem naptım, bilmemkimle bilmemnoldu, bence şu böyle, aslında bu öyle olmamalı" tipinde cümlelerle doldurduğum günlüklerim vardı; artık blogum bu ihtiyacı karşılıyor (Tabi çok özel şeyleri yazamıyorum buraya :p).&lt;br /&gt;Bugün birkaç çıkarımda bulundum. Birisi mülakatlar üzerine. Mülakatların aslında tamamiyle geyik ve formalite olduğu izlenimine kapıldım çünkü. Aynı kurumun bir tarafta alakasız konulardan bahsederek, öbür taraftaysa mülakatçıların kendi çapında kişiyi analiz etmeye çalışarak yaptığı görüşmenin ciddiyetini sorgulamaktayım şu an. Eminim iki taraf da hakkımızda çok önemli yargılara varmış, yetkinliklerimizi  gerektiği gibi analiz etmiştir. Ama neden format farklı? Neyse artık, onların sorunu :p&lt;br /&gt;Başka bir çıkarım: Case çözmek hoş birşeymiş. Daha önce case çözümüne tanık olmuştum (hatta bugün çözdüğümden çok daha kaliteli ve kompleks) ama hiç çözmemiştim bir grup içinde. Belki ufak çapta bir vakaydı; yine de kendimi daha önemli, daha başarılı, daha aktif hissetmemi sağladı (Okuyan da beni halkın kahramanı sanacak, ama cidden hoşuma gitti.). Buradan herkese tavsiyem, vaka analizlerine katılınız (bkz. casecamp =P).&lt;br /&gt;Bir çıkarım daha: Bir dil öğrendiyseniz onu zihninizde canlı tutmaya çalışın; gerçekten çok hızlı uçuyor :S O dilde şarkı dinlemek de bir işe yaramıyor; öyle olsaydı hala şakır şakır ispanyolca konuşuyor olurdum ama bugün mülakatta ağzımın payını aldım (Testte 21/50 doğru yapmak birşey ifade etmiyor haliyle.).&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SQ3W4_hRyvI/AAAAAAAAATw/qcaGdE7OUh4/s1600-h/uuu.png"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 129px; height: 137px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SQ3W4_hRyvI/AAAAAAAAATw/qcaGdE7OUh4/s320/uuu.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5264099814078008050" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sonuncu olmayan çıkarım: Önceki yazılarımdan birinde birbirimize karşı açık olmamız gerektiğini yazmıştım; ancak birşeyleri atlamışım ve şimdi düzeltiyorum: Keşke birbirimizi kırmadan, yanlış anlaşmadan, negatif elektrik yaymadan duygularımızı düşüncelerimiz belirtsek. Şimdi bunu okuyan olur da üstüne alınmaya kalkarsa söyleyeyim: Kimseye lafım yok, sadece bir hatırlatma. Yanlış anlaşılmaktan da korkmamak lazım; ne msnde geyik yaparken kelimeleri yanlış yazınca =), ne de tenefüste sohbet ederken. Önemli olan o yanlış yargıyı düzeltebilmek gecikmeden (msndeyse sorun olmaz, nasılsa okuyan doğrusunu anlıyordur =p).&lt;br /&gt;Çıkarım bilmemkaç: Kendini doğru ifade edebilmek önemli birşey. Karşı taraf doğru mesajı almadıktan sonra istediğimiz kadar iyi biliyor olalım ya da birşeyler düşünelim, hissedelim; farketmiyor, farketmez de.&lt;br /&gt;Çokuncu çıkarım: Hedefe ulaşmak istiyorsak, elimizden geleni ardımıza koymamalıyız bence. Bazen kaybedeceklerimiz olabilir; ama kazanacağımız çoksa pes etmemek lazım. Kaybedilenlerin yerini kazanılanlar tam olarak dolduramayabilir belki. Eğer kazanma şansımız olduğunu bildiğimiz halde kaybedilecekler olduğu için caydıysak hedefimizden, o zaman geriye dönüp bakmak, içini çekmek yok. İçinde uhde kalacaksa, o zaman da gidenlere bakmamak lazım. Nasılsa kazanacakların var, eğer derdimiz kar durumuysa. Bazen denediğine değer bazı şeyler; giden para, gurur, zaman, vs. de olsa ;)&lt;br /&gt;Sonuncu çıkarım: Gereğinden fazla uyumanın üstesinden nasıl geleceğimi buldum. Bu aralar kalkmam gereken saatten 1 ya da 2 saat önce uyanıyorum, sonra ara ara gözümü açmak suretiyle yarı uyur yarı uyanık rüyalar görüyorum. Biraz yorucu ama çok eğlenceli, hele de 2 saat boyunca kesintisiz olarak güzel ve gerçeğimsi o rüyalardan görünce çok daha süper oluyor.&lt;br /&gt;Bir kısmı sizlere birşey kazandırmayacak çıkarımlardı; bir kısmıysa şu her zamanki iç sıkıcı tavsiyelerimden. Ama en azından -az da olsa- farklı birşeyler var; idare edin artık çok değerli okuyucularım :p Bir başka ilginç yazımda görüşme üzere, esen kalın =D&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-2534432435259884476?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/2534432435259884476/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=2534432435259884476' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/2534432435259884476'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/2534432435259884476'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/11/karmlar-topluluu.html' title='Çıkarımlar Topluluğu'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SQ3W4_hRyvI/AAAAAAAAATw/qcaGdE7OUh4/s72-c/uuu.png' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-5437948101246580157</id><published>2008-10-25T00:47:00.000+03:00</published><updated>2008-10-25T00:52:04.906+03:00</updated><title type='text'>Bu yazıyı okumak yasaktır!</title><content type='html'>Bloglarımızı kapayanlara inat: Ahanda yazıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki satır yazı yazamayacaksak, birkaç eğlenceli öykü okuyamayacaksak, içimizi dökemeyeceksek, duygularımızı paylaşamayacaksak; interneti de kaldırın, televizyonu radyoyu gazeteyi de kaldırın, hatta bizleri de kaldırın yeryüzünden; daha isabetli olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-5437948101246580157?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/5437948101246580157/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=5437948101246580157' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/5437948101246580157'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/5437948101246580157'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/10/bu-yazy-okumak-yasaktr.html' title='Bu yazıyı okumak yasaktır!'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-7590382928041467294</id><published>2008-10-24T01:01:00.005+03:00</published><updated>2008-10-24T01:50:06.039+03:00</updated><title type='text'>Kısa bir mola</title><content type='html'>Kaç gündür yazmıyordum sevgili bloguma. Takdir edersiniz ki üniversite 3. sınıf öğrencisi olmak kolay değil. Bir yerden birşeyler patlak verecekti ki o patlak blog üzerinden oldu (Aman patlayan o olsun :P). Aslında özellikle bahsedeceğim birşey yok ama birden içimden bir ses "Yaaaz, yaaaaz" diye dürttü beni. Sebeplerini de biliyorum:&lt;br /&gt;1) Yarın prob (probability and statistics) sınavım var. Çalışacak çok konu olmayınca ve canım çalışmak istemeyince bir öğrenci olarak başka bir uğraş aradım ve blogu uygun gördüm.&lt;br /&gt;2) Bu aralar kafayı yemezsem hiç yemem diye düşünüyorum. Yakın çevremdekilerin başını ağrıtma katsayısını azaltmak için bir kısmını buraya dökmeyi tercih ettim.&lt;br /&gt;3) Bayramdan beri de yazmayınca, bloguma biraz daha ilgi gösterme ihtiyacı duydum. Sırf yazmış olmak için yazmıyorum ama yine de.&lt;br /&gt;Bahanelerimizi de saydık. Artık rahatlamaya geldi sıra. Bir insan 7 gün içinde 2 ödev yapar, 1 proje teslim eder, 2 sınava girer, başka bir proje için çalışır ve onun en az 2'şer saat süren toplantılarına gider, bir yandan sosyal aktivite(!)lerle boğuşursa nolur? Bu insan bensem pek iyi olmuyormuş sanırım. Aslında mutlu gibiyim de; çünkü birşeylerle boş kalmamacasına da olsa uğraşmayı seviyorum. Sorun şu ki bu aralar bunları yapacak modda değil gibiyim; meselenin kökü bu. Bunlarla uğraşırken ve okul ortamında "survive" etmeye çalışırken birazcık olsun kafamı da dinlemek istiyorum sanırım. İnsanların hakkımda ne düşündüğünü, herhangi bir sebepten dolayı bana kırılıp kırılmadıklarını, canımın istediğini yaparken arkamda kalanların benden ne beklediğini ve beklediklerini bulup bulamadıklarını düşünmemek istiyorum.&lt;br /&gt;Bugün bir mesleki kişilik envanteri doldurdum. Elime doğrudan sonuç vermiyordu ama insanın sık sık düşünmediği soruları kafasına tekrardan çok güzel bir biçimde sokan birşeymiş. Herkes kendini tanır, bilir ama bazen kabul etmez bazı şeyleri, konduramaz ya da farkında değildir ona sıradan geldiği için. İşte bu dikkat ediyormuşum gibi görünüp de çok ciddiye almadığım bazı şeyleri düşünmeye itti beni bu test. Biraz kendime güvenimi geri getirdi, biraz da aldı benden (öyle de ilginç biriyim işte). Yine de bu ara özgüveni tavana fırlamış modda geziyorum. Hatta ondan da öteyim. Daha sırıtık, daha geyik, daha mutlu, daha olumlu, daha yüzsüz :p, daha vs. oldum bu aralar. Neden mi? Biliyorumla bilmiyorum arasıyım. Sanırım bu aralar bu yoğunluğa rağmen hayatımda güzel şeylerin olması bunun sebebi. Eskiden ulaşılmaz gibi gelen şeyleri şimdi başarıyor olmak, yakın arkadaşlarınla salak geyikler yapıp eğlenmek, kafana koyduklarını yapabilmek, msnde ailenle muhabbet edip köpeğini izlemek, vs. Şahsen çok mutluyum bunlarla; özellikle msnde cam açıp kamera karşısında afallamış köpeğini izlemek çok zevkli :D&lt;br /&gt;Artık yazılarımda da daldan dala atlamaya başladım; okuyucu kitlemi :p sıkmamak için kısa kesiyorum. Sadece eklemek istediğim birkaç noktacık var: Keşke hepimiz birbirimize yeterince açık olabilsek, düşüncelerimizi kırıcı olmadan ve açıkça ifade edebilsek (Ben de yapamıyorum :S - kişilik envanteri aklımı başıma getirdi), duygularımızı rahatça paylaşabilsek karşımızdakiyle - onu kaybetme korkusu olmadan, kendimizin farkına tam anlamıyla varabilsek her açıdan, her daim geyik yapabilsek kapı önlerinde, gücümüzün farkında olduğumuzu uygulamaya dökebilsek, başkalarına patronluk yapıyor görüntüsünden sıyrılıp sadece kendi patronumuz olsak (aslında çok zevkli de suyunu çıkarmamak lazım), filan filan. Belki bu liste uzar, ama ben öncelikli olarak bunları yapabilmek istiyorum bu aralar. &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SQD9HdQFgLI/AAAAAAAAATQ/wgK-WYeA0SA/s1600-h/Scale.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SQD9HdQFgLI/AAAAAAAAATQ/wgK-WYeA0SA/s320/Scale.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5260482669321748658" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Not: Bu resim kendini kral-kraliçe gibi hissedenler için konmuştur =D&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-7590382928041467294?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/7590382928041467294/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=7590382928041467294' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/7590382928041467294'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/7590382928041467294'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/10/ksa-bir-mola.html' title='Kısa bir mola'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SQD9HdQFgLI/AAAAAAAAATQ/wgK-WYeA0SA/s72-c/Scale.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-5642043349939083386</id><published>2008-09-30T17:47:00.003+03:00</published><updated>2008-09-30T18:27:07.200+03:00</updated><title type='text'>Her türlü</title><content type='html'>Bu sefer daldan dala atlayacağım; hazır olun. Belirli bir konum yok. Sadece bugün aklımda kalanlara değineceğim madde madde.&lt;br /&gt;1) HERKESİN MÜBAREK RAMAZAN BAYRAMINI KUTLUYORUM =) Herkesin sevdikleriyle, gönüllerine göre nice mutlu bayramlar geçirmesini diliyorum.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SOJE55g05kI/AAAAAAAAASo/mIpxHGo0vxI/s1600-h/dosya.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SOJE55g05kI/AAAAAAAAASo/mIpxHGo0vxI/s200/dosya.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251835876949157442" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2) Geçenlerde Turkcell'in iPhone partisinde sıra bekleyenler: Size geçmiş olsun; sizin verdiğiniz paranın çok daha azına ben de alacağım o telefonun aynısını. Pardon aynısı değil. Özellikleri aynı, tek fark adı: Phone! Eveeet, benim bir "phone"um olacak =D Asıl adı Hi-phone, ama telefonun üstünde "phone" yazıyor (Yazmasa bilmeyeceğiz onun telefon olduğunu sanki.) Pek de ucuz; ama asıl karizması adından geliyor.&lt;br /&gt;-Telefonunun markası ne?&lt;br /&gt;-Phone.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SOJFG1A_viI/AAAAAAAAASw/DBmVjgMq8-A/s1600-h/20071014001532.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SOJFG1A_viI/AAAAAAAAASw/DBmVjgMq8-A/s320/20071014001532.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251836099080207906" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kulağa ne kadar hoş geliyor. Hele de anlamını düşününce. Elimdeki telefonun markası telefon. Daha fazla saçmalamayacağım ama cidden çok hoşuma gitti :)&lt;br /&gt;3) İftar çadırlarındaki izdihamı görünce köpekleri hatırladığını dile getirmek nasıl bir insanlıktır? Oruç tutmayabilirsiniz, oruç tutulmasını saçma bulabilirsiniz, iftar çadırlarında oluşan izdihamdan rahatsız olabilirsiniz, hatta bazı vatandaşlarımızı kendinizden alçak da görebilirsiniz-ona bile tamam-, ama bu insanlara "köpek" demek kimseye yakışmaz. Hele de bir gazetede köşe yazısı yazan birinin kesinlikle yapmaması gereken birşeydir bu. Topluma örnek olması gereken ya da çalışmaları kitleleri etkileyebilen kişilerin daha dikkatli olmasını istiyorum sadece. Bu dini ya da siyasi görüş meselesi de değildir ki. Sadece insana saygıdır biraz, terbiye meselesidir.&lt;br /&gt;4) Okulu bıraksam mı diye düşünüyorum. Aslında tam tersine bana ihtiyaç da olabilir ama kasasım da gelmiyor. Niye mi? 2010'da 3. Dünya Savaşı çıkacakmış =D Ya "Amaaan dünya işi, nasılsa dengeler değişecek" deyip hayatı boşlamalıyım; ya da savunma sanayii işine girerek savaş zamanı biraz işe yaramalıyım. En iyisi bunu da gidip &lt;a href="http://internethaber.com/news_detail.php?id=158855"&gt;Vanga Teyze&lt;/a&gt;'mize sorayım; o bana yardımcı olur. Ya aslında dalga da geçmek istemiyorum ama, bu habere sanırım temcit pilavı muamelesi yapılıyor. Yoksa ben de korkmadı değilim hani.&lt;br /&gt;Özetle bugün ne anlattım? Ben de bilmiyorum. Ne öğrendim? Çin'in sahteciliğinden korkulur ama isim bulma yeteneklerinden korkulmaz. Bir de, Allah kimi insanlara akıl fikir versin. Sonuç olarak; bayramınız kutlu olsun :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-5642043349939083386?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/5642043349939083386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=5642043349939083386' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/5642043349939083386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/5642043349939083386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/09/her-trl.html' title='Her türlü'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SOJE55g05kI/AAAAAAAAASo/mIpxHGo0vxI/s72-c/dosya.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-4626973015358509381</id><published>2008-09-26T22:34:00.007+03:00</published><updated>2008-09-27T00:23:57.947+03:00</updated><title type='text'>Sanalım, sanalsın, sanal...</title><content type='html'>Yıl 2008, teknoloji çağındayız. Yaşamlarımızı da bu teknolojik gelişime fazlasıyla adapte etmiş durumdayız. Nasıl mı? İlk örneğim ekşi sözlükten alıntı:&lt;br /&gt;Konu: teknoloji çağı&lt;br /&gt;Tanım: 4 yaşındaki yeğenim Zeynep'e  kendisinin de rolü bulunan rüyamı anlattıktan sonra,&lt;br /&gt;"rüyanın fotoğrafını çektin mi?" diye sormasıyla içinde bulunduğumuzu fark ettiğim; kıyamete yakın zamanlar...&lt;br /&gt;Artık veletler de bunu kabullenmiş durumda. Kuzenimin kızı henüz 5 yaşındayken (okuma yazma bilmiyorken yani) msn'e giriyor, bağlanamazsa sorun gideriyor, gelen dosyaları kabul ediyordu. Gerçi bu biraz da çocukların öğrenme hızıyla da alakalı olduğu için irdelemeyeceğim.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SN1POe2vfyI/AAAAAAAAASY/vAeEjYVb0ks/s1600-h/datingsitepic.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SN1POe2vfyI/AAAAAAAAASY/vAeEjYVb0ks/s200/datingsitepic.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5250439850803298082" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer örnek, sanal ilişkiler. Ya neden internetten sevgili bulunur? İnternette geyik yaparsın, forumda sözlükte muhabbeti ilerletirsin hepsi tamam da şu aptal dating sitelerinden sevgili bulanlara açıkçası hayranım. Neden yüzyüze görüşebildiğin insanlarla zamanını geçirmezsin? Daha iyi ve sağlıklı tanıyabileceğin insanlar varken neden webcam aracılığıyla tanışmak için kasarsın kendini? İnternette tanışıp uzun süreli ilişkileri olanlar da var biliyorum; ama ben yine de karşıyım böyle bir olaya. Bir kere böyle tanıştığım birini ciddiye almam bile biraz zaman ister; çünkü o maça geriden başlamıştır zaten. Bir derste internet aşklarını tartışırken bir arkadaşımız bunu savunmuştu bize (kendi sevgilisiyle öyle tanışmıştı). Şahsen tatmin olmamıştım ben de herkes gibi. Sonuçlar her zaman kötü olmasa da başlangıcı için geçerli sebep bulamıyorum. Bari aşkları nete düşürmeyin ya bu şekilde.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SN1O5NF2GyI/AAAAAAAAASQ/XU74RePn2zU/s1600-h/facebook.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SN1O5NF2GyI/AAAAAAAAASQ/XU74RePn2zU/s200/facebook.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5250439485257554722" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu dating sitelerininde yeni bir boyut daha var tabi: facebook. Evet, facebook da ayağa düştü. Mark Zuckerberg zamanında niye yapmış bunu? Tanışan insanlar ya da aynı okul öğrencileri arasında bir iletişim sistemi olsun demiş. Gidip de kız meraklısı tipler (o uygun sıfatı yazmayacağım) onu bunu eklesin diye değil. Sırf bu yüzden ismimi kullanmaya çekinir oldum sağda solda. Burada yazdığım yazıyı beğenip, facebookta beni aratıp mesaj yazan, "sizinle tanışmak istiyorum" diyebilen zihniyete buradan da cevabımı vereyim: Boşver beni tanıma istemiyorum, oku yeter!&lt;br /&gt;Feysbuk demişken, bir çeşit facebook kullanıcısına daha değineceğim. Kimi arkadaşlarıma bu insan tipini ve rahatsızlığımı anlatmıştım, onlar anlayacak kimden/neden bahsettiğimi. Bu tip şahıslar birkaç tane ortak arkadaşının olduğunu görüp de tanımadığı insanları listesine ekler. Bu eklenen şahıslar da genelde kabul eder bu talepleri; "aaa ortak arkadaşım varmış, aynı okuldayım, ayıp olmasın, vs" gibi sebeplerle -pişman olacaktır, o ayrı-. Tabi artık o kişiyi gördüğünde selam vermesi gerektiğini düşünen "eklenen arkadaş", selamına karşılık alamadığını görünce sinir olur. Hatta bir gün yanyana oturduğunda ya da gözgöze geldiğinde muhabbet etmeye çalışınca, "ekleyen şahıs"ın onu değil tanımak, hiçbir şekilde hatırlamadığını farkedip "hay dilimi ve elimi eşek arısı soksun" demekten de kendini alamaz bu eklenen arkadaş. Eve gider bakar, ekleyen şahıs hala eklidir facebookta; daha da bir sinir olur tabi. İşte böyle facebookta ekleyip de sonra tanımazlıktan gelenlere acayip derecede doluyum. 15 tane ortak arkadaşımız var diye tanımadığım birini niye ekleyeyim ben ya? Hadi ekledim, neden o kişiyi tanımazlıktan geleyim? Ya ben bu tanıdık-tanımadık ayrımını fazla abartıyorum; ya da cidden insanlar daha karizmatik, daha sosyal görünmek adına komikleşiyorlar.&lt;br /&gt;Bu kadar eleştiri yapmışken bunu da söyleyeyim de tam olsun: Lisedeyken ya da ortaokuldayken bir kere bile doğru dürüst muhabbet etmediği kişileri üniversiteye gidince ekleyenler de bana ilginç geliyor. Ben de çoook eski arkadaşlarımı ekliyorum tabi ki, ama hepsiyle kesinlikle az ya da çok muhabbetim olmuştur bir şekilde. Benim garipsediğim, eski okulda bir kere bile konuştuğunu görmediğim insanlar. Herkesin facebook kullanım anlayışı benimle örtüşecek değil ama, o bahsettiğim insanlar da nedense bana daha çok arkadaşı olsun diye kasıyormuş izlenimi veriyor.&lt;br /&gt;Varacağım sonuç gayet net: Hayattaki ciddi, önemli ve güzel şeylerin bayağılaştırılmasına, bazı değerlerin yozlaştırılmasına ve insanların bazı takıntılarını -"merak" deyip biraz daha ılımlı hale getireyim- açıktan açığa çaktırmasına karşıyım. Bari çok arkadaşım olsun derken makul olanları ekleyin de çok sırıtmasın =P Bir de birisiyle birşeyler paylaşmak istiyorsanız bu kişi gözlerine bakarak tanıdığınız biri olsun, yolladığı smileylere göre değerlendirdiğiniz değil.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SN1Rm2Gh8XI/AAAAAAAAASg/HzvcTFpzBoU/s1600-h/facebook2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SN1Rm2Gh8XI/AAAAAAAAASg/HzvcTFpzBoU/s200/facebook2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5250442468383650162" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-4626973015358509381?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/4626973015358509381/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=4626973015358509381' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/4626973015358509381'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/4626973015358509381'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/09/sanalm-sanalsn-sanal.html' title='Sanalım, sanalsın, sanal...'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SN1POe2vfyI/AAAAAAAAASY/vAeEjYVb0ks/s72-c/datingsitepic.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-2398346011789403022</id><published>2008-09-26T18:41:00.008+03:00</published><updated>2008-09-26T22:34:21.034+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='abuk subuk'/><title type='text'>Dağarcığınıza yeni ve güncel sözcükler</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;!--~-|**|PrettyHtmlStartT|**|-~--&gt; &lt;/div&gt;&lt;div id="ygrp-mlmsg" style="width: 655px;"&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div id="ygrp-msg" style="margin: 0pt; padding: 0pt 25px 0pt 0pt; width: 470px; float: left;"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt; &lt;!--~-|**|PrettyHtmlEndT|**|-~--&gt;      &lt;/div&gt;&lt;div id="ygrp-text"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;             &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial,helvetica,sans-serif; font-size: 10pt;"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Son zamanlarda hep iç sıkan ya da fenalık getiren&lt;br /&gt; yazılar yazdığıma göre, biraz saçmalamanın&lt;br /&gt;zamanı geldi artık.&lt;br /&gt;Terimler bir e-postayla geldi bana.&lt;br /&gt; Buraya yazmazsam çatlardım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çayyaş:&lt;br /&gt;Sabahtan akşama kadar çay içen bağımlı kimse. Türkler kahveden&lt;br /&gt; çok çayı severler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dekılte:&lt;br /&gt;Görgüsüz, kıro erkeğin ipek gömleğinin önünü derin açarak&lt;br /&gt; sergilediği kıllı ve altın kolyeli göğsü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duşunur:&lt;br /&gt;Duş alırken gelen ilhamla ülke sorunları, hayatın anlamı&lt;br /&gt;veya benzer derin konulara kafa yoran ve özgün fikirler üreten&lt;br /&gt; entellektüel ve temiz kimse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinekolog:&lt;br /&gt;"Kızım senin içine cin girmiş" diyerek cinsel tacizde bulunan&lt;br /&gt; hoca, üfürükçü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kankamatik:&lt;br /&gt;Yolsuz kaldığınızda borç para aldığınız yakın arkadaş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efemdi:&lt;br /&gt;Davranışları ve sözleri kadınsı olacak kada nazik, yumuşak&lt;br /&gt; ve ince erkek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçerdöver:&lt;br /&gt;Her akşam bir yerde içip, eve zil zurna sarhoş gelip&lt;br /&gt; karısını, çocuğunu döven hayırsız koca, kötü baba, zayıf karakter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinirbaz:&lt;br /&gt;Nasıl olduğunu anlayamadığımız ve çözemediğimiz bir şekilde,&lt;br /&gt; sizi her defasında sinirlendirebilen özel kimse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafızapping:&lt;br /&gt;Br şeyi hatırlamaya çalışırken hafızanızda attığınız hızlı tur.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: times new roman; text-align: left;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: times new roman; text-align: left;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: times new roman; text-align: left;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;Lafıza kaybı:&lt;br /&gt;Söyleyeceğiniz sözü unutmanız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Markalemun:&lt;br /&gt;Saç şeklini ve rengini üzerindeki marka giysiye göre değiştiren,&lt;br /&gt; dış görünüşe fazlasıyla önem veren boş insan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jeloğlan:&lt;br /&gt;Saçlarına bir kutu jöleyi sürmeden asla insan içine çıkmayan,&lt;br /&gt; görünüşüne aşırı düşkün genç erkek.Derler ki uzun süreli jel&lt;br /&gt; kullananlar sonunda "jeltoş" olurlarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: times new roman; text-align: left;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: times new roman; text-align: left;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Keşportacı:&lt;br /&gt;Sokağa tezgah açmış uyuşturucu satıcısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shopşal:&lt;br /&gt;Büyük alışveriş merkezlerine gidip saatlerce aylak aylak dolaşan,&lt;br /&gt; mağazaların önünde dakikalarca dikilip boş boş vitrine, içerideki&lt;br /&gt; bayan görevlilere bakan işsiz güçsüz alık kimse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tükürükçe:&lt;br /&gt;Konuşurken ağızlarından çok fazla tükürük saçan kimselerin ana&lt;br /&gt; lisanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zırvana:&lt;br /&gt;Aptallığın en açmış noktası. Zırvanın zirvesi ve nirvanası. Salaklığın&lt;br /&gt; ulaşılabilecek en üst seviyesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tembesil:&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Çok zeki olmamasının dezavantajını çok çalışarak kapatacağına,&lt;br /&gt; bütün gün yan gelip yatan tembel ve akılsız öğrenci, kimse.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;Notlakçı:&lt;br /&gt;Üniversitede derslere girmeyen, sınavlara başkalarının notlarından&lt;br /&gt; fotokopi çekerek hazırlanan beleşçi ve hayta öğrenci.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kampüsırık:&lt;br /&gt;İş hayatından korktuğu için bütün eğitimi boyunca kampüsün&lt;br /&gt; içinde saklanan, bu nedenle de şirketleri ve iş ortamını tanıma&lt;br /&gt;fırsatını kaçıran üniversite öğrencisi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="clear: both; color: rgb(255, 255, 255); font-size: 1px;"&gt; &lt;/div&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  &lt;/div&gt;     &lt;img src="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=2688482521776628799&amp;amp;postID=2398346011789403022" width="1" height="1" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:white;"&gt;__,_._,___&lt;/span&gt;  &lt;!--~-|**|PrettyHtmlEnd|**|-~--&gt;  &lt;!--~-|**|PrettyHtmlStart|**|-~--&gt;   &lt;style type="text/css"&gt; &lt;!-- #ygrp-mkp{ border:1px solid #d8d8d8;font-family:Arial;margin:14px 0px;padding:0px 14px;} #ygrp-mkp hr{ border:1px solid #d8d8d8;} #ygrp-mkp #hd{ color:#628c2a;font-size:85%;font-weight:bold;line-height:122%;margin:10px 0px;} #ygrp-mkp #ads{ margin-bottom:10px;} #ygrp-mkp .ad{ padding:0 0;} #ygrp-mkp .ad a{ color:#0000ff;text-decoration:none;} --&gt; &lt;/style&gt;  &lt;style type="text/css"&gt; &lt;!-- #ygrp-sponsor #ygrp-lc{ font-family:Arial;} #ygrp-sponsor #ygrp-lc #hd{ margin:10px 0px;font-weight:bold;font-size:78%;line-height:122%;} #ygrp-sponsor #ygrp-lc .ad{ margin-bottom:10px;padding:0 0;} --&gt; &lt;/style&gt;   &lt;style type="text/css"&gt; &lt;!-- #ygrp-mlmsg {font-size:13px;font-family:arial, helvetica, clean, sans-serif;} #ygrp-mlmsg table {font-size:inherit;font:100%;} #ygrp-mlmsg select, input, textarea {font:99% arial, helvetica, clean, sans-serif;} #ygrp-mlmsg pre, code {font:115% monospace;} #ygrp-mlmsg * {line-height:1.22em;} #ygrp-text{ font-family:Georgia; } #ygrp-text p{ margin:0 0 1em 0;} #ygrp-tpmsgs{ font-family:Arial; clear:both;} #ygrp-vitnav{ padding-top:10px;font-family:Verdana;font-size:77%;margin:0;} #ygrp-vitnav a{ padding:0 1px;} #ygrp-actbar{ clear:both;margin:25px 0;white-space:nowrap;color:#666;text-align:right;} #ygrp-actbar .left{ float:left;white-space:nowrap;} .bld{font-weight:bold;} #ygrp-grft{ font-family:Verdana;font-size:77%;padding:15px 0;} #ygrp-ft{ font-family:verdana;font-size:77%;border-top:1px solid #666; padding:5px 0; } #ygrp-mlmsg #logo{ padding-bottom:10px;}  #ygrp-reco { margin-bottom:20px;padding:0px;} #ygrp-reco #reco-head { font-weight:bold;color:#ff7900;}  #reco-grpname{ font-weight:bold;margin-top:10px;} #reco-category{ font-size:77%;} #reco-desc{ font-size:77%;}  #ygrp-vital{ background-color:#e0ecee;margin-bottom:20px;padding:2px 0 8px 8px;} #ygrp-vital #vithd{ font-size:77%;font-family:Verdana;font-weight:bold;color:#333;text-transform:uppercase;} #ygrp-vital ul{ padding:0;margin:2px 0;} #ygrp-vital ul li{ list-style-type:none;clear:both;border:1px solid #e0ecee; } #ygrp-vital ul li .ct{ font-weight:bold;color:#ff7900;float:right;width:2em;text-align:right;padding-right:.5em;} #ygrp-vital ul li .cat{ font-weight:bold;} #ygrp-vital a{ text-decoration:none;}  #ygrp-vital a:hover{ text-decoration:underline;}  #ygrp-sponsor #hd{ color:#999;font-size:77%;} #ygrp-sponsor #ov{ padding:6px 13px;background-color:#e0ecee;margin-bottom:20px;} #ygrp-sponsor #ov ul{ padding:0 0 0 8px;margin:0;} #ygrp-sponsor #ov li{ list-style-type:square;padding:6px 0;font-size:77%;} #ygrp-sponsor #ov li a{ text-decoration:none;font-size:130%;} #ygrp-sponsor #nc{ background-color:#eee;margin-bottom:20px;padding:0 8px;} #ygrp-sponsor .ad{ padding:8px 0;} #ygrp-sponsor .ad #hd1{ font-family:Arial;font-weight:bold;color:#628c2a;font-size:100%;line-height:122%;} #ygrp-sponsor .ad a{ text-decoration:none;} #ygrp-sponsor .ad a:hover{ text-decoration:underline;} #ygrp-sponsor .ad p{ margin:0;} o{font-size:0;} .MsoNormal{ margin:0 0 0 0;} #ygrp-text tt{ font-size:120%;} blockquote{margin:0 0 0 4px;} .replbq{margin:4;} --&gt; &lt;/style&gt;  &lt;!--~-|**|PrettyHtmlEnd|**|-~--&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-2398346011789403022?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/2398346011789403022/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=2398346011789403022' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/2398346011789403022'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/2398346011789403022'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/09/daarcnza-yeni-ve-gncel-szckler.html' title='Dağarcığınıza yeni ve güncel sözcükler'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-8507017450335593403</id><published>2008-09-24T00:11:00.003+03:00</published><updated>2008-09-24T00:48:08.400+03:00</updated><title type='text'>Karşılıklı Hoşlaşmamalar</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Çevremde olmalarından memnun olduklarıma...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan olmanın bir getirisi sosyalleşmek. Daha asırlar öncesinden, hayatta kalabilmeye tek çözüm bir arada olmakta görülmüş, insanlar bir araya gelip beraber yaşamış. Kendilerine göre köyleri, şehirleri, devletleri olmuş. Tabi o uzun yılların sonrasında günümüze gelince sosyallik kavramı birazcık daha dallanıp budaklanıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Dünya nüfusu milyarlarla ifade ediliyor; Türkiye'ninki de yetmiş milyonu aştı. Kendimizi merkez alıp çevremizdeki insanları bir düşünecek olursak, meydana az buz bir rakam çıkmaz tahminimce. Peki bunların ne kadarı gerçekten sosyal çemberimiz içinde olmalı? Aslında bu soru yanlış oldu. Değişik insanlar tanımak, farklı kültürlerden ya da ortamlardan arkadaşlar edinmek ufku ne kadar genişletir biliyoruz. Buna rağmen, bazen "Ay tanımaz olaydım" dediklerimiz de olmuyor değil. Kimse inkar etmesin, bence pişman olmasanız bile, tanımasam da birşey farketmezdi diyeceğiniz insanlar vardır en azından, sevgi böcüğü olmanın alemi yok burada.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bazen bakıyorum çevreme, nadiren ya da sık sık bir araya geldiğim insanlara. Her türlü olabilir bu, iş arkadaşı, sınıf arkadaşı, arkadaşının arkadaşı, komşu, akraba, öğretmen, aşçı, kantinci, vs. Açıksözlü olmak gerekirse, ara sıra "Başlarım böyle sosyalliğe, dağda tek başıma yaşasam iyi" dediğim oluyor =P Hoşlaşmadığımız insanlarla bir arada olmak zorunda kalıyoruz çoğu zaman. Eh, bundan kaçış yok, yakın çevrem dışındaki herkesi seçemiyorum malesef. Peki bu ısınamadığım insanlarla beraberken napıyorum ve ne yapmalıyım? Eheheh işte olayın güzel kısmı bu: Süper biri değilim, örnek insan olmadığım da aşikar. Bu insanlara soğuk davranmaktan kendimi alamıyorum açıkçası (Hatta uyuzluk yaptığım da oluyor bazen :p). Şahsen kendimi almayı da pek düşünmüyorum. Eğer ben kendimi sınırlamadan, beden dilime ve beynime söz geçirmeye çalışmadan serbest davrandığımda bunları yapıyorsam, demek ki içimden gelmiyor bu kadar basit. Zorla mı canım cicim moduna girmeliyim? Tabi ki hayır; bir kere kendini sıksan da olmuyor bir yerden sonra. Tabi bunun sonrasında ne mi oluyor? Zincirleme sürüyor bunlar. O malum insanlar da bana benzer şekilde davranıyor, onlar da bana saygısızlık yapabiliyor bazen. Peki ikinci güzel soru: Benim umrumda mı? Bazen üzülsem de, net bir &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;hayır&lt;/span&gt;! Bir kere ben ona saygısızlık ya da uyuzluk yapmışsam ben de aynını hak etmişimdir zaten. Ama seviyeli ilişkiler çerçevesindeyken de soğuk rüzgarlar eserse ya da o insanlar beni rahatsız ediyorsa yine de, onların benim hakkımda ne düşündüğü bayağı bir geri planda kalıyor. İlk güzel soru çiftime döneyim. Peki ne yapmalıyım bu tip durumlarda? Tamam, yanlış hareketler yapmayacağım mümkün olduğunca; ama bazen dalga geçmek ya da o çok ünlü buz bakışlarımı atmaktan da hiç ama hiç çekinmem. Eğer birisini sevmiyorsam, oyun oynayacağıma hissetsin çok daha iyi (ki çok da güzel hissettiririm =P). Ben böyleyim, kimse de kusura kalmasın.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hepimizin gözü kulağı var, az çok anlarız hakkımızda ne düşünüldüğünü ya da ne hissedildiğini ses tonlarından, bakışlardan. Ben buz bakışımı atıyorsam, onlar da bana göz deviriyor belki. Bu durumda kim kimin umrunda? Olması gereken, bu soğukluklara aldırış etmeden, işini görmek ya da ortamı soğutmadan zaman geçirmek ve mümkün olduğunca kendini tutmak. Tabi bir yandan da sadece kendi yoluna bakmak. Eh arada minik dedikodular da kaçabilir, insanlık hali ama sonuçta etik-ahlak-huy derken kimse kötü insan olmak istemiyor. Yine de, karşımdaki ne kadar hoşlanmazsa hoşlanmasın benden, ben böyleyim; rol de yapamam. Birisini seviyorsam o onu hisseder gerek konuşmam, gerek bakışım, gerek geyik yapmamdan; bu da bir o kadar aşikardır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-8507017450335593403?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/8507017450335593403/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=8507017450335593403' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/8507017450335593403'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/8507017450335593403'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/09/karlkl-holamamalar.html' title='Karşılıklı Hoşlaşmamalar'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-1111927488215044010</id><published>2008-09-17T23:55:00.002+03:00</published><updated>2008-09-18T00:45:49.882+03:00</updated><title type='text'>Bir rahatlama yazısıdır:</title><content type='html'>İnsanoğlu ilginç bir yaratık. Gayet neşeli bir havada olup espriler patlatabilirken birkaç dakika sonra sessizleşip depresifleşebilmek küçümsenebilecek bir beceri değil.&lt;br /&gt;Sahip olduklarımız için şükretmemiz gerektiğini düşünüyorum öncelikle. Bugün en yakın arkadaşımla yolda yürürken artık rutinleşen istek sıralama faslımızı gerçekleştiriyorduk ki, bir an durdum ve şükretmem gerektiğini farkettim. Listemizde araba, iyi bir iş, mesleki başarı, iyi bir not ortalaması, kriterlerimize uygun bir sevgili, vb. seçenekler vardı. Önemli olan şu ki, -çok şükür- sağlık, bir kap yemek, bir dostla rahat bir muhabbet, sığınacak bir ev yoktu. Aslında bir insanın isteyebileceği çoğu şeye sahibiz çünkü, ya da sahibim. En azından elimdekilerle mutluyum, her ne kadar daha fazlasını istemeye devam etsem de. Elbette ki daha iyilere ulaşmaya çalışacağız; ama elimizdekilerin kıymetini unutmadan. Belki bazılarına sahip olurken diğerlerini elde edemeyebiliriz. Yine de bu hayatı bırakmak ya da moral bozmak için bir bahane olmamalı.&lt;br /&gt;Bunları yazdım yazdım da sanki ben çok mu uyguluyorum bunları? Malesef hayır; arada bir aklım başıma geliyor işte o kadar. Hatta komik olan şu ki başta da belirttiğim gibi en keyifli anlarımda bile birden yüzümdeki ifade değişebiliyor, kendi kendime moralimi bozabiliyorum ortada bir sebep yokken. Ya da uydurma sebepler yaratarak. Belki birçok insanda oluyor bunlar, bilemem kimsenin iç dünyasını. Kimi zaman resimlere bakıp "Bu ben miyim?" diyorum, ya da aynanın karşısında. Bazen çevreme bakıyorum ve kendimi gözlüyorum; "Gerçek Elif bu mu?" diye geçiriyorum içimden. Çoğu zaman istediğim cevabı verebiliyorum kendime, ki önemli olan da bu bence. İnsanın az ya da çok kendiyle barışık olması, kendine birazcık güvenebilmesi, kendini kabullenmesi öyle ya da böyle. Kişisel özelliklerden şikayet etmek yerine ya birazcık kontrol altına almayı denemek ya da bunu özümsemeyi bilmek lazım mesela, aynada gördüğünüz kişinin gerçekten "siz" olduğunu kabul edebilmek için. Kompleksleri de bırakmalı bir kenara. "Arkadaşlarım beni aralarına almıyor" demek yerine daha çok içlerine girmek gerek. "Onlar beni gerçekten sevmiyor; sadece beraber biraz zaman geçiriyor" diye düşünmeyi bırakıp sana gerçekten değer verildiğini kafana sokmak da tabi. Kısacası, kendi değerinin farkına varmak lazım. İlle sosyal anlamda da değil bu; her açıdan böyle. Kötü düşünmenin kimseye bir faydası olmadığını hepimiz biliyoruz da, neden uygulamıyoruz? Neden olumsuzluklara odaklanıyoruz, elimizde olmayanları görüyoruz ve sahip olduklarımızı gözardı ediyoruz? Neden geriyoruz kendimizi, sıkıyoruz değmeyecek şeyler için? Cevap belli, çünkü öyle bir sebep yok ve uygun bir bahane üretmek zor.&lt;br /&gt;Bunları yazmaya başladığımda hiç sebebi olmadığı halde gergindim, kendi kafamda saçma düşüncelerle boğuşuyordum. Birkaç gündür kendime ve çevreme bakıyorum ve düşünüyorum; malzeme de bu şekilde çıktı zaten.  Ama yazdıkça yapmam gerekenleri düşündüm ve ihtiyacım olanı bir kez daha keşfettim: Akıntılara karşı koyuşlarımı belli bir seviyeye indirip kendimi sulara bırakmak, sahip olduklarımı hatırlayıp tebessüm etmek (daha fazlasını istemek kısmına yorum yapmıyorum, yapı gereği doyumsuz ve hırslı bir tarafım var). Sevdiklerine daha çok sarılmak, sevdiğini hissettirmek (ah bir de bu kadar ciddi olmasam :S). Başta beni bu konularda düşünmeye itenler olmak üzere tüm sevdiklerime diyorum ki, aynen yanımda olmaya devam edin :p&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-1111927488215044010?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/1111927488215044010/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=1111927488215044010' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1111927488215044010'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1111927488215044010'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/09/bir-rahatlama-yazsdr.html' title='Bir rahatlama yazısıdır:'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-6878085783260779711</id><published>2008-09-10T00:19:00.002+03:00</published><updated>2008-09-10T00:47:12.420+03:00</updated><title type='text'>"Hevesim kursağımda kaldı"</title><content type='html'>İnsan kendi kendine nazar değdirebilir mi? Daha doğrusu olmasını istediği şeyleri kendi eliyle ve istemeden engelleyebilir mi sık sık? Herkeste oluyor mu bilmiyorum ama, bende çokça oluyor malesef.&lt;br /&gt;Kendimi bildim bileli, birşeyi çok istedim mi bir problem çıkıyor. Heves edip heyecanlandıysam, ya karnım ağrır, ya iptal olur, vs. Hiç unutmam; ben 9-10 yaşımdayken Arnavut bir öğrenci grubu gelmişti İstanbul'a ve babamlar ilgileniyordu onlarla. Grupla beraber Tatilya'ya gidecektik ve ben çocuk aklımla çok heyecanlanmıştım. Tabi noldu? O gün acayip derecede karnım ağrıdı, midem bulandı ve sadece atlı karıncayla çarpışan arabalara binebildim. O gün su kaydırağına binememiş olmak içime oturmuştu ve hala da orada oturuyor :p&lt;br /&gt;Bacaksızlık çağı heveslerinden öte, hala aynıyım. Hoşuma gidecek birşeyin olacağını düşünmeye başlayıp heyecanlandım mı, ya o olay olmuyor ya da oluş süreci acayip derecede yavaşlıyor ve ben sinirden çatlıyorum (biraz da tezcanlılığın sonucu). Kısacası hevesimi kendi ellerimle kursağımda bırakıyorum malesef. Sırf bu yüzden kendimi hiçbir şey için hazırlamamaya ya da havaya sokmamaya çalışıyorum. bazen işe yarasa da, olmadı mı olmuyor =((&lt;br /&gt;Diyebileceğim pek birşey yok. Sadece olmasını istediğim ve olacakmış gibi duran şeylerin fazla heyecan yaptığım zaman olmamasına gıcık oluyorum. Dilerim bir gün bu problemi de çözerim ama şu sıralar bu durumdan dolayı üzgünüm; şu ara düzelir mi bekleyip görecez =P&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-6878085783260779711?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/6878085783260779711/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=6878085783260779711' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/6878085783260779711'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/6878085783260779711'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/09/hevesim-kursamda-kald.html' title='&quot;Hevesim kursağımda kaldı&quot;'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-6964514953626741671</id><published>2008-09-05T23:51:00.004+03:00</published><updated>2008-09-06T01:38:39.586+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ibret'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayret'/><title type='text'>Olmadık bir anda gitmek</title><content type='html'>Çoğumuz kendimize göre hayaller kurarız gelecek için; ufak tefek ya da büyük planlar yaparız. Temennilerimiz olur; elimizde olan ya da olmayan şeyler için. "Uzun boylu, zeki, mühendis bir kocam olacak", "Göl kenarında iki katlı, ahşap bir evde oturacağım", "70 yaşımdan fazla yaşamak istemiyorum", vs. Evet, ölümle ilgili bile isteklerimiz olabiliyor. Şahsen, elimde bir seçim şansı olmadığını bilmeme rağmen, çok yaşlanıp da yataklara düşmeden, kimseye muhtaç olmadan, hatta yaşlanmadan ölmek istiyorum. İşkenceli de olmasın, trafik kazası falan gibi kısa süreli birşeyde olsun bitsin, "2 gün yatak, 3. gün toprak" felsefesi gibi. Tabi arkada kalanlar için bu kadar kolay olmuyor birisini uğurlamak.&lt;br /&gt;Bizi nerede neyin beklediği belli; en azından ben öyle düşünüyorum. Her ne kadar olayları sebep-sonuca bağlasak bile, bazen "nasıl yani, neden?" diye sormaktan kendimi alamayabiliyorum; işte orada kader kavramı giriyor benim için devreye. Ama konum bu değil, bunları tartışabilecek durumda da değilim. Varacağım nokta şu ki, bazen nasıl ve ne kadar istersek isteyelim, birtakım güçlerin önüne geçemiyoruz sanırım. Ölüm için olmasını dilediğim durumların gerçekleşme ihtimalinin çok düşük olduğunu biliyorum. Hayatın bizi nereye sürükleyeceğini kestiremediğim gibi, nasıl sonlanacağını da bilemiyorum.&lt;br /&gt;Geçtiğimiz günlerde çok çok sevdiğim bir yakınımın babası vefat etti (Buradan Tiryakioğlu ailesine de başsağlığı diliyorum.). Ölüm hepimizin sonu; ama gencecik ve turp gibi bir insanın frenleri boşalmış bir kamyonun kendisine çarpmasıyla vefat ettiğini duymak çok zor. Yarım saat önce eve yeni girmişken tekrar dışarı çıkmayabilirdi. Ya da caddenin karşı tarafına geçmeden yürümeye devam edebilirdi. İhtimaller çok; sonuçta bir şekilde koruyabilirdi kendini. "Olacağı varmış" demekten öteye geçemediğiniz andır işte bu. Belki bu dünyadan giden kişi için istediği bir durumdur, bilemeyiz (malum kimse işkenceli olsun istemez); ama bir de arkasında kalanların o anki şaşkınlığı ve üzüntüsü var. Allah sabır versin; diyecek birşey yok.&lt;br /&gt;Uzun yazdım biliyorum. Sadece şaşkınlığımı paylaşmak istedim. Dilerim herkes gönlüne göre bir hayat yaşar ve yine gönlüne göre yaşamını sonlandırır. Ben yine de yatağa düşmeden, ağır hasta olmadan, 70 yıl yeter diyorum =P&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-6964514953626741671?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/6964514953626741671/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=6964514953626741671' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/6964514953626741671'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/6964514953626741671'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/09/olmadk-bir-anda-gitmek.html' title='Olmadık bir anda gitmek'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-3941985845904666005</id><published>2008-08-23T20:17:00.003+03:00</published><updated>2008-08-23T21:47:09.655+03:00</updated><title type='text'>Beymen'den 3 elbise ( Çaresizlik'e devam )</title><content type='html'>Hayatta neler ön plandadır ya da neleri elde etmek isteriz? Sade, huzurlu bir hayat mı; yoksa insanların gözü önünde, parmakla gösterilen şaaşaalı bir yaşam mı? Başarı mı, para mı, aile mi? Yoksa insanların gözünde nasıl göründüğünüz, karizmanız (!) mı?&lt;br /&gt;Herkes farklı yaratıldığına göre, hayattaki amaç ve öncelikleri de farklıdır ama bazı konularda bir genelleme var tabi. Mesela Dolce Gabbana'dan 2 kot almak için genç yaşta ömrünü harcamak -kusura bakmayın- bir salaklıktır. Evinde kaldığınız, zamanınızın çoğunu beraber geçirdiğiniz arkadaşınız size güvenip kredi kartı şifrelerini bile söyleyebiliyorken, siz onun kartını çalıp 15000 ytl'lik alışveriş yapabiliyorsanız bu kıymet bilmezliktir. Kartını çaldığınız insandan ve durumu öğrenip gelen babanızdan kaçmaya çalışırken tanımadığınız insanlara sığınıp, onları kandırarak onlardan yardım istemek zavallılık ve bencilliktir. Hele de yardım dilenirken kimlik ve yüklü miktarda para istemek de yüzsüzlüktür. Yardım dilendiğiniz insanları kandırırken, onlara kartını çaldığı kişiyi suçluymuş gibi anlatmak terbiyesizliktir. Adaletten kaçarken yanlış insanlara güvenip ona göre hareket etmek cahilliktir. Karşı taraf gerçeği anlamışken hala onları arayıp ağızlarını aramak kendini alçaltmaktır. Ve en önemlisi, sadece daha pahalı giysiler giyip artistik yemekler yemek için aileni yüzüstü arkada bırakmak, arkadaşının güvenini hiçe saymak, kaçarken başkalarının da başını belaya sokabilecek kadar bencilce davranmak gerçekten bir aptallıktır.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Evet, bunları o yapmış; Cennet. Bize sevgili olayı gibi yansıtıp asıl gerçeği ört bas etmiş. Şimdi kendisine dava açılmış, her yerde aranıyor. Sevgilisi de sanırsak kızın bu yaptığını biliyormuş. Şu anda hayatı kaydı; o farkında olmasa da. Büyük ihtimalle hapse girecek; ailesinin desteğini kaybetti; eğitimi yarıda kaldı. Allah kimsenin aklını başından almasın.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-3941985845904666005?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/3941985845904666005/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=3941985845904666005' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/3941985845904666005'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/3941985845904666005'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/08/beymenden-3-elbise.html' title='Beymen&apos;den 3 elbise ( Çaresizlik&apos;e devam )'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-6732892743909726648</id><published>2008-08-21T20:32:00.002+03:00</published><updated>2008-08-22T00:09:59.870+03:00</updated><title type='text'>Ben çektim onlar çekmesin...</title><content type='html'>klasik bir büyük lafıdır: "Ben çok çektim; bari çocuklarım çekmesin." Ne içli bir cümleymiş; son zamanlarda daha bir anladım.&lt;br /&gt;Blog arkadaşlarım sıra sıra staj deneyimlerini yazıyor. Ben de kusur kalmayayım :p Ama benimki biraz sitem dolu olacak sanırım. Staj yaptığım şirketten bunu okuyan birileri varsa ( çok küçük de olsa bu ihtimal 0 değil ), kusuruma bakmasınlar. Gün içinde pek sırası gelmediği için düşüncelerimi yüzlerine söyleyemedim; bari buradan öğrenmiş olsunlar.&lt;br /&gt;Yeni bir ortama girmenin zorluğunu bilirsiniz. Kendinize güveniniz ne kadar tam olursa olsun, istediğiniz kadar girişken ve sıcakkanlı olun, ısınma günleri her zaman işkencelidir bence. Canı isteyince ya da ihtiyacı olunca gereğinden fazla sıcakkanlı, onun dışında ciddi ve soğuk görünüşlü biri olarak herhangi bir ortama alışma sürecinde en çok acı çekenlerdenim sanırım. Aslında genel olarak çevreyle ilgili bir sorunum olmaz, pek yadırgamam farklılıkları ya da eksiklikleri; ama insanlarla samimi olma faslım olması gerekene göre biraz daha yavaş ilerliyor sanırım. Napalım, Allah böyle yaratmış; olmadı mı olmuyor :p&lt;br /&gt;İşte bu tip durumlarda, "yeni gelen" nasıl biri olursa olsun, ev sahibine sorumluluk düşer bence. Kendi çapında cebelleşen bu insana biraz olsun yardım etmek, ortamı öğrenmesini sağlamak, insanlarla tanıştırmak, orada daha uzun süre bulunmuş birisi için bir görevdir. Görevden de öte, zevk alabileceği birşeydir bence. Ne var yani, hem bu arkadaşla doğrudan kaynaşmış olursun, hem o insanın yabancılık çekmesini engellersin fena mı?&lt;br /&gt;Bunu kendimle biraz daha bağlayacak olursam, staj süresince en büyük sorunum bana sadece stajyer genç gözüyle bakılmış olması. Başka şirketlerdeki arkadaşlarıma, onlara gıpta ettiğimi 3 haftadır söylüyorum. Kimsenin hakkını yemeyeyim; hepsi çok iyi, çok şeker, çok geyik insanlar. Ama kendi çaplarında öyleler. İnsanlara korkunç ya da itici mi görünüyorum bilmiyorum. Tamam soğuk olabilirim; ama öyle olmasam da pek farketmeyecekmiş gibi geliyor. Çünkü muhabbet ederken çok iyi, ama bir kişi bile "Gel yemeğe beraber gidelim" demedi; bir organizasyon olduğunda davet etmedi. Yine de doğumgünü kutlandığı haberini veren ya da nispeten sıcak davranan herkese teşekkür ediyorum.&lt;br /&gt;Üniversiteye girerken de bana yol gösteren birisi olmamıştı. Onun için benim arkamdan buraya gelen herkese mümkün olduğunca yardım etmeye çalışıyorum. İleride inşallah işe başladığımda da stajyerleri her gün yemeğe davet etme, onlarla ilgilenme sözü verdim kendime hafta itibariyle :D Yanlış anlaşılmak da istemiyorum; gerçekten ortamı çok sevdim. Çalışanlar için iyi bir ortam; ama stajyerler için psikoloji bozucu olabiliyor ara sıra ( Mesela bugün :S ) Sonuç olarak, stajyer olsam da birazcık daha fazla ilgi-alaka beklerdim sanırım. Kendimi ilgiye ihtiyaç stajyer ve yeni kayıt olmuş öğrencilere adayacağım bundan sonra =)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-6732892743909726648?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/6732892743909726648/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=6732892743909726648' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/6732892743909726648'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/6732892743909726648'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/08/ben-ektim-onlar-ekmesin.html' title='Ben çektim onlar çekmesin...'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-230110217212220358</id><published>2008-08-19T20:07:00.009+03:00</published><updated>2008-08-19T21:46:58.537+03:00</updated><title type='text'>Dyspraxia &amp; Dyslexia</title><content type='html'>Bugün hastalık haberleriyle dolu bir gündü benim için. Sabah staja gittiğimde haber okuyordum ki bir baktım sevgili Hayri Pıtır'cığımız beter bir hastalığa yakalanmış: Dyspraxia. Valla geçmiş olsun, Allah şifalar versin kendisine. Hastalık hakkında haberlerdekilerden daha fazla bilgiyi &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Dyspraxia"&gt;buradan&lt;/a&gt; bulabilirsiniz. Ayakkabı bağcıklarını bağlayamamak şöyle dursun, yapacağı herhangi bir işin sırasını karıştırma, bedenini kontrol etmede sorun yaşamak başlıca belirtileriymiş bu hastalığın ve hatta duyusal verilerin değerlendirilme mekanizmasında da probleme sebep olabiliyormuş. Zor şey tabi.&lt;br /&gt;Öte yandan, bir yazı daha okudum ki, bir disleksi hastası hakkında. Disleksi hastalarının başlıca problemi okuma, yazma, matematiksel işlem yapma, mantık yürütmede ortaya çıkan öğrenme bozukluğudur ( Hastalığın tanımı bu ). Onun hakkında da &lt;a href="http://www.bilkent.edu.tr/%7Ebilheal/aykonu/Ay2003/september03/disleksi.html"&gt;buradan&lt;/a&gt; bilgi alabilirsiniz. Ama altını çizmek gerekn birşey var ki, bu insanlar gerizekalı değildir!!! ( Bkz: Einstein, Leonardo da Vinci, Tom Cruise, Walt Disney, vs. ) Aksine normal insanlara göre daha da yetenekli de olabilirler. Okuduğum yazı da böyle yetenekli bir insan hakkında.&lt;br /&gt;İngiltere'de yaşayan bir disleksi hastası vatandaş, üstün el becerisi sayesinde toz zerrecikleri ve şeker kristalleri kullanarak heykelcikler yapıyor; yalnız bu heykelcikler en iyi mikroskopla izlenebiliyor çünkü iğne deliği gibi miniminnacık boşlukların içinde duruyorlar. İnsanlar neler yapabiliyormuş, bir kez daha hayretler içinde kaldım.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SKsTWYNWDxI/AAAAAAAAARo/aPBcq30_pAA/s1600-h/image008dv2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SKsTWYNWDxI/AAAAAAAAARo/aPBcq30_pAA/s200/image008dv2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5236300266924805906" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SKsTlJauHlI/AAAAAAAAARw/FeNnm8nC330/s1600-h/image011os9.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SKsTlJauHlI/AAAAAAAAARw/FeNnm8nC330/s200/image011os9.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5236300520652414546" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SKsTOVU7gYI/AAAAAAAAARg/UhDz6QoWJUc/s1600-h/image007jz8.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SKsTOVU7gYI/AAAAAAAAARg/UhDz6QoWJUc/s200/image007jz8.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5236300128712360322" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SKsS-0O66pI/AAAAAAAAARY/0ZL6pys1M9o/s1600-h/image006fp2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SKsS-0O66pI/AAAAAAAAARY/0ZL6pys1M9o/s200/image006fp2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5236299862130748050" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SKsSp_K_ZoI/AAAAAAAAARI/Vx2rcxtGl2w/s1600-h/image003oo3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SKsSp_K_ZoI/AAAAAAAAARI/Vx2rcxtGl2w/s200/image003oo3.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5236299504289801858" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SKsSzkv0IrI/AAAAAAAAARQ/I148arvmhbg/s1600-h/image005wc5.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SKsSzkv0IrI/AAAAAAAAARQ/I148arvmhbg/s200/image005wc5.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5236299668995187378" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SKsSdf7Ve3I/AAAAAAAAARA/7DQeKyDQUMk/s1600-h/image002tj5.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SKsSdf7Ve3I/AAAAAAAAARA/7DQeKyDQUMk/s200/image002tj5.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5236299289744210802" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;İnsanların sanat ya da zevk adına neler yapabileceğinin başka örnekleri de var tabi. Mesela piercing. Hatta piercing ötesi takılar diyelim çünkü &lt;a href="http://erhandidin.blogspot.com/2007/12/ilgin-kiilerstrange-person-2.html"&gt;bu insanlar&lt;/a&gt; aşmış, başka da birşey demiyorum.&lt;br /&gt;Alakasız bir link daha: Blog karıştırırken gördüm bunu da: &lt;a href="http://erhandidin.blogspot.com/2007/12/sevgi-ye-dair.html"&gt;Sevgiye dair bir yazı.&lt;/a&gt; Okumanızı tavsiye ederim; sevginin günümüzde ne olduğunu ve aslında ne olması gerektiğini hatırlatan bir yazı. Şahsen okuyunca ben de kendimden utandım ama bir yandan da mutlu oldum :p&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-230110217212220358?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/230110217212220358/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=230110217212220358' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/230110217212220358'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/230110217212220358'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/08/dyspraxia-dyslexia.html' title='Dyspraxia &amp; Dyslexia'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SKsTWYNWDxI/AAAAAAAAARo/aPBcq30_pAA/s72-c/image008dv2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-2581055023288176749</id><published>2008-08-16T17:34:00.005+03:00</published><updated>2008-08-16T18:27:19.207+03:00</updated><title type='text'>Çaresizlik...</title><content type='html'>Telefon çaldı; arayan babasıydı. Cennet bu durumda bir gariplik olduğunu düşündü; zira babası onu sadece görmek için Manisa'dan kalkıp Ankara'ya gelmiş olamazdı. Hemen Yusuf'u aradı; Yusuf'sa sevgilisine rahatlaması gerektiğini, gidip babasıyla görüşmesini söyledi. Ama Cennet'in sezgisi doğru çıktı; babası onu görmeye değil almaya gelmişti.&lt;br /&gt;Babalık görevini yapmaya çalışan bu adam, kardeşinin kocasını da yanına almış, başka bir arkadaşının arabasıyla kızını götürmek için yurda gelmişti. Kızının o tanımadığı Vanlı çocukla ilişkisini istemiyordu; Egeli ailesine yakışmıyordu bu doğulu delikanlı çünkü. Öğleden beri kızının yurttan çıkmasını ya da yurda dönmesini bekliyordu, çünkü kızı durmadan ona, halasına, babaannesine, herkese yalanlar söylüyor, onları oyalıyordu. Hatta adamcağız danışmadaki görevlileri de tembihlemiş, bütün yurtta kızını aratıyordu.&lt;br /&gt;Cennet de tek çare olarak başkasının yanına sığınmayı düşünebildi o anda. Ama hiçbir arkadaşı yurtta değildi. Bir an önce yurttan çıkmalı ya da çıkarılmalıydı görünmeden, ama nasıl??? Teker teker odaları denemeyi düşündü. O arada bir kapıyı çaldı; "Geeel!" sesini duyar duymaz da içeri daldı ve kapıyı sıkıca kapadı. Odanın sahibi kız şaşkın şaşkın bakıyordu Cennet'in yardım isteyişi karşısında.&lt;br /&gt;Elif soğukkanlılığını korumakla beraber, bir yandan da afallamanın getirdiği karışık düşüncelerle boğuşuyordu. Sık sık Cennet'in babasıyla eniştesini kontrol etti camdan, hala orada oturuyorlar mı diye. Bir yandan da çözüm yollarını tartışıyorlardı: Yangın merdiveninin alt kapısı kapalı; Iraklı misafirlerin kılığına girebilmek için 2 tane etek lazım ama sadece 1 uzun etek var; camdan atlasa yüksek; çarşafa tutunsa ayakları kayabilir ve Cennet'in boyu kısa; diğer camlarda kameralar var, anında görüntülenir. Bir yandan yurt görevlileri Cennet'in Elif'in yanında olduğunu öğrendikleri için Elif'in odasına girmeye çalışıyorlardı ama başaramadılar çünkü anahtar kapının üstündeyken dışarıdan kilidi açamadılar.&lt;br /&gt;Cennet babasının telefonlarını açmıyor, halasıyla konuşup kaçabilmek için babasını Bilkent1'e yönlendirmeye çalışıyor, Yusuf'tan azar işitiyor, aynı zamanda da sinir krizleri geçirmeye iyiden iyiye yaklaşıyordu. Danışmada kafaladığı kız da ona yardım edememişti, babası o kızı da kendi tarafına çekmiş, bildiklerini anlattırmıştı büyük ihtimal çünkü Cennet'in Elif'in yanında olduğunu başka türlü öğrenemezlerdi. Cennet'le Elif tanışmıyordu ki önceden! Elif ise hala çözüm bulmaya çalışıyor, bir yandan "Çattık belaya" düşüncesinin ışığında nasıl kurtulacağını düşünüyordu. Çünkü Cennet Van'a sevgilisinin yanına giderken yanına fazla eşya alamıyordu ve Elif'ten haftaiçi bavulunu kargoyla yollamasını istemişti. Kısacası tam anlamıyla bir bela; hele bir de kızı sakladığı için yurtla ve kızın babasıyla başı belaya girerse o zaman herşey tamam olacaktı Elif açısından.&lt;br /&gt;O arada Cennet'in aklına arkadaşı Eda geldi, hemen çağırdı Eda'yı. Eda da hemen geldi yurda, odaya girdi. Gidiş yolları tartışıldı: Bugünkü uçaklar bitmişti, otobüsleri bilmiyordu hiçbiri, Cennet'in çok fazla parası yoktu, babasının polise haber vermiş olma ihtimalinden korkan Cennet Eda'dan kimliğini istiyordu ve tabi ki Eda da kabul etmiyordu; zaten kimlikteki fotoğraf da Cennet'e benzemediği için işe yaramazdı. Ancak Eda'nın bildiği birşey daha vardı: Katın diğer yangın merdiveninin çıkış kapısı açıktı; ayrıca o camdan atlamaktan korkmadığı için Cennet'e de cesaret vermeye çalışıyordu. Tam cam çözümünü denemeye karar vermişken, son kez babasını kontrol etmesi için Eda'yı yolladı Cennet. Eda sadece babasının hala oturduğunu söylemekle yetinmedi; yangın merdivenini de kontrol etmişti ve kapının hala açık olduğu müjdesini verdi. Hemen çıktılar odadan, o arada da bir taksi çağırdılar. Elif adamları camdan kontrol ederken kızlar da yurttan uzaklaştılar ve gittiler.&lt;br /&gt;Cennet taksiye binip gitti; Eda kendi yoluna ayrıldı ama hala bir sorun vardı. Yusuf Eda'ya Cennet'in babasıyla konuşmasını söylemişti. Eda bunu kabul etmedi; Elif de tabi ki. Elif birşeyi daha farketti: Cennet oda anahtarını Elif'e vermeyi unutmuştu; dolayısıyla Elif kargoyu da yollayamayacaktı. Ama asıl sorun şu ki; Elif odaya girince sevgilisinin adresinin yazdığı kağıdı yırtacaktı kimse görmesin diye. Artık çocuğun adresinin de ortaya çıkma ihtimali vardı ki bu daha da büyük bir tehlikeydi Cennet için. Asıl sorun da zaten bu noktada başlardı ki Cennet'in kaçmasıyla başlamıştı aslında.&lt;br /&gt;Elif küçük bir "Ooh!" çekti içinden; stres dolu dakikalar şimdilik bitmişti ve artık işine koyulabilirdi. Bir yandan da başına daha fazla bela gelmemesi için de dua etmeye devam etti çünkü çok büyük ihtimalle yurt görevlileri tekrar Elif'in yanına gelecekti soru sormak için. Sonuçta, kandil günü sevap mı günah mı işledi karar veremezken, pembe dizilerin gerçek olabildiğini yaşayarak görmüş oldu. Sonuç olarak ne ders çıkardığını bir düşündü; o kadar çoktu ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;-Tahmin edeceğiniz üzere bu yazıdaki karakterler ve kurumlar tamamen gerçektir.&lt;/span&gt;-&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-2581055023288176749?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/2581055023288176749/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=2581055023288176749' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/2581055023288176749'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/2581055023288176749'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/08/aresizlik.html' title='Çaresizlik...'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-764392604882915637</id><published>2008-08-10T01:28:00.006+03:00</published><updated>2008-08-10T15:51:47.954+03:00</updated><title type='text'>Yine üniversite...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SJ41WlIa8dI/AAAAAAAAAQ4/aZMHQSze5Yk/s1600-h/IMAG2133.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SJ41WlIa8dI/AAAAAAAAAQ4/aZMHQSze5Yk/s400/IMAG2133.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5232678479091921362" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet önceki lise yazımın benzeri sayılabilir bu sefer yazdıklarım. Bu kez konum üniversite :)&lt;br /&gt;Öncelikle yanlış anlaşılmaya sebebiyet verdiğim için özür dilerim üniversite arkadaşlarımdan; hafiften alınanlar olmuş :D Üniversitedekileri ezmek istemedim; onların yeri zaten başka ama lise de bir farklı bunu herkes bilir. Şimdi bu yazıyla gönül alacağımı düşünüyorum.&lt;br /&gt;Sanırım bazı şeylerin değerini anlamam için önce kaybetmem ya da onlardan uzak kalmam gerekiyor. Psikolojik analiz yapmak gibi olmasın ama, malesef geç kaynaşan ya da bazı şeyleri önce karşıdan bekleyen biriyim. Ama sonuçta kaynaştım mı gayet de güzel oluyormuş =)) Üniversitenin ilk yılı sıradandı, çok ahım şahım bir eğlence yoktu sanki. Daha doğrusu güzeldi ama sanırım yeterince alışmamıştık birbirimize. İkinci sınıfta bu bağlılık birden artıverdi, zirveye doğru tırmanışa geçti ( zirve neresi henüz bilmiyorum ). Beni sevindiren de bu, gerçekten beraber mutlu olmak birileriyle. Zamanı nasıl geçtiğini anlamamak, birşeyler konuşmak, tartışmak, öğrenmek, paylaşmak...&lt;br /&gt;Bugün de üniversite arkadaşlarımla bir toplaştık tahmin edeceğiniz üzere. Sevgili blog kardeşimiz, bölüm arkadaşımız, bağlama sanatçımız Saygın'ı uğurlamak bahanesiyle bir araya geldik. Ve bazı gerçekler dank etti bana: Seviyorum bizim CS grubunu ya =)) Aslında çok eğlenceli ve çok iyi insanlar kombinasyonuymuş bizimkiler :p ( Bunun zaten farkındaydım da bugün daha daha bir farkına vardım ). Saygın'ın veda yazısı bu topluluğu daha güzel betimliyor; merak edenleri &lt;a href="http://sayginarkan.blogspot.com/2008/07/bavururken-hi-dnmemitim-iin-byle-olacan.html"&gt;oraya&lt;/a&gt; yönlendireyim :)&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SJ40nMBrFtI/AAAAAAAAAQw/Z1r5YK4QxPM/s1600-h/IMAG1681.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SJ40nMBrFtI/AAAAAAAAAQw/Z1r5YK4QxPM/s400/IMAG1681.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5232677664898881234" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ya bilmiyorum; anlatması pek kolay değil ama gerçekten güzel birşey ya birşeyler paylaşmak. En önemli sınava birkaç saat kala kağıt falı bakmak, moralin bozuk olduğunda en yakın arkadaşına sarılıp ağlamak, "yaa benim canım tatlı istiyo" deyip bir sürü tatlı siparişi vermek ve diğer bir arkadaşını keklemek suretiyle çağırıp beraberce tıkınmak;), oturup birşeyler içerken hararetli dedikodu tartışmaları yapmak:), çimlere boylu boyunca serilip boş boş kahkahalar atmak corg sınavı çıkışında, ya da fasılda bir ağızdan bağıra bağıra şarkı söylemek ve kendi repertuarını oluşturmak sıradan görünse de aslında insanın değerini bilmesi ve tadını çıkarması gereken güzellikler bence.&lt;br /&gt;Yazılarımın artık aynı tadı vermeye başladığının fazlasıyla farkındayım ama yine de bunları yazmazsam rahat edemezdim; onun için artık sıkılanlardan özür dilerim ( tabi sıkılacak kadar sık sık okuyan varsa :D ) Söyleyecek fazla birşeyim yok. Sadece yanlarında olmaktan son derece zevk aldığım tüm bölüm ya da okul arkadaşlarıma teşekkür ediyorum, benim de yanımda oldukları için :) Burdan da selamlarımı iletiyor, diğer yarışmacılara başarılar diliyorum :p Umarım bu güzel grup hiç bölünmez, daha da bir sıkı fıkı olur =) Çünkü bu arkadaşlıklar da ömrünüz boyunca hep sürmesini isteyeceğiniz cinsten...&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SJ40cFEoGvI/AAAAAAAAAQo/PygAJyJ0na0/s1600-h/n555332424_951031_8700.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SJ40cFEoGvI/AAAAAAAAAQo/PygAJyJ0na0/s400/n555332424_951031_8700.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5232677474053659378" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-764392604882915637?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/764392604882915637/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=764392604882915637' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/764392604882915637'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/764392604882915637'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/08/yine-niversite.html' title='Yine üniversite...'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SJ41WlIa8dI/AAAAAAAAAQ4/aZMHQSze5Yk/s72-c/IMAG2133.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-6744562199439914117</id><published>2008-08-06T22:49:00.009+03:00</published><updated>2008-08-10T01:28:12.843+03:00</updated><title type='text'>Yine yeni lise...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SJoFo62UHhI/AAAAAAAAAPg/0kBcrTzePXs/s1600-h/DSCN0823.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SJoFo62UHhI/AAAAAAAAAPg/0kBcrTzePXs/s400/DSCN0823.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5231500117694225938" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Arkadaşlar... ekine köküne ayırırsak "arka-daş". TDK da uygun tanımı yapmış sözlükte. Hayatımızın her kesitinde bu tanıma uygun insanlar oluyor, kimi zaman bazıları ön plana çıkıyor ama sonuçta o tanıma girenler genelde o özelliğini koruyor. Şimdi kimse alınmasın ama, şöyle bir geriye ve şimdiye baktığımda birçok yakın arkadaşım oldu ve hala da öyleler; ama lisedekiler bir başkaymış bunu anladım. Üniversitedekiler de apayrı ama üniversitedeki bu gerçek arkadaşlar sınırlı sayıdaysa, lisedekilerin sınırlı hali bile daha fazla. En önemlisi ordakiler ne olursa olsun daha sıcak geliyor bana.&lt;br /&gt;Yatakhane arkadaşlarımla paylaştıklarımı birşeyle kıyaslamama gerek bile yok. Ama asıl güzel gelen, okul zamanı özel bir yakınlığım olmadığı halde uzun süre sonra bir araya geldiğim arkadaşlarımla eskisinden de samimi olabilmem. Arada kötü birşeyler geçsin ya da geçmesin, aylar sonra tekrar görünce her gün görüşüyormuş gibi sıcak ve samimi muhabbet edebilmek çok hoş birşey.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SJoF1A3NupI/AAAAAAAAAPo/eXvPc0i7Xio/s1600-h/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC054.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SJoF1A3NupI/AAAAAAAAAPo/eXvPc0i7Xio/s400/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC054.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5231500325467044498" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Birkaç gün önce lise sınıf arkadaşları olarak toplaştık. Bu kadar sevindirik bir şekilde böyle bir yazı yazmamın sebebi bu :) İnsanın bir yandan büyüdüğünü hissedip bir yandan da gerçek arkadaşlığın tadını alması harika birşey. "Hadi kalkın şuraya gidelim" deyip arabaya atlamak, onu beğenmeyip başka yere gitmek, ciddi muhabbetlere girmek ya da geyik yapmak, ama en güzel tarafı bunu üniversitedeki şimdiki arkadaşlarınla değil de eski arkadaşlarınla topluca yapabilmek... Karar verdim, herkesle bağlantımı sıkı tutmaya çalışacağım; ilkokul arkadaşları dahil :D İlkokul arkadaşlarınla yıllar sonra yapılan msn ve facebook geyikleri için ayrı bir yazı yazarım daha sonra =P&lt;br /&gt;Bu yazıdan alınabilecek tek ders: -Özellikle bunu okuyan lise öğrencileri varsa dikkat etsin- Arkadaşlarınızın değerini bilin. Onlarla geçirdiğiniz zamanın güzelliğini başka birşey &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SJoGPwwNV1I/AAAAAAAAAP4/_6u2ETFL85A/s1600-h/n545352898_661398_3623.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SJoGPwwNV1I/AAAAAAAAAP4/_6u2ETFL85A/s400/n545352898_661398_3623.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5231500784999159634" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;sunamaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-6744562199439914117?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/6744562199439914117/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=6744562199439914117' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/6744562199439914117'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/6744562199439914117'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/08/yine-yeni-lise.html' title='Yine yeni lise...'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SJoFo62UHhI/AAAAAAAAAPg/0kBcrTzePXs/s72-c/DSCN0823.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-631233980653623537</id><published>2008-08-06T22:27:00.002+03:00</published><updated>2008-08-06T22:49:31.794+03:00</updated><title type='text'>Zamanın yetmediği an</title><content type='html'>Geldik 19'umuza... Artık bir iş deneyimi zamanı geldi de geçiyordu ki, üniversite müfredatı bu boşluğu zorunlu stajla doldurdu. Ama bu staj sadece tecrübe boşluğunu değil, boş diyebileceğimiz herşeyi dolduruyormuş meğer :S&lt;br /&gt;Okulunu bitirmiş, işe başlamış insanların hayatlarının bu kadar rutin ve zamanlarının bu derece az olabileceğini düşünmemiştim. Tamam sabah 8 akşam 5 mesai, sabah ve akşam yolda geçen süre bilmem ne derken kendimize ayırabileceğimiz vaktin azaldığını biliyordum da, bu kadar da kötü beklemiyordum açıkçası. Sabahın köründe kalk yollara düş, akşam saati yurda dön, yemek yap, azıcık dinlen, e bir de uykumu alayım niyetine girdin mi tamam işte gün bitti. 24 saatten geriye kalan boş vakit anca 3-4 saat; hadi olsun 5. Bir film izledim yemek yiyip dinlendikten sonra, tamam işte kaldı 1 saat bana. Onda da kitap okurum geçer hemen. Hadi ben tek başımayım, aileyle geçirebilecek vaktim yok. Evde olsam yine annemin babamın yüzünü göremeyecektim heralde. Şimdiden acıyorum kendime 2 sene sonrası için.&lt;br /&gt;Yine de sevdim bu staj ya da çalışma olayını. Arkadaş ortamı gibi bir sıkıntın olmazsa sıkıcı değil aslında ( Benim etrafımdaki kübiklerin sahiplerinin hepsi izinde )): ) İlerleyen günlerde daha da iyi olacağını düşünüyorum. Ama 3 günlük deneyimime dayanarak istediğim tek şey şu: Çalışmaya başladığımda rahat bir ortamda olayım, hayatım rutin olmasın, kendime yeterince zaman ayırabileyim. Yeterince kapsamlı bir dilek oldu sanırım :p&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-631233980653623537?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/631233980653623537/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=631233980653623537' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/631233980653623537'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/631233980653623537'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/08/zamann-yetmedii.html' title='Zamanın yetmediği an'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-4191716071235646085</id><published>2008-07-27T00:08:00.004+03:00</published><updated>2008-07-27T01:25:43.520+03:00</updated><title type='text'>Küçük görünen büyük şeyler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SIukEDFxjTI/AAAAAAAAAPQ/134ND4cwtgg/s1600-h/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC008.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SIukEDFxjTI/AAAAAAAAAPQ/134ND4cwtgg/s320/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC008.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5227452181949549874" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Şanslı olduğumu bir kez daha hissettim. Sıradan görünen, aslında çok önemli olan birşey sayesinde: Ailem. Her gün şükretmem gereken birşey aslında bu. Kendi hayatlarını boşlayıp sadece sizin için çabalayan, ufacık bir karın ağrınızda aklı çıkan, haber alamadı mı çılgına dönen, hala yanıbaşınızda olan bir anne-baba...&lt;br /&gt;Herkesin ailesinin değerini bilmesini istiyorum. Annesine sarılmasını, babasıyla dertleşmesini, abisiyle top oynamasını, kardeşine çikolata almasını, ablasıyla giysilerini paylaşmasını istiyorum sadece... Hiçbiri imkansız değil...&lt;br /&gt;Tüm Büyükcanlar'ı sevdiğimi bir kez de buradan dile getirmek istiyorum =)&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SIuj6mQrG0I/AAAAAAAAAPI/PXjmcrZoygI/s1600-h/DSC01547.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SIuj6mQrG0I/AAAAAAAAAPI/PXjmcrZoygI/s320/DSC01547.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5227452019591813954" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-4191716071235646085?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/4191716071235646085/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=4191716071235646085' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/4191716071235646085'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/4191716071235646085'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/07/kk-grnen-byk-eyler.html' title='Küçük görünen büyük şeyler'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SIukEDFxjTI/AAAAAAAAAPQ/134ND4cwtgg/s72-c/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC008.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-4868527435078630416</id><published>2008-07-20T21:23:00.004+03:00</published><updated>2008-07-21T16:04:05.020+03:00</updated><title type='text'>Neden aşık olurmuşuz</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Odada oturmuş sıkılmaktayken arka planda çalan türk filmi müziklerinden esinlenerek, "neden aşık oluruz?" sorusunu bir araştırayım dedim. Açıkçası, sorunun cevabının yanı sıra, aslında bariz olan ama kabullenmek istemediğim sonuçlar bile aldım.&lt;br /&gt;Mesela, bir yerde aşkın özünde kendimize olan aşk olduğu yazıyor. İnsanın ufak bir iyilik yaparken bile farkında olarak ya da olmayarak kendine de yarar sağladığını düşünmesi, her davranışında ufak çaplı bir bencillik -daha doğrusu kendi çıkarını da gözetmek- sergilemesi gibi, aşık olurken de karşımızdaki gibi kendi mutluluğumuz da ön planda. Asıl istemeyerek de olsa kabullendiğim, "kompleksler beğenileri, beğeniler ise aşık olduğumuz kimseleri belirler" fikri. Genelde hayran olduğumuz insanlar bizde olmayan vasıf, mevki ya da mallara sahiptir; güzellik, zenginlik, başarı, sosyal çevre, vs. E aşk da hayranlık ya da beğeniyle başladığına göre doğru bir yorum bu sanırım. Ama şuna kompleks değil de beğeniler, aranılan özellikler falan gibi yeni etiketler yapıştırsak daha hoş olur bence.&lt;br /&gt;Bir de ilgimi çeken başka bir nokta: Aşık olduğunu sanmak. İki günde birbirine "Aşkooooooom" diye hitap edenlere son derece uyuz olan biriyim ve bu tabiri caizse gerizekalı mahlukların aslında aşık olmadıklarını bildiklerine eminim. Onun dışında bir görmekle aşık olduğunu zannetmek vardır ki, bunun da bir açıklaması sevilmeyi istemek ve sevmeyi sevmek. Yani aslında hoşlandığı ve hatta bunun farkında olduğu halde kendini fazla kaptırmak durumu çünkü aslında bu olay aşık olmayı, sevmeyi ve sevilmeyi istemektir. Özellikle de yeni biten ilişkinin ardından içine düşülen boşluk sebebiyle daha sık gözlenen haldir bu.&lt;br /&gt;Bir de soruma bilimsel açıklama yapan 150 dk'lık National Geographic belgeseli var ki, henüz izlemediğim için buna yorum getiremeyeceğim. Yine de, açıklaması ne olursa olsun, kimileri ağzı yanıp üfleyerek yediğinden gözümü korkutsa da, şahsen güzel bir duygu olduğunu düşünüyorum aşkın. Ama onun öncesinde, hoşlanma hissi bile gayet güzel ve eğlenceli =)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="font-size:13;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-4868527435078630416?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/4868527435078630416/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=4868527435078630416' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/4868527435078630416'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/4868527435078630416'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/07/neden-ak-olurmuuz.html' title='Neden aşık olurmuşuz'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-1133212298661904852</id><published>2008-07-20T18:12:00.005+03:00</published><updated>2008-07-20T19:38:35.697+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mutluluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><title type='text'>Mutluluğu taştan çıkarmak...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SINo0W60BfI/AAAAAAAAAPA/ZKhskIvdak8/s1600-h/1266.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SINo0W60BfI/AAAAAAAAAPA/ZKhskIvdak8/s320/1266.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5225135241394652658" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hayatın güzelliğini her zaman görür müyüz? Yaşıyor olmanın verdiği zevki her zaman tadar mıyız? Sıkıcı bir cumartesi gece çimlerde tek başınıza otururken, keneli olma ihtimali olan bir kedinin sırnaşması dudaklarınızda bir tebessüm belirtir mi?&lt;br /&gt;Yaşamayı sevmek güzel birşey... Moralinizin en bozuk olduğu anlarda karamsarlığa daha fazla kapılmak yerine kendimizi rahatlatacak birşeyler yapmayı seçebilmek bence çok özel bir yetenek. Yapayalnız olduğunuzu düşündüğünüzde, derdinizi anlatacak ya da beraber dışarı çıkacak birini bulamadığınızda içinizden sıkıldığınızı yüz kez tekrarlamak yerine kendi kendinizin doktoru kimliğine bürünüp sokağa fırlayabilmek kimimize göre zor olduğu gibi, aslında yaşamayı sevip her anın tadını çıkarabiliyor olmak demek. Serin bir yaz gecesi dondurma yerken temiz havayı solumak, şehrin ışıklarını izlerken düşüncelere dalmak... Bu düşünceler çeşit çeşit olabilir: Yakın zamanda bitirdiğiniz işkenceli ilişkiniz, beklediğiniz gibi gelmeyen notlar, gittikçe boşalan cüzdanınız, cuma günü patronunuzla yaptığınız tartışma, eşinizle yemek yerkenki didişmeniz; ya da geçen gece yeni tanışıp hoşlanmaya başladığınız kişi, hoşlandığınız kişinin de size ilgi gösteriyor olması ya da bunun hayali, eski bir arkadaşınızla Starbucks'ta kahve içip dertleşmeniz,  kuzeninizin size ve kardeşinize aldığı aynı model farklı renkli tişört, hesabınıza yatan yüklü miktarda para... Bunlardan hangilerini düşüneceğiniz de sizin seçiminiz. Eğer o anın biraz daha zehir olmasını istemiyorsanız - ki ben öyle yapıyorum- ikinci grubu tercih edersiniz.&lt;br /&gt;Dün gece odamda salak salak oturmaktan bunaldığım anda bana kendi psikoloğum olabileceğimi hatırlatan Utku'ya, birkaç gün önce Amelie film müziklerinden les jours tristes' i yollayan Uğur'a ve tanımaktan mutluluk duyduğum herkese teşekkür ederim. Bir de içinizi kıpır kıpır edip sizi ağzı kulaklarında bir moda sokan &lt;a href="http://www.beatfiltering.com/index.php/1010110A/29ab354d1436e51e89cd30b8754135441fa9eac49954414cc94ce87fb72436db0d28f5d22c4de10b17211"&gt;j'y suis jamais alle&lt;/a&gt;'yi dinlemenizi tavsiye edebilirim. Umarım hayatım boyunca Pollyanna ya da yukarıda posterini gördüğünüz filmdeki Ayşecik gibi manyaklaşmadan, küçük şeylerden mutlu olabilme yetimi korurum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-1133212298661904852?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/1133212298661904852/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=1133212298661904852' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1133212298661904852'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1133212298661904852'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/07/mutluluu-tatan-karmak.html' title='Mutluluğu taştan çıkarmak...'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SINo0W60BfI/AAAAAAAAAPA/ZKhskIvdak8/s72-c/1266.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-4720044821683866953</id><published>2008-07-11T16:36:00.005+03:00</published><updated>2008-07-11T17:26:02.274+03:00</updated><title type='text'>Muhafazakar vs. Yenilik</title><content type='html'>&lt;div  style="text-align: justify;font-family:times new roman;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Değişiklikler... Yeni bir ortam, yeni insanlar, yeni bir iş, yeni bir yaşam... Kulağa güzel geliyor, gerçekten de her zaman o kadar güzel midir? Tebdil-i mekanda her zaman ferahlık var mıdır? Yenilikler her zaman değişik pencerelerden bakmamızı sağlar mı? Hiç mi ters tepmez, ya da zorlamaz bizi? Sanırım fazla soru soruyorum.&lt;br /&gt;Genel anlamda muhafazakar biri olmak zor galiba. Alışkanlıklarını bırakmak, yeni bir şeyler yapmak ya da bazı şeyleri değiştirmek dünyanın en zor şeyi gibi gelir. Tabi bunu bir sorun daha takip eder ki, bu muhafazakar şahıs ikna olup değişikliğe gittiyse yeniyi beğenmez ve eskiye daha da özlem duyar ( gelen gideni aratır durumu ). Okul değiştirdiyse " Aaah ah önceden böyle değildi, ne çok eğlendirdik peeh" der; taşındıysa " Ne biçim komşu bunlar, apartmanda hiç hayat yok ıııyyy" diye düşünür; vs. Mutlu olduğu zamanı daha bir arar; şimdi de mutlu olabileceğinin farkına varmak yerine. Eski fotolara bakar; depresif moda yeterince girebilmişse üstüne "höüüüü" diye naralar atarak ağlayabilir bile. Ama er ya da geç görür gerçeği bu şahıs. Birileri tarafından rahatı bozulsa bile hayat vardır yenilikte...&lt;br /&gt;Bu anlamsız yazıyı 76. yurdun aksine rahatla yemek yapabildiğimiz 55. yurt mutfağı ve özlediğim arkadaşlarım için yazdım. Hatırladıkça gülümsediğim ilkokul+ortaokul arkadaşlarım, herşeyimi paylaştığım lise arkadaşlarım, beni mutlu eden üniversite arkadaşlarım, özellikle de bu saydıklarımdan bir ya da daha fazlasına vakıf olmakla beraber kahrımı daha bir fazla çekenler... =) Tabi özlem fazla kaçmadığı takdirde iyidir: Tekrar gördüğümde yakalarına daha bir yapışmam + Onlar yokken farklı insanlarla kaynaşmam ve hatta önyargılarımı kırmam =P&lt;br /&gt;19 yıl boyunca benimle az ya da çok birşeyler paylaşan her şahsa teşekkür ediyorum... :)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-4720044821683866953?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/4720044821683866953/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=4720044821683866953' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/4720044821683866953'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/4720044821683866953'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/07/muhafazakar-vs-yenilik.html' title='Muhafazakar vs. Yenilik'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-5520841355306526608</id><published>2008-07-03T16:30:00.008+03:00</published><updated>2008-07-03T16:52:10.365+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öf'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaz okulu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tatil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='staj'/><title type='text'>Tatil bitti :(</title><content type='html'>Evet, malesef tatilim bitti. "Herkes gider Mersin'e, ben giderim tersine" mantığıyla, arkadaşlarım staj yaparken ben oturdum ve şimdi 1 ay yaz okulum 1 ay da stajım var. Eylüle kadar doluyum yani :( Şimdi durup bir düşününce bu 1 ay boyunca naptığımı, iyi miydi kötü müydü karar veremiyorum. Özetlemeye çalışırsam, 2 kez İstanbul'da ( biri ~48 saat, biri 12 saat ), bir kez Tekirdağ'da ( 6 saat ), 1 kez Babaeski'de ( 3 saat ), bir kez Çanakkale'de ( henüz bitmedi ama bittiğinde ~38 saat olacak ) bulundum ( rakamlara yolculuklar dahil değil ). Aslında ilginç bir durum tabi. Onun dışında naptım? Çiftlik işleri ( demir kaynatma, inek-buzağı besleme, gölgelik yapma, vs. ), ev işleri, bilgisayar, tv, vs. İlginç bir tatil oldu bana. Ama asıl üzüldüğüm, koca tatilde adam gibi araba süremedim ve bir de yeni gelen köpeğimiz Zeyno'yu göremedim. Asıl bundan sonra sıkıcı kısım başlıyor. Kolay gele bana ve benim durumumda olanlara =)&lt;br /&gt;Not: Kaç yıldır kirpi görmemiştim, bu arkadaşı geçende yakaladım. Diğeri de sevgili itimin denize karşı kraker sefasından bir kare oluyor.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SGzZNXyJ2jI/AAAAAAAAAOc/RFXD5tQTETM/s1600-h/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC017.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SGzZNXyJ2jI/AAAAAAAAAOc/RFXD5tQTETM/s320/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC017.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5218784891961465394" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SGzYtw1S6eI/AAAAAAAAAOM/Us6V_5kkGOE/s1600-h/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC043.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SGzYtw1S6eI/AAAAAAAAAOM/Us6V_5kkGOE/s320/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC043.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5218784348929714658" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-5520841355306526608?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/5520841355306526608/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=5520841355306526608' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/5520841355306526608'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/5520841355306526608'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/07/tatil-bitti.html' title='Tatil bitti :('/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SGzZNXyJ2jI/AAAAAAAAAOc/RFXD5tQTETM/s72-c/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC017.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-8973123832685164863</id><published>2008-06-16T21:57:00.002+03:00</published><updated>2008-06-16T22:28:00.361+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinir bozucu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alarm'/><title type='text'>Sabah kalkış işkencesi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SFa8kW3CzbI/AAAAAAAAANk/2oJQv78E1FM/s1600-h/aut_2237.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SFa8kW3CzbI/AAAAAAAAANk/2oJQv78E1FM/s320/aut_2237.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5212560951525690802" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hayatta yapmakta en zorlandığım şeylerden biri sabah kalkmak. Erken kalkmak demiyorum, kalkmak başlı başına bir dert, saat kaç olursa olsun. Tabi erken kalkacaksam daha da beter bir zulüm bana. Bu durumda bize yardım eden önemli bir gereç var. Acaba nedir nedir? Eveeet, çalar saat, ya da telefonlarımızın alarmları. Tabi kalkış sürecini kısaltmak için ya çok bağıran saatler alırız, ya da alarmlarımıza melodi olarak uyandırıcı şarkılar ayarlarız. Yalnız, bunlara örnekler o kadar da sıradan değil sanki :)&lt;br /&gt;İlkokul öğretmenim bana hediye olarak bir saat almıştı bir keresinde. Bir kız çocuğu şeklinde, çocuğumuz da tam Elmayra tipinde. Elinde bir tavşan boğulur vaziyette, elbisesi saçları falan da yumurcak kız işte. Ama o alarm yok mu, bütün apartmana yetecek derecede yüksek sesle abuk subuk bir melodi, aralarda da kızımızın sesi: "Good morning!" Çileden çıkarırdı beni :S Ama geçende babamınkini duyunca daha bir şok oldum. Google'da "mahallenin güzeli sezen roman havası" diye aratın, karşınıza salak bir şarkı çıkacak. İşte o şarkıyla uyandım bir sabah, adeta ev çınlıyordu. Allah'ım öyle bir eziyet olamazdı sabah 8.30da :( Şimdi köyde annem bazen babamı uyandırmak için telsizi kullanıyor :D Evet, çok teknolojik bir aileyiz. Annem ahırdan alarmına basıyor telsizin, buradan telsizin eşi ciyak ciyak ötüyor ve ben yine sinir oluyorum sabah 8de. Hele bir de Bursa'daki evde annemlerin bir tane var milattan öncesine ait, "zıııırrrrrrrrrr" diye öten tiplerden. Onu duydum mu korkuyorum işte :S&lt;br /&gt;Bu kadar eleştiriyi yaptım da, benimkini merak ederseniz, Black Eyed Peas'den Pump it, yani pulp fiction :D Ne kadar sinir bozucu olduğunu Ayşe'ye sorunuz, o size daha iyi anlatır. Yine de, sabah sabah "Hadi hadi hadi hadi hadiiiiiiiiiii, dındırınııın dındırının dındırınııınıın dındırının" şeklinde bir Fatih Ürek şarkısıyla uyanmaktan iyidir. Bu şarkıyı sevdiğimi cümle alem bilse de - :p - bununla uyanmak istemem. Bir de In Flames ile kafa sallayarak uyanan insan modeli var ki, o da kabul edilebilir ama tercihim değil.&lt;br /&gt;Çalar saat üzerine bu kadar saçmalamak, onlardan fazlasıyla tiksinmemin, aynı zamanda da alternatifleri  konuşup eğleniyor olmamın bir getirisi sanırım :D Umarım bir gün biyolojik saatim yeterince aktif olur da böyle saçma şarkılarla uyanmak zorunda kalmam. Efsaneye göre Hades'in sabah uyandırma görevlisini ceza olarak horoza dönüştürmesi akıllıca bir cezaymış, artık ona katılıyorum :p&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-8973123832685164863?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/8973123832685164863/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=8973123832685164863' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/8973123832685164863'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/8973123832685164863'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/06/sabah-kalk-ikencesi.html' title='Sabah kalkış işkencesi'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SFa8kW3CzbI/AAAAAAAAANk/2oJQv78E1FM/s72-c/aut_2237.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-7226726571627950812</id><published>2008-06-14T23:38:00.007+03:00</published><updated>2008-06-15T22:02:00.689+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='içgüdü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muhteşem'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vay be'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='annelik'/><title type='text'>Bir(kaç) pisimin hikayesi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SFQ5hW_4l6I/AAAAAAAAANU/wrqS6MHwYVU/s1600-h/DSC01492.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SFQ5hW_4l6I/AAAAAAAAANU/wrqS6MHwYVU/s320/DSC01492.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5211853914046502818" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Doğal yaşamla gereğinden fazla iç içe olan biri olarak, bugün yine farklı birşey izledim. Bir ( pardon iki ) kedinin dünyaya gelişi. Evet, sevgili yılışık kedim Binnaz ( nam-ı diğer Kırıkkuyruk ) sonunda yavruladı. Kardeşi 1 ay önce "enceklemişken", bu vatandaş artık karnı yere değer hale gelmesine rağmen bu zamana kadar bekledi. İşin kötü yanı bizim kedi canavarı kızımız da burdaydı :S Zavallı hayvancık doğum için münasip yeri arayıp bir yandan da sancısı olduğunu ifade etmek için miyavlarken, aynı anda Zeynep'in sıkıştırmalarına katlanıyordu :D&lt;br /&gt;Binnaz diğer kardeşlerinden farklı olarak, tamamiyle bir ev kedisi. Fare avına çıkmaz, meraya gezmeye gitmez, bahçeden dışarı ayağını atmaz, hep evin önünde yatar uyur, birisinden yüz buldu mu direk yılışır falan, öyle birşey. Zaten onun nasıl bir anne olacağını merak ediyorum. Ama içgüdü ve hormon karışımı bayağı etkili birşey anlaşılan. Şöyle ki, doğumdan yarım saat kadar önce, kardeşinin yavrularını boyunlarından tutup taşımaya çalışıyordu. Normalde onları dövdüğü için anlamadım ne yapmaya çalıştığını. Kıskanıp dövmeye kalksa canlarını yakardı ama yavrular gık çıkarmıyordu :S Yarım saat sonra bir baktık, bizimki ilginç bir şekilde miyavlıyor falan, sonra yere yuvarlandı ( tabi o karınla yatamıyor, doğrudan yuvarlanıyor zavallım ) ve doğum basamakları başladı. Tabi ineklerden alışık olunca, yadırgamadım olayı :D Neyse, ilk fare geldi :D Cidden fare gibi birşey. Başladı yalamaya yavruyu kurutmak için. 5-10 dk kadar özenli kurulama faslından sonra - dikkati çekiyorum, bu arada yeni yavru gelmiyor - tuttu kediyi boynundan ( daha doğrusu tutmaya çalıştı ama birkaç deneme sonrası başarabildi ), başladı yavruyu saklamaya uygun yer aramaya. Bir 5 dk da yer arama faslından sonra - yeni yavru hala gelmiyor - buldu bir yer, bir süre sonra tekrar koştura koştura geldi yanımıza. Zaten gelince hooop yere serildi, 1 dk içinde 2. yavru geldi. Yani, ilk yavruyu kurulayıp biraz besleyip yerine yerleştirene kadar yenisini doğurmadı. Annelik içgüdüsü oluyor tabi bunlar. Sonra ikinciyi de kuruladı, doyurdu, zar zor tutup taşıdı yerine götürdü. Sonrasını bilmiyorum çünkü artık eve girdik, bekleyemedim o kadarını.&lt;br /&gt;İneklerde doğumu kaç kez gördüm ama bu kadar farklı gelmedi açıkçası. Açıkçası bu pisimin yaptığı muhteşem geldi bana, "vay beee" dedim içimden, bu kadar planlı olacağını düşünmemiştim. Binnaz doğumdan önce bile hazırlık yaptı ya, hamile annelerin çocuk yetiştirme kitapları okuması gibi birşey =) Bunun annesi daha dehşetti, 6 yavruyu birden alır, meraya eğitime götürürdü; avlanmayı falan öğrensinler diye. 2 gün sonra da getirirdi hepsini geriye. Daha önce Şerbet hakkında yazdığımda da demiştim; herşey ne kadar da hesaplı, düzenli, planlı. Doğaya baktığımızda aslında herşeyin o kadar da basit olmadığını, hepsinin altında fantastik bir güç olduğunu görmemek imkansız geliyor bana. Hormon falan da öte bir olay bu bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOT: Sevgili kızımız Zeynep yine gidene kadar yemek bile yemeyip sadece kedilerle oynadı, onları sağa sola fırlattı falan. Şerbet de yine kıskançlıktan çatladı, dikkat çekmeye çalıştı, arada Binnaz'a bile saldırmaya kalktı =D&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-7226726571627950812?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/7226726571627950812/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=7226726571627950812' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/7226726571627950812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/7226726571627950812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/06/birka-pisimin-hikayesi.html' title='Bir(kaç) pisimin hikayesi'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SFQ5hW_4l6I/AAAAAAAAANU/wrqS6MHwYVU/s72-c/DSC01492.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-9092644899703008086</id><published>2008-06-13T16:51:00.002+03:00</published><updated>2008-06-13T16:54:48.167+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nası yani'/><title type='text'>IQ testi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Bir kişisel gelişim sitesinden çaldım bu testi. Doğruluğu ya da neleri yansıttığı tartışılır ama sonuç kısmındaki sınıflama hoş :D İyi eğlenceler...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Aşağıdaki soruları tam 1 dakika içinde yanıtlamaya çalışın. Bir kağıt kalem alın ve cevaplarınızı not edin. Her soruya bir defa bakmaya çalışın oldukça ilginç ve güzel bir zeka testi…&lt;/span&gt; &lt;p style="font-style: italic;"&gt;Sadece biraz dikkat, hepsini çözeceğinize eminim.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-style: italic;"&gt;Başarılar. &lt;span id="more-169"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-style: italic;"&gt;&lt;strong&gt;1.&lt;/strong&gt; Bazı aylar 30, bazıları 31 çeker ; kaç ayda 28 gün vardır?&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2.&lt;/strong&gt; Doktorunuz size 3 hap verir ve bunları yarımşar saat arayla almanızı tavsiye ederse, ilaçların tamamını bitirmeniz ne kadar sürer?&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3.&lt;/strong&gt; Gece saat sekizde yatıyorum ve yatarken guguklu saatimi sabah dokuza kuruyorum kaç saat uyurum?&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4.&lt;/strong&gt; 30′u yarıma bölüp 10 eklediniz, kaç etti?&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5.&lt;/strong&gt; Bir çiftçinin 17 koyunu vardı. Sürüde salgın hastalık oldu, dokuzu ağır hastalandı, diğerleri öldü. Çiftçinin kaç koyunu var?&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6.&lt;/strong&gt; Sadece bir tek kibritiniz var, içinde bir gaz lambası, bir gaz sobası, ve birde mum bulunan karanlık ve soğuk bir odaya girdiniz… Önce hangisini yakarsınız?&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;7.&lt;/strong&gt; Adamin biri dikdörtgen biçiminde ve her cephesi güney manzaralı bir ev inşa ediyor. Evi kocaman bir ayı ziyaret ederse bu ayı ne renk olur?&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;8.&lt;/strong&gt; 3 elma vardı ikisini aldim. Kaç elmam var?&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;9.&lt;/strong&gt; Musa gemisine her hayvandan kaçar adet aldı?&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;10.&lt;/strong&gt; Chicago´ dan hareket eden 43 yolculu bir otobüs kullanıyorsunuz. Pittsburgh’da 7 yolcu binip, 5 yolcu indi. Cleveland’da 8 yolcu indi, 6 yolcu tuvalete gidip geldi ve 4 yeni yolcu bindi. 20 saat sonra Philadelphia’ya vardığınızda şöforün adı neydi?&lt;/p&gt; &lt;p style="font-style: italic;"&gt;Tebrikler bitirdiniz. Şimdi kontrol edin.&lt;br /&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="font-style: italic;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Şimdi cevaplar…&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-style: italic;"&gt;1. Hepsinde, tüm aylarda 28 gün vardır.&lt;br /&gt;2. Bir saat.&lt;br /&gt;3. Guguklu saatler gecegündüz ayrımı yapmadığı için 1saat.&lt;br /&gt;4. 70 eder, yarıma bölmek 2 ile çarpmak demektir.&lt;br /&gt;5. 9 canlı koyun&lt;br /&gt;6. Kibriti&lt;br /&gt;7. Ayı beyaz olur. Evin her cephesi güneye baktığına göre bina kuzey kutbundadır.&lt;br /&gt;8. 2 elma&lt;br /&gt;9. Sıfır, gemisine hayvan alan Nuh idi.&lt;br /&gt;10. Şoför sizdiniz.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-style: italic;"&gt;&lt;strong&gt;Değerlendirme:&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-style: italic;"&gt;10 doğru : Einstein seviyesi&lt;br /&gt;9 doğru : Toplumla uyuşamayan psikolojik vaka&lt;br /&gt;8 doğru : Mühendis&lt;br /&gt;7 doğru : Üniversite öğrencisi&lt;br /&gt;6 doğru : Lise öğrencisi&lt;br /&gt;5 doğru : ilkokul öğrencisi&lt;br /&gt;4 doğru : ilkokul öğretmeni&lt;br /&gt;3 doğru : Lise öğretmeni&lt;br /&gt;2 doğru : Üniversite Profesörü&lt;br /&gt;1 doğru : Milletvekili&lt;br /&gt;0 doğru : Vatandaş&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-9092644899703008086?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/9092644899703008086/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=9092644899703008086' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/9092644899703008086'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/9092644899703008086'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/06/iq-testi.html' title='IQ testi'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-9138014216183370136</id><published>2008-06-13T13:48:00.002+03:00</published><updated>2008-06-13T14:02:21.892+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yavaş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mühendis'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yuh'/><title type='text'>19 yaşında mühendis</title><content type='html'>Evet, 19 yaşında. Birçoğumuzun üniversiteye yeni başladığı yaş oluyor. Esra Aydın, ilkokula 5.5 yaşında başlamış çünkü tutturmuş "Ben okula gitmek istiyorum!" diye. Liseyi özel bir okulda burslu okumuş ve Sakarya Üniv. Çevre Müh. bölümünü kazanmış. Üniversiteyi de 3 yılda bitiriverince, 19 yaşında mühendis ünvanını kazanmış. Haberin ayrıntıları &lt;a href="http://www.kigem.com/content.asp?bodyID=3944&amp;amp;G=1"&gt;burada&lt;/a&gt; mevcut.&lt;br /&gt;Ben 21 yaşımda mezun olacağımı düşününce sevindirik olurdum kendi çapımda. E bu örneği görünce hevesim kursağımda kaldı. Esra'yı tebrik ediyorum tabi, büyük bir azim, helal valla. Belli ki zamanını öğrenci kalarak harcamak istememiş, kendi ayakları üzerinde durmak için çabalamış. Ama düşününce, üniversitedeki öğrencilik hayatını pek yaşamadı büyük ihtimalle. Çok sorumsuz, keyfine düşkün biri gibi görünebilirim bu yazıyla, ama o kadar da acelem yok sonuçta, okulu erken bitireceğim diye. Böyle sindire sindire, okuldan alabildiğim kadarını alarak, yaşayabildiğim kadarını yaşayarak normal normal 4 yılda bitirmenin nesi var? 19 yaşında mezunu görünce, lisede ve üniversitede 1'er yıl hazırlık okuyan arkadaşlar, hele de hazırlığı uzatanlar ya da ÖSS'ye iki kez girenler napsın? Zaten ömrümüz boyunca çalışacağız, bari öğrenciliğimi yaşayayım.&lt;br /&gt;Biliyorum, keyfine düşkün biriyim sanırım, ama kimse kusura bakmasın. Bu benim tüketici, bilinçsiz, sorumsuz, tembel biri olduğum anlamına gelmez. Sadece gencim, o kadar :p&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-9138014216183370136?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/9138014216183370136/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=9138014216183370136' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/9138014216183370136'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/9138014216183370136'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/06/19-yanda-mhendis.html' title='19 yaşında mühendis'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-9121779510705439211</id><published>2008-06-12T23:18:00.003+03:00</published><updated>2008-06-13T00:17:29.101+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilmiş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bencil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mazoşist'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresif'/><title type='text'>Neden?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Neden üzülürüz, neden kızarız birilerine? Neden sinirleniriz, hatta nefret ederiz? Biraz kendini beğenmişlik yaparsak, neden üzerler bizi, neden sinirlendirirler? Bile bile mi kızdırır bizi karşımızdaki? Daha doğrusu, kızacağımızı bilmez mi, bizi üzeceğini?&lt;br /&gt;Büyük çaplı kavgalara, laf sokmalara, ciddi meselelere girmeyeceğim. Günlük olaylar boyutunda düşünmek istiyorum. Hayat bencillik üzerine kurulu büyük ölçüde. "Önce can, sonra canan" felsefesi. Tamam önce can ama, karşısındakini üzünce "can"ın yararına mı oluyor sanki? Tabi o zaman işin içine vicdan giriyor. Karşımızdakinde vicdan güçlü bir etkense ya da size biraz olsun değer veriyorsa, sizi üzmez. Üzecek birşey yapmak zorunda olsa bile, bir şekilde bizi kırmamaya çalışır ya da gönlümüzü alır.&lt;br /&gt;Her zaman çıkarlar uyum içinde olsun diye bekleyemeyiz. Düşünceler uyuşmayabilir, hisler birbirini tutmayabilir. Ama neden bunların sonucu kırgınlıktır? Taraflardan biri çok mu inatçı olduğundan, kabul etmek istemediğinden mi? Yoksa "can"ını düşünen tarafın vicdansızlığı, kabalığı, düşüncesizliği mi sebep? Yoksa iki taraf da empati özürlü mü?&lt;br /&gt;Keşke her zaman bir uyum olsa hayatta, kızgınlık, kırgınlık gibi kavramları sıfırlayabilsek. Tabi o zaman da hayat bayıcı olur ama ne bileyim, o zaman kızıp affedelim, kırılırsak gönlümüzü alsınlar geç olmadan. Tabi bu da aptal bir istek oldu, mazoşist biri olabilirim bilmiyorum; ama biraz atraksiyon için, ya da bazı şeylerin değerini anlamak için ideal bir çözüm.&lt;br /&gt;Bu yazıyı acayip derecede sinirli ve morali bozuk bir modda yazdım belli olduğu üzere. Yine de, arada çoook büyük birşey olmadığı sürece, gönlümü almak çok kolay çünkü yelkenleri hemen suya indiriyorum :S Zaten her kızdığımıza ömür boyu kırgın kalsak ohooo, yandık :)Bunları yazınca dank etti, sanırım birtakım şeyleri kabullenmeyi, dünyayı her zaman istediğim şekilde döndüremeyeceğimi öğrenmem lazım. Eh yavaş yavaş herşey, o da olacak :p&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-9121779510705439211?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/9121779510705439211/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=9121779510705439211' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/9121779510705439211'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/9121779510705439211'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/06/neden.html' title='Neden?'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-6370350742033720778</id><published>2008-06-11T16:37:00.005+03:00</published><updated>2008-06-11T17:16:03.784+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='görmemiş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müstahak'/><title type='text'>Tercih meselesi</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;font-family:verdana;" &gt;60'lı yaşlarında evli bir çift evliliklerinin 35. yılını sakin, romantik bir restoranda kutlamaktadırlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:verdana;" &gt;Aniden önlerinde zarif ve güzel bir peri belirir ve şunu söyler:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:verdana;" &gt;- Bu kadar uzun bir süre örnek bir çift olmanız ve hep birbirinize sadık kalmanız nedeniyle birer dileğinizi yerine getireceğim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:verdana;" &gt;'-Ah, ben sevgili kocamla tüm dünyayı görebileceğimiz uzun bir seyahat yapabilmek istiyorum' demiş kadın, sevgi dolu gözlerle kocasına bakarak. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:verdana;" &gt;Peri sihirli değneğini sallamış ve gerekli tüm uçuş, gemi, otel, yemek ve eğlenceleri içeren voucher'lar kadının eline gelivermiş.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:verdana;" &gt;Sıra kendisine gelince adam biraz düşünmüş ve:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:verdana;" &gt;- Evet, demiş, tüm bunlar harika ve çok romantik. Ama böyle bir fırsat insanın ömrü boyunca sadece bir kez eline geçer ve artık ömrümüzün sonuna yaklaştık. Kusura bakma hayatım,ama benim dileğim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:verdana;" &gt;benden 30 yaş daha genç bir karım olması.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:verdana;" &gt;Kadın ve peri oldukça büyük bir hayal kırıklığı içine düşseler de, dileğin yerine getirilmesi gereklidir. Bunun üzerine peri değneğiyle bir daire çizer ve... Adam 92 yaşına gelir!!!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;( Alıntıdır ) Eh, böylesine müstahak =)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-6370350742033720778?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/6370350742033720778/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=6370350742033720778' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/6370350742033720778'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/6370350742033720778'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/06/tercih-meselesi.html' title='Tercih meselesi'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-7323797726447027673</id><published>2008-06-11T15:49:00.004+03:00</published><updated>2008-06-11T16:37:18.508+03:00</updated><title type='text'>Mükemmel kadın Lisa</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SE_K7DqG6hI/AAAAAAAAANE/Lo4dbkDnMBQ/s1600-h/c40643.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SE_K7DqG6hI/AAAAAAAAANE/Lo4dbkDnMBQ/s320/c40643.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5210606409833966098" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bir kadını mükemmel yapan nedir? Güzel olması, sizi dinlemesi, güzel yemek yapması, sizi rahatlatması mı, yoksa dırdır etmemesi mi? Sanırım hepsi ve daha fazlası. Bu vasıfların hepsine birden sahip olanı bulmak zor mu göründü? O zaman bilim adamları sizin için çözüm bulmuş, sizi ona yönlendirelim. Mükemmel kadın Lisa artık bir tık ötenizde :D&lt;br /&gt;Bir Japon robot firması geleceğin önemli sorunlarından biri olacak olan yalnızlığa çözüm olarak Lisa'yı üretmiş. Lisa yemek pişiriyor, alışverişe gidiyor, cep telefonunuza sevgi mesajları atabiliyor, yorgunluk giderici masaj yapıyor, ayrıca göze de hitap ediyor nispeten. Sarışın, esmer, kısa saçlı, uzun saçlı, tamamiyle sizin zevkinize hitap edebilecek özelliklere sahip. &lt;a href="http://www.perfect-woman.com/en/"&gt;Perfect Woman Lisa'nın sayfasından&lt;/a&gt; siparişinizi verip 48 saatte müstakbel sevgilinize kavuşabilirsiniz.&lt;br /&gt;Bu habere bayanlar hemen üzülmesin, erkek versiyonları da çok yakında piyasada olacakmış. Göreceğiz bakalım mükemmel erkek neymiş ve erkeklerin tepkisi ne olacak.&lt;br /&gt;Benim asıl merak ettiğim, gerçekten bu duruma geldik mi? Dostluklar ya da sevgiler gerçekten bu kadar azaldı ya da imkansızlaştı da robot arkadaşlara mı kaldık? Robotun sunumlarında haberlerinde yok işte binlerce erkeğin yalnız olduğu falan savunulmuş da, ben mi dedim onlara yalnız kalın diye? Bulsaymış kendine birini; en ezikler bile bir sevgilisinden ayrılıp birkaç günde başkasını buluveriyor. Demek ki yok öyle bir sorun ortada. &lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; Arkadaş kısmına zaten girmiyorum, robot ne kadar muhteşem ya da insansı olursa olsun, arkadaş niyetine robot almak acayip komik geldi bana. Git kedi köpek al daha iyi, isterseniz Şerbet'i yollayayım 1 haftalığına. Madem erkekler dırdır eden kadından bıktı da robotlara rağbet edecek, denesinler de görelim sonuçları :D&lt;br /&gt;Tabi yine de, robot cidden süper :p Ama evime en fazla hizmetçi niyetine alırım :) ( Erkek versiyonu çıkınca kararım değişirse bilemem ). Önyargılı olmak gibi olmasın ama, Lisa'yı "hayallerinin kadını" ( üretici firma böyle diyor ) gören şahıslara ( eğer olursa ) diyeceğim tek şey var sanırım: Zavallı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-7323797726447027673?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/7323797726447027673/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=7323797726447027673' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/7323797726447027673'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/7323797726447027673'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/06/mkemmel-kadn-lisa.html' title='Mükemmel kadın Lisa'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SE_K7DqG6hI/AAAAAAAAANE/Lo4dbkDnMBQ/s72-c/c40643.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-1596897584324783149</id><published>2008-06-08T21:27:00.003+03:00</published><updated>2008-06-09T00:42:52.833+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bücür'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='keyfi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='velet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bacaksız'/><title type='text'>Çocukluk...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEwoOh0MsdI/AAAAAAAAAM8/_oAXF-B_IgM/s1600-h/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC017.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEwoOh0MsdI/AAAAAAAAAM8/_oAXF-B_IgM/s320/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC017.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5209583099021406674" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yine alakasız bir yazıyla karşınızdayım :p Bu sefer esin kaynağım bugün bize misafirliğe gelen ailenin kızı. Edirne'de babamın iyi arkadaşı oluyor bu ufaklığın babası. Kendisi de 6 yaşında; adı Zeynep. Gün boyunca kızı izledikçe çocuk olasım geldi ( Aslında olup olmadığım da tartışılır ).&lt;br /&gt;Zeynep yemek ve bilgisayar dışında tüm zamanını yavru pisilerimizle oynamaya ayırdı ( hemen hemen 4 saat, belki daha da fazla ). Allah nazardan saklasın, çocuk mutluluğun doruklarındaydı adeta :) Kedileri uyandırdı, sıkıştırdı, sevdi, annelerinin yanından alıp mıncırdı, kuyruklarından çekiştirdi, tutup sağa sola fırlattı, boyunlarından tutup salladı ( resimde de görüldüğü gibi ), vb. Tabi tüm bunlara pisicikler büyük sabır gösterdi; anneleri gıkını bile çıkarmadı. Acıdım kedilere :D Zeynep bütün gün şarkılar söyledi, otların böceklerin arasında gezdi, üstü başı çamur olmuş umursamadı, kedilerle eğlendi, bilgisayar oynadı, hayatını yaşadı yani. Ona bakıp bakıp özendim açıkçası: dünya yansa umru değil. Dalga geçsek ya farkına varmıyor ya da gülüp geçiyor; bağıra bağıra kendi bestelerini seslendiriyor; her yere oturup kalkıyor pis mi değil mi diye bakmadan. Ne bileyim, mutlu işte, rahat. Dünyevi dertleri yok hiçbir şekilde, kıskançlıktan çatlayan Şerbet'in kötü bakışlarını bile görmezden geldi :D Keşke onun kadar rahat ve mutlu olabilsem dedim içimden. Aslında zamanla gamsızlaşmaya ve bencilleşmeye başlamış biri olarak, çok da uzak değil bana rahatlık ama onunki bir başka. Hepimiz mutluyuz belki, memnunuz hayattan ama onunki bir başka saf, bir başka gerçek. Bir çocuğu izleyip de keyif almamak ve ona özenmemek zor bence. Sanırım hayatı doyasıya yaşayabilmek, ya da en azından yaşamdan zevk alabilmek için az ya da çok şu çocuğa benzemek lazım. Onun yaptığı gibi başkalarını fazla umursamamak, keyfince yaşamak, hatta cesur olmak ( kızımız çaktırmasa da o kedileri annelerine rağmen o kadar sıkıştırmak ve yılandan korkmasına rağmen tarlalara girmek onun yaşı için büyük bir cesaret örneği aslında ) birçok şeyi güzelleştirir sanırım. Bundan sonra fırsat buldukça kendi kendine eğlenen veletleri izleyip sırıtacağım =) Bir de çocuk ruhumu bir köşede muhafaza ederim herhalde.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-1596897584324783149?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/1596897584324783149/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=1596897584324783149' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1596897584324783149'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1596897584324783149'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/06/ocukluk.html' title='Çocukluk...'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEwoOh0MsdI/AAAAAAAAAM8/_oAXF-B_IgM/s72-c/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC017.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-8543271431804329776</id><published>2008-06-07T00:45:00.001+03:00</published><updated>2008-06-07T00:45:50.243+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alakasız'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikoloji'/><title type='text'>Hızlı konuşmak</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family: times new roman;"&gt;Eheheh blog yazma olayının suyunu iyice çıkardım :D Canı sıkıldıkça saçmalayan insan moduna büründüm. Napayım, köyde canım sıkılıyor, yeni bir heves de bulmuşum. Maymun iştahlı biri olarak hiç de yadırgamıyorum bu durumu :p&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: times new roman;"&gt;Evde tek başıma oturup “Ne karıştırsam?” diye düşünürken, hızlı konuşmanın sebeplerini araştırasım geldi. Tabi bu cümleyi gören bana manyak der hiç çekinmeden; haklı da :D Durduk yere çıkmadı; insanlar çok hızlı konuştuğumu söylüyor :s Son 1 haftada babamdan aldığım uyarıları sayamadım; ondan önce de msnde ya da telefonda konuşurken aynı ikazları yapıyordu sağolsun. Ben de farkındayım; hızlı hızlı konuşuyorum, bazen kelimeler yuvarlanıyor anlamsız bir hale geliyor falan. Empati kurmaya çalışınca hak veriyorum karşımdakine, hakikaten anlaşılmıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: times new roman;"&gt;Nette ufak çaplı bir araştırma yapınca karşıma gelenler ilginç: Kimileri demiş, bu hızlı düşünmenin belirtisi =D Bazı insanlar normale göre daha hızlı düşünüp, bir de bunların hepsini birden anlatmaya çalışınca sonuç bu oluyormuş. Mantıklı =) Öte yanda, bu durumu psikolojik sorun tarafına çeken de var =( Depresyon, mani veya stres belirtisi olarak hızlı konuşmak gösterilmiş. Bu da mantıklı gelebilir bir nebze. Kimileri doğuştan hızlı konuşur ki onların depresyonda olduğunu düşünmek saçma. Adam doğuştan mı depresif yani? Benim gibi sonradan hızlananlara gelirsek, gidip de 1-2 aylık bir hızlılığım yok :p Tamam doğuştan da değilim ama son birkaç yıldır vardı da son zamanlarda biraz daha ehil oldum :D&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: times new roman;"&gt;Bir arkadaşımız da bunun sebebini hızlı düşünmenin yanı sıra, kendini ifade edemediğini düşündüğü için bireyin düşündüğü her şeyi birden anlatmaya çalışması olarak değerlendirmiş. E bu da mantıklı geldi. Gerçi bu şahıs bilimsel bir veri sunmamış; onun için çok bir yorum yapmayacağım ona. ( Diyene bak, ben çok Descartes kılıklı biriyim sanki )&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: times new roman;"&gt;Açıkçası, stres belirtisi olarak hızlı konuşmak mantıklı çünkü fazla adrenalin, heyecan derken konuşma da hızlanır haliyle. Ama sonuçta bu, stres ve heyecanın devamı boyunca geçerli olsa gerek, on ay boyunca kesintisiz stresli kalacak değilim ya :S Kişilerin beyninin çalışma hızı konuşmalarına da yansır bence. Tabi en büyük faktör -ne kadar hızlı düşünürseniz düşünün- çenenizin kuvvetli olması :D Nitekim benim çenemin güçlülüğü birçok merci tarafından onaylandı, biraz da beynimin hızlı çalıştığını göz önüne alırsak, neden hızlı konuştuğum anlaşılır herhalde…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-8543271431804329776?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/8543271431804329776/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=8543271431804329776' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/8543271431804329776'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/8543271431804329776'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/06/hzl-konumak.html' title='Hızlı konuşmak'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-2868741071266771476</id><published>2008-06-06T19:32:00.003+03:00</published><updated>2008-06-08T12:44:41.563+03:00</updated><title type='text'>Kenadie: Dünyanın en küçük kızı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SElrfb4YopI/AAAAAAAAAMs/LoyBi87_gAg/s1600-h/113309.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SElrfb4YopI/AAAAAAAAAMs/LoyBi87_gAg/s320/113309.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208812631835058834" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kenadie Jourdin-Bromley. Dünyanın en küçük kızı. 2003'te doğmuş ve doğuştan cücelik hastalığına yakalanmış. Daha doğmadan önce, ailesi ve doktorlar bir problem olduğunu görmüşler ve doğduğunda da küçücükmüş. Her ne kadar ilk geceyi atlatabilmesi beklenmemişse de, 5 yıldır hayata sıkı sıkıya tutunmuş bu ufaklık ve görenleri de hayrete düşürüyor. Bundan sonra çok fazla gelişmesi beklenmiyormuş Kenadie'nin; ama ailesi bunu ona hiçbir şekilde hissettirmiyor. Anne-babasından gördüğü ilgiyleher gün daha bir mutlu oluyor ve kendini dışlanmış görmüyor.&lt;br /&gt;Bu kızın haberini okuyunca, her gün ne kadar şükretmem gerektiğini bir hesaplayayım dedim. Bayaa bi teşekkür etmem lazım, hem de bayaa bayaaa. Kendimi onun yerine bir koyayım dedim; olmadı, beceremedim. Dışarıdan bakmak kolay ama yaşamadan hissedebileceğimi sanmıyorum. Daha kilom 53'ten 54'e çıktı mı "Amanııııııın kilo aldım diyet yapmam lazım" diye bağrınan ben, kilom 53 iken "Amaaaan kilo da neymiş, önemli olan kendinle barışık olmak, ha 53'üm ya 73" diyordum :S Onun için; bir kere daha birtakım dış özelliklere ya da hayattaki engellere takılıp kalmamam gerektiğini bilinçaltıma sokup, bulunduğum durum ve sahip olduklarım için tekrar tekrar Allah'a teşekkür ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızımızın web-sayfasına bakmak isterseniz: &lt;a href="http://littlekenadie.com/main.html"&gt;http://littlekenadie.com/main.html&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-2868741071266771476?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/2868741071266771476/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=2868741071266771476' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/2868741071266771476'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/2868741071266771476'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/06/kenadie-dnyann-en-kk-kz.html' title='Kenadie: Dünyanın en küçük kızı'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SElrfb4YopI/AAAAAAAAAMs/LoyBi87_gAg/s72-c/113309.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-5785619349910885643</id><published>2008-06-06T19:03:00.002+03:00</published><updated>2008-06-06T19:22:31.901+03:00</updated><title type='text'>Aksaray ağzı :D</title><content type='html'>Aksaraylı arkadaşımız Sultan facebook'ta bir liste yollamış: Aksaray ağzıyla sözcükler. Trakyaca sözlükten sonra bunu da görüp yazmazsam ayıp olurdu. Aslında listedeki birçok sözcük Aksaray'a özgü değil bence, Trakya'da da var aynıları. Eminim başka yerlerde de vardır. Özellikle nesnelerin adı yerine markasını kullanma olayı tamamiyle milletimizin ortak malı :) Ya da "hıyar, ikis" falan yöresel birşey değil ve "bıldır" Trakya'da da var.&lt;br /&gt;Mehmet şimdilik bununla idare et ama en kısa zamanda trakyaya özgü birşeyler daha yazacağım :D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;-Aksaray Ağzı Sözlüğü-&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;kaçıl:çekil&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;kulakçalık:kulaklık&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;mücümlü : lüzumlu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;mücümsüz : lüzumsuz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;tiyerlik : bere&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;gapalı bazar : Pazar günü&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;açıkh bazar : Pazartesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;kiyat : kağıt&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;ileençe : leğen&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;ilahna : lahana&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;gakh : kalk&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;essah mı? : gerçekten mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;peşgir : havlu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;zumzuuunan : yumruk ile&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;cullukh : hindi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;zoba : soba&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;çencere : tencere&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;öösür : öksür&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;diynanan : deynek ile&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;hışır : naylon torba , saman anlamınada gelir&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;ikis : x&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;kölke : gölge&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;İleonarşi , ilaşi : Ele güne karşı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Dinama: su dinamosu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Motur: traktör&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Bek fiyetli: Çok pahalı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Di baam: Söyle bakalım&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Ayhan bi caara virele: tercümesi yok bunun :)))&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Höörmek: İşgörmek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;O deal ellaam: O değil galiba (Ortaköy)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Hakget?: Hakikaten mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Kötelemek: itmek, vurmak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Böğrüne depiğinen girmek: Bir kişinin yan tarafına tekme atmak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Kakışmak: kavga etmek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Tosmalamak: Çok yemek yiyince rahatsız olmak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;obiyaaşşi: ele güne karşı utanılacak durumda olmak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;gayri:artık&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;toklu:1 yaşındaki koyun&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;yadeyse:yoksa (köpea görüncü kaçtın kaçtın yadeyse arka taraf un eleene döner)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;savuşturmak:yolcu etmek (geçen bizim dayoğlunu savuşturduk, askere giderimiş de.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;eyov:seslenmek için kullanılır( eyooovv leeeennn...)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;mayış:maaş (kaç lira mayış alın ya?)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;saftrik:şaşkın, manyak manasında kullanılır&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;cara:sigara (ilk ''a'' uzun söylenir)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;carı:çabuk&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;paşaport:pasaport (eskiler kullanır genelde)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;şorda:''şurada'' demek yanlış olur.Çünkü daha uzakta bir yer tarif edilir bu kelimeyle..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;dotdiri:şalvar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;gıyadalamak: aralamak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;dörtmek:sürmek (ana şu ekmeğa bi salça dörtüvir.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;parçı:maşrapa&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;ağpakla: kuru fasulye&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;kerme: tezek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;aspap:giysi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;fanile:elbise&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;firek:domates&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;gırmızı:domates&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;abov:şaşma&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;kiri:eşek yavrusu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;keneflik:tuvalet&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;firik(kibarcası ferik):ikinci avrat(hanım,eş)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;olçum:çok bilmiş(örnek kullanım: şu sıpa nadar olçum:=)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;devrambel,devramber:ay çiçeği&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;çörten: su oluğu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;ödek:korkak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;ellam:sanırım,heralde&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;pürçüklü:havuç&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;emi:tembih etmek için kullanılır( ebeyin uçkurunu ilmekle emi)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;ilmek: düğüm,bağ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;ebe:nine&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;bıldır:geçen yıl(bıldır alamancılar geldiğinde balık yimiye gitdiydik.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;könbe,kombe: tepside hamurun kabartılarak ve üstüne yumurta sarısı sürülerek yapılan yumuşak ve datlı bi çörek.(”sabah annem kömbe çekerdi bi tepsi yirdim valla güccüken” gokbey h.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;bocut:su testisi (tarlıya giderken bi bocut su alalım susarık)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;dimi:kadın şalvarı,avratların giydiği fistan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;lavgar:çok konuşan,çenesiz(”ürüstem emmi nadar lavgar”,”lavgarlanma gız yimea yakacın”)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;çetik:havalı ayakkabı,terlik(küçükken çetik giyerdim,altı ince oluyo ya ayağıma çalı battı 10 gün yürüyemediydim.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;nörüyon: ne yapıyon (olum nörüyon len)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;kümpür,battis:patates&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;çömçe:kepçe&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;entare:etek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;hıyar:salatalık&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;zerdeli:kaysı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;güvarcin,güvencir: güvercin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;ibik: gaga&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;gebeş:şişman&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;seklem:çuval&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;heye:evet&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;zobu:iri yarı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;hincik,hinci:şimdi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;hedik:kaynamış buğday&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;zembelek:kapı tokmağı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;işlik:gömlek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;tınaz: sürülmüş saman&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;yumuş:hizmet (yumuş buyurmak)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;nörüyon irkeem:nasılsın&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;işdaa,aha:işte orda (len olum kocaa davarı görmüyonnu işdaa orda..)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;-Aksaray ağzında zaman ekleri değişik kullanılır ve aradaki en az bir harf yutulur ve onun yerine arkasındaki harf uzun söylenir:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;''zabaanan(sabah) aaşamınan(akşam) aaşamaca(akşama kadar)''&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;-K harfi g olarak okunur:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;''nöördün gız, gırk (k kelimenin sonunda ise genizden bir K söylenir)''&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Bunun gibi daha bir çok harf değiştirilerek söylenir:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;''cöp televonu,yörü,...''&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;-Başka şehirden birine göre sempatik ve bir o kadar da kaba bir ağıza sahibiz.Aksaraylıların sohbeti saatlerce sıkılmadan dinlenebilir.Her konuşma espriyle ve el-kol hareketleriyle süslenir ve bu da sohbete ayrı bir tat katar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;-Aksaray ağzında bazı nesleneler veya yiyecekler markalaşmıştır:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;''Tursil (deterjan),milangaz(tüp)..''&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( Sultan'a teşekkürler tekrar :) )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-5785619349910885643?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/5785619349910885643/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=5785619349910885643' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/5785619349910885643'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/5785619349910885643'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/06/aksaray-az-d.html' title='Aksaray ağzı :D'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-3628230224678160447</id><published>2008-06-05T18:21:00.004+03:00</published><updated>2008-06-06T00:29:11.226+03:00</updated><title type='text'>Şerbet</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEgFD4auhbI/AAAAAAAAAMc/j373JL4_l9M/s1600-h/DSC01042.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEgFD4auhbI/AAAAAAAAAMc/j373JL4_l9M/s320/DSC01042.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208418533296211378" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;     Evet, konum Şerbet; çok sevgili biricik şebeleğim. Yanda görülen tipsiz tüylü varlık, çevremdekilere anlata anlata bitiremediğim, insanlaşmaya başlamış "küçük kardeşim" oluyor. Bu aralar çok güldürüyor beni sağolsun.&lt;br /&gt;    Bu it ( ona "it" dediğim için bana kızanlara inat, "it", "it", "it" ), abimle ben artık evde olmadığımız için evin çocuğu muamelesi görüyor ve bu ilgiyle gitgide insansı tepkiler vermeye başladı. Hayvan bildiğin konuşuyor :s Tabi onu konuşmaya iten ne? Sonuçta ihtiyaç duymuş ki normal köpek vasıflarıyla anlatamadığı derdini bu şekilde anlatmaya çalışmış. Derdi kocası :D Kocasının yanına gitmesine izin vermediğimiz için bize yalvarıyor "N'olur beni dışarı saaal!" diye =D&lt;br /&gt;    Sabah saat 8 mi ne, bir ses: "ııııı mıııı uuu ıııı nıııı" abuk subuk inlemeler. Bir baktım Şerbet dikilmiş, bana dert anlatmaya çalışıyor garibim. Kocası kapının önünde bekliyor anlaşılan. Tabi salmadım itimi ( Aslında çok eğlenceli ya, zavallım acı çekiyor ama ben acayip zevk aldım eheheheh ).&lt;br /&gt;Şimdi düşününce, nasıl birşeydir bu? Sonuçta insan değil kızımız, ortada nikah falan gibi kavramlar yok; sosyal baskı desen zaten yok; nedir bu inat? Nolcak, hanımı geren birşey yok çocuk konusunda. Tabi yavrulara biz bakıyoruz, hanımefendi işini biliyor ( Yavrularıyla ondan çok biz ilgilenmiştik, anne olmayı da bilmiyor ya :S ). Şimdi anladım, içgüdü çok kuvvetli bir dürtüymüş. Allah yaratırken hepsine vermiş anne olma içgüdüsünü en güçlü haliyle,  doğal yaşamın işleyişi ne kadar da düzenli ve hesaplı - tabi bizimki ve kocası doğal yaşamdan biraz uzak kaldılar ama özlerini korumaya çalışıyorlar-.&lt;br /&gt;    Bir de merak ettiğim, hayvanlar arasında aşk diye bir kavram var mı acaba. Kocası olacak köpek kapının önünden gerçekten ayrılmıyor, kovmaya bıktım ama gerçekten aşık mı acaba? Gerçi aşıksa da yazık; bizimki çatlak daha başta, herkese yüz veriyor. Hayvanlar arasında sevgi ve çıkara dayalı ilişkileri en kısa zamanda araştırmalıyım sanırım çünkü Şerbet'e bakarak gözlem yapmak saçma.&lt;br /&gt;    Ne olursa olsun, imkanı olan herkese tavsiye ederim. Ev tipi, küçük bir köpek acayip komik ve eğlenceli :D&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-3628230224678160447?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/3628230224678160447/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=3628230224678160447' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/3628230224678160447'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/3628230224678160447'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/06/erbet.html' title='Şerbet'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEgFD4auhbI/AAAAAAAAAMc/j373JL4_l9M/s72-c/DSC01042.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-1318212212672183075</id><published>2008-06-05T17:32:00.026+03:00</published><updated>2008-06-05T17:49:15.779+03:00</updated><title type='text'>Gerçekler</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEf7D4auhaI/AAAAAAAAAMU/glJvBmij7bM/s1600-h/canimgrubum.com_13.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEf7D4auhaI/AAAAAAAAAMU/glJvBmij7bM/s320/canimgrubum.com_13.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208407538179933602" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEf7A4auhZI/AAAAAAAAAMM/Vl5PZ0pUeaQ/s1600-h/canimgrubum.com_12.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 343px; height: 259px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEf7A4auhZI/AAAAAAAAAMM/Vl5PZ0pUeaQ/s320/canimgrubum.com_12.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208407486640326034" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEf66oauhYI/AAAAAAAAAME/o7kmzl4SHkY/s1600-h/canimgrubum.com_11.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEf66oauhYI/AAAAAAAAAME/o7kmzl4SHkY/s320/canimgrubum.com_11.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208407379266143618" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEf624auhXI/AAAAAAAAAL8/kqygSjzxxgo/s1600-h/canimgrubum.com_10.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEf624auhXI/AAAAAAAAAL8/kqygSjzxxgo/s320/canimgrubum.com_10.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208407314841634162" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEf6zYauhWI/AAAAAAAAAL0/aG1MbEPVQ6I/s1600-h/canimgrubum.com_9.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEf6zYauhWI/AAAAAAAAAL0/aG1MbEPVQ6I/s320/canimgrubum.com_9.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208407254712092002" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEf6v4auhVI/AAAAAAAAALs/-YGoNXsgBWI/s1600-h/canimgrubum.com_8.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEf6v4auhVI/AAAAAAAAALs/-YGoNXsgBWI/s320/canimgrubum.com_8.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208407194582549842" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEf6roauhUI/AAAAAAAAALk/XcNa1z9-BPI/s1600-h/canimgrubum.com_7.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEf6roauhUI/AAAAAAAAALk/XcNa1z9-BPI/s320/canimgrubum.com_7.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208407121568105794" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEf6moauhTI/AAAAAAAAALc/Y1lQy8jfCsc/s1600-h/canimgrubum.com_5.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEf6moauhTI/AAAAAAAAALc/Y1lQy8jfCsc/s320/canimgrubum.com_5.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208407035668759858" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEf6iYauhSI/AAAAAAAAALU/86Hp9ujcF5A/s1600-h/canimgrubum.com_4.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEf6iYauhSI/AAAAAAAAALU/86Hp9ujcF5A/s320/canimgrubum.com_4.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208406962654315810" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEf6eIauhRI/AAAAAAAAALM/zb4m5kZryt4/s1600-h/canimgrubum.com_3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEf6eIauhRI/AAAAAAAAALM/zb4m5kZryt4/s320/canimgrubum.com_3.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208406889639871762" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-1318212212672183075?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/1318212212672183075/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=1318212212672183075' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1318212212672183075'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1318212212672183075'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/06/gerekler.html' title='Gerçekler'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_t6d2-Jamoic/SEf7D4auhaI/AAAAAAAAAMU/glJvBmij7bM/s72-c/canimgrubum.com_13.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-7691283350188585342</id><published>2008-06-05T15:30:00.002+03:00</published><updated>2008-06-05T16:03:31.510+03:00</updated><title type='text'>Yaşama anlam ve boyut katan "iki şey"</title><content type='html'>&lt;div&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Comic Sans MS;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Comic Sans MS';"&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Bir e-postayla gelmişti bunlar bana. İnsanın kendine gelmesine yardımcı oluyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;İki şey "Kalitesiz İnsan" ın özelliğidir  :&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;1-  Şikayetçilik&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;2-  Dedikodu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;İki şey  çözümsüz görünen problemleri bile çözer :&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;1- Bakış açısını  değiştirmek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;2-  Karşındakinin yerine kendini koyabilmek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;İki şey yanlış yapmanı engeller :&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;1 - Şahıs ve olayları akıl ve kalp  süzgecinden geçirmek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;2- Hak yememek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;İki şey kişiyi gözden düşürür :&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;1- Demagoji (Laf  kalabalığı)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;2-  Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;İki şey insanı "Nitelikli İnsan" yapar  :&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;1- İradeye Hakim  Olmak&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;2- Uyumlu  Olmak&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;İki şey "Ekstra  Değer" katar :&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;1-  Hitabet ve diksiyon eğitimi almak&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;İki şey geri bırakır :&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;1- Kararsızlık&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;2- Cesaretsizlik&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;İki şey kaşif yapar :&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;1- Nitelikli çevre&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;2- Biraz delilik&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar  :&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;1- Baskın  yeteneği bulmak&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;2-  Sevdiğin işi yapmak&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;İki şey başarının sırrıdır :&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;1- Ustalardan ustalığı  öğrenmek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;2-  Kendini güncellemek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır  :&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;1- Niyetin saf  olması&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;2- Ruhsal  farkındalık&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;İki şey  milyonlarca insandan ayırır :&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;1- Sorunun değil, çözümün parçası  olmak&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;2- Hayata ve  herşeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla  yaklaşabilmek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;İki şey  gelişmeyi engeller :&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;1- Aşırılık (mübağala, abartı, ifrat,  tefrit)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;2-  Felakete odaklanmış olmak&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman TUR;font-size:100%;color:red;"&gt;&lt;span style="color: red; font-family: 'Times New Roman TUR';"&gt;İki şey çözüm  getirir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Comic Sans MS;font-size:100%;color:black;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: 'ComicSans MS';"&gt; :&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Comic Sans MS;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Comic Sans MS';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;1- Tebessüm (gülümseme)&lt;br /&gt;2- Sükut  (susmak)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-7691283350188585342?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/7691283350188585342/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=7691283350188585342' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/7691283350188585342'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/7691283350188585342'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/06/yaama-anlam-ve-boyut-katan-iki-ey.html' title='Yaşama anlam ve boyut katan &quot;iki şey&quot;'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-5225885868522134919</id><published>2008-06-05T00:27:00.005+03:00</published><updated>2008-06-05T01:01:29.083+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beden dili'/><title type='text'>Beden dili ve sosyal çevre</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Geçenlerde - ki bu tam da final döneminin ateşli zamanına denk geliyor - beden dili üzerine bir kitap okudum. Bende böyle bilinçaltıymış, beden diliymiş, psikolojiymiş, sayısallıktan uzak şeylere karşı hafif bir merak var. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Kitabın adı Beden Dili / Davranış Anahtarı ( Otto Schober ). Açıkçası çoook da süper bir kitap diyemem ama az çok birşeyler öğrendim. Kitapta bir konu vardı ki, beden dilinin sosyal yaşamda cinsiyete göre anlamları ve etkileriydi. Okur okumaz Ayşe'ye ( ömrümün son 2 yılının 3/4ünde beni yalnız bırakmayan candan şahıs ) anlattım çünkü ilginç geldi yazılanlar.&lt;br /&gt;Schober'e göre, günlük yaşamda kadın ile erkeğin bedensel olarak kendini ifade etme yöntemleri farklıdır ve eğer bunlar aralarında yer değiştirirse, yanlış anlaşılmalara yol açar. Örneğin, bayanlar genelde bacaklarını toplayıp ( dizin üzerinden bacak bacak üstüne atıp ), kollarını çok yaymadan, daha az yer kaplayarak oturur. Duruşlarında ise genel olarak bir sığınma, korunmaya ihtiyaç duyma, kendine bir destek arama ifadesi vardır ( resmen ezik demiş bayanlara :@ ) Erkeklerde ise bayanların aksine, ayak bileği diz üstüne konarak bacak bacak üstüne atma, geniş yer kaplayarak ( yayılarak :D ) oturma genel duruştur. Bu tip duruşlar da güçlülük, baskınlık, yönetmeye yatkınlık gibi anlamlar içerir. Eğer bir erkek bir bayan gibi oturursa ( kollar-bacaklar toplanmış ), yanlış anlaşılır ve genelde bu tip erkekler toplumda eleştirilir. Bayanlar da bir erkek gibi duracak olursa, bu gerek erkekler gerekse bayanlar tarafından ters karşılanır.&lt;br /&gt;Şu ana kadar yazdıklarım aklıma yatıyor. Ama takıldığım nokta şu: Biz bayanlar hep ezik gibi mi durmak zorundayız yani??? Eğer gücün simgeleri dimdik ve bacakları omuz hizasına kadar açık durmak, mümkün olduğunca çok yer kaplamak, kollarını bacaklarını toplamamaksa, ve kadınların erkek gibi ( yani dominant karakter gibi ) durması başkalarının - özellikle de erkeklerin :D - hoşuna gitmiyorsa, biz nasıl kendimize güvenimizi ifade edeceğiz? Genel olarak erkekler kendine fazla güvenen bayanları sevmezler, bayanlar da bir erkeğin korumasını hissetmekten hoşlanır, iyi güzel. Ama toplumda kendimizi kabul ettirirken duruşumuzu kullanamayacaksak, yarışa arka sıradan girdiğimiz anlamına geliyor bu! Yazık değil mi bize??? ( feminist gördüm kendimi :p )&lt;br /&gt;Bunlara rağmen, aslında bu tip geleneksel yaklaşımın nispeten azaldığını düşünüyorum.Şu ana kadar çok şükür "şöyle oturuyorsun, böyle duruyorsun" siye tepki almadım pek ( Alsam da bana ne, ben rahatım hıh! ).  Bayanlar sosyal yaşamda daha da aktifleştikçe, bu tip kriterler ana belirleyiciliğini kaybediyor sanki. Zaten kaybetmezse, yeni nesil kızlar ne iş bulur, ne de koca :D&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-5225885868522134919?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/5225885868522134919/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=5225885868522134919' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/5225885868522134919'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/5225885868522134919'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/06/beden-dili-ve-sosyal-evre.html' title='Beden dili ve sosyal çevre'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-8530581498963104272</id><published>2008-06-05T00:05:00.002+03:00</published><updated>2008-06-05T00:08:04.022+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilkeler'/><title type='text'>Hayat dersleri</title><content type='html'>&lt;div style="color: rgb(0, 0, 0);" id="entrycns!871C06D752F26929!782" class="bvEntry" cns="cns!871C06D752F26929!782" cat="" ca="true"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Hepsini uygulamak bazen zor da olsa, kendimize ilke edinebileceğimiz birkaç nokta... ( alıntıdır )&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div id="msgcns!871C06D752F26929!782" class="bvMsg"&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;* İyice tanımadan hiçbir insana bağlanma.. Unutma; gerçek sevgi  tanıdıkça büyüyen sevgidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bitmemiş ilişkilerin üzerine ilişki kurma,  acı çeken sen olursun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;em&gt;İyice soruşturup diğer insanların da haklı  olabileceğini düşün.&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;* Güvenmediğin biriyle asla flört  etme.&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;* &lt;em&gt;İnsanlara doğru değer ver, hak etmeyenleri  sil.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;em&gt;Sır tutmasını bil.&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;* Dostlarının yeri ayrı,  sevgilinin yeri ayrı. Sevgilin için dostlarını, dostların için sevgilini satma. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** &lt;u&gt;Hak ettiğin sevgiyi alamadın mı? Kendini üzme, sorun sen  değilsin.&lt;/u&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir  köşesinde de tut.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;em&gt;Seni sevenlerle  kullananları iyi ayırt et. Aradaki çizgi çok incedir..&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;* Seni  dinleyip anlamaya niyeti olmayanlarla tartışma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Emrivaki oluşturulan  dostlukları kabul etme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kendini öven insanlardan kaç. Seni öven  insanların samimiyetini gözden geçir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Karşındakinin doğruyu  söylediğini varsayma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;em&gt;Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir  şey yapma.&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;* &lt;em&gt;Sorunun olduğunda insanlar zaman ayırıp seni  dinliyorlarsa onların öğütlerini gözardı etme.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;u&gt;Göz göre göre su  birikintilerine taş atma, mutlaka üstüne sıçrar.&lt;/u&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** Kendinin  herkesten daha önemli olduğunu unutma.***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***Göz yaşlarının  değerini bil. Onları hak etmeyenler için harcama.***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;u&gt;Senin zekana  inanan insanları hayal kırıklığına uğratma&lt;/u&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***** &lt;u&gt;Kendini  sev&lt;/u&gt;.*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Dışarıdaki güneşe bakarak gülümse ve önünde koskocaman bir  gelecek olduğunu unutma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;em&gt;Dostluğunla yetinmeyenler için hiçbir  fedakarlık yapma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;* İnsanları kaybediyorsun diye ağlayıp sızlama,  ama kazandığın insanların değerini bil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;em&gt;Kimseye taşıyabileceğinden  fazla değer verip bununla övünmesine fırsat verme&lt;/em&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* İstediğini almak için  hiçbir zaman duygu sömürüsü yapma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;em&gt;Sana duyulan sevgiyi ve güveni  istismar etme.. &lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-8530581498963104272?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/8530581498963104272/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=8530581498963104272' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/8530581498963104272'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/8530581498963104272'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/06/hayat-dersleri.html' title='Hayat dersleri'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-2243539112828258296</id><published>2008-06-04T19:33:00.002+03:00</published><updated>2008-06-04T19:37:42.793+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='masal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='romantik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='imkansız'/><title type='text'>Bir masal...</title><content type='html'>Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta okuyordu,öbürü &lt;br /&gt;mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha &lt;br /&gt;karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse  bindiler.&lt;br /&gt;Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları  biraz&lt;br /&gt;zaman aldı ama sonunda başardılar.&lt;br /&gt;İkisi de her sabah otobüse  bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında.&lt;br /&gt;Delikanlı arkadaşında  kaldığı&lt;br /&gt;için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında.... Sırf  birbirilerini&lt;br /&gt;görebilmek için,her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin  öbür ucundaki o&lt;br /&gt;durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf  ettiler bir süre&lt;br /&gt;sonra...&lt;br /&gt;Okullarını bitirince hemen evlendiler.  Mutluydular hem de çok mutlu...&lt;br /&gt;Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama  öylesine sıkı kenetlenmişti ki&lt;br /&gt;yürekleri ve elleri hiçbir şeyi  umursamadılar.&lt;br /&gt;Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve  ünlü bir mimar&lt;br /&gt;olduklarında da hep mutluydular.&lt;br /&gt;Zaman aşımına uğrayan,  alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para&lt;br /&gt;kalmadığı için ya da tam  tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek&lt;br /&gt;uğuruna bitip-tükeniveren  sevgilerden değildi onlarınki... Günler günleri,&lt;br /&gt;yıllar yılları kovaladıkça  sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri&lt;br /&gt;çocuklarının olmamasıydı. Zorlu  bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi&lt;br /&gt;olmayınca, "bütün mutlulukların  bizim olmasını beklemek, bencillik olur"&lt;br /&gt;diyerek devam ettiler hayatlarına.  Çocuk yerine, sevgilerini&lt;br /&gt;büyüttüler..."Senin için ölürüm" derdi kadın,  sımsıkı sarılıp adama ve adama&lt;br /&gt;"Hayır,ben senin için ölürüm" diye yanıt  verirdi hep... Bazen eve&lt;br /&gt;geldiğinde,aynanın üzerinde bir not görürdü  kadın,&lt;br /&gt;"Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak...." Kütüphanenin ikinci  rafında&lt;br /&gt;başka bir not olurdu, "Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok  sevdiğimi&lt;br /&gt;sakın unutma" Mutfaktaki masadan,salondaki dolaba sevgi dolu  notları okuya&lt;br /&gt;okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi  zaman en&lt;br /&gt;sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla  karşılaşırdı...&lt;br /&gt;Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten.... Hayat ne  kadar hızlı&lt;br /&gt;akarsa aksın, işleri ne&lt;br /&gt;kadar yoğun olursa olsun hep  birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı&lt;br /&gt;bulmasına ama kırklı yaşların  ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya&lt;br /&gt;karar verdiler. Adam, hastaneden  ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul&lt;br /&gt;etmeye&lt;br /&gt;başladı. Kadın da mimarlık  bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev&lt;br /&gt;aldı. Artık daha fazla  beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken,&lt;br /&gt;harap durumda bir ev  gördü kadın, üzerinde "satılık" levhası asılı olan. "Ne&lt;br /&gt;dersin, bu evi  alalım mı?" dedi adama. "Bu viraneyi yıktırır, harikabir ev&lt;br /&gt;yaparız. Projeyi  kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan,&lt;br /&gt;martıları kahvaltıya davet  edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı..." "Sen&lt;br /&gt;istersin de ben hiç hayır  diyebilir miyim?" diye yanıt verdi adam.&lt;br /&gt;"Amerika'daki tıp kongresinden  döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para&lt;br /&gt;olursa olsun,burası bizimdir  artık...." Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını&lt;br /&gt;bildikleri halde, ayrılmaları  zor oldu adam Amerika'ya giderken. Her gün,&lt;br /&gt;her saat konuştular telefonla.  Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında.&lt;br /&gt;Fakat birkaç gün sonra,  kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın.&lt;br /&gt;Eskisi kadar mutlu  görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek&lt;br /&gt;için, sahildeki evi  hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç&lt;br /&gt;beklemediği bir cevap  aldı: "Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en&lt;br /&gt;iyisi o evi unut..."  Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da&lt;br /&gt;acı, daha da  çekilmez&lt;br /&gt;gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi  için&lt;br /&gt;yalvardı adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat" diye dil &lt;br /&gt;döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer &lt;br /&gt;değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu &lt;br /&gt;kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği... Bir gün, çocukluğunun, &lt;br /&gt;gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert &lt;br /&gt;yanarken,"Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım" diye sözünü kesti &lt;br /&gt;arkadaşı. "O, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda  genç&lt;br /&gt;birkadınla yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar &lt;br /&gt;arabaya....""Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları" diye bağırdı &lt;br /&gt;kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi gün, &lt;br /&gt;öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri &lt;br /&gt;masallarının sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden aynı &lt;br /&gt;hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde &lt;br /&gt;ağırladıkları&lt;br /&gt;kadına nasıl sarıldığını gördü adamın... Akşam kocası eve  gelir gelmez,&lt;br /&gt;bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp  bazen de&lt;br /&gt;yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkâr etmedi adam.  Zamanla&lt;br /&gt;duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde  farklılık&lt;br /&gt;aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti  evden.&lt;br /&gt;Kapıdan&lt;br /&gt;çıkarken, "sonbir kez kucaklamak isterim seni" diyecek  oldu ama kadın,&lt;br /&gt;"defol" dedi nefretle... İlk celsede boşandılar... Modern  bir aşk&lt;br /&gt;hikâyesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının  desteğiyle&lt;br /&gt;ayakta kalmaya çalıştı&lt;br /&gt;kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte  Amerika'ya yerleştiğini öğrendi. Bazen&lt;br /&gt;yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini  hissedince, ağlama nöbetleri&lt;br /&gt;geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun  bir duygu olan nefretin&lt;br /&gt;alması için dua ediyordu. Aradan bir yıl geçti...  Her şeyin ilacı olduğu&lt;br /&gt;söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı.  Bir sabah, ısrarla&lt;br /&gt;çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında  o kadınıgördü.&lt;br /&gt;"Sen, buraya ne yüzle geliyorsun" diye bağırmak istedi ama  sesi çıkmadı.&lt;br /&gt;"Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız  gerekiyor." Dedi genç&lt;br /&gt;kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle  konuşmaya başladı: "Hiçbir&lt;br /&gt;şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama  o bir saat önce öldü.&lt;br /&gt;Geçen yıl Amerika'daki kongre sırasında öğrendi  hastalığını ve yaklaşık bir&lt;br /&gt;senelik ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını,  hep söylediğin gibionunla&lt;br /&gt;birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni  kendinden uzaklaştırmak için,&lt;br /&gt;benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi.  Ailesine de haber vermedi. Birlikte&lt;br /&gt;Amerika'ya yerleştiğimiz yalanını  yaydı..&lt;br /&gt;Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu.  Tedavi&lt;br /&gt;görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış,  bakıcısı&lt;br /&gt;beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi..."  Gözlerinden&lt;br /&gt;akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta  ölmek&lt;br /&gt;istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. &lt;br /&gt;İtinayla katlanmış bir sürü kâğıt duruyordu kutuda. İlk kâğıtta, "Lütfen &lt;br /&gt;bütün notları sırayla&lt;br /&gt;oku bir tanem" diyordu... Sırayla okudu; "Seni çok  sevdim", "Seni sevmekten&lt;br /&gt;hiç vazgeçmedim", "Senin için ölürüm derdin hep,  doğru söylediğini&lt;br /&gt;bilirdim." "Fakat benim için ölmeni istemedim" "Şimdi bana  söz vermeni&lt;br /&gt;istiyorum."&lt;br /&gt;"Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?" son  kâğıdı eline alırken, kutuda bir&lt;br /&gt;anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son  kâğıtta şunlar yazılıydı: "Sahildeki&lt;br /&gt;evimizi senin çizdiğin projeye göre  yaptırdım. Kocaman terasta martılarla&lt;br /&gt;kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor  olacağım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( alıntıdır )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&gt;Kimsenin yaşadıklarına lafım yok ama, neredeyse imkansız görünüyor bana. Keşke hepimiz bu masalın içinde hastalık olmayan kısmını yaşayabilsek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-2243539112828258296?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/2243539112828258296/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=2243539112828258296' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/2243539112828258296'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/2243539112828258296'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/06/bir-masal.html' title='Bir masal...'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-1278644457246328796</id><published>2008-06-04T16:37:00.003+03:00</published><updated>2008-06-04T17:11:39.367+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='geyik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğlence'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='trakya'/><title type='text'>Trakyaca sözlük</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Trakyalı tarafımı bilenler durmadan dalga geçiyor benimle bu aralar; bolca "be yaaau" kullanıyorum diye. Her ne kadar "Edirneli değilim ben!!!" diye bağrınsam da, ister istemez kaçıyor ağzımdan napayım. Ama ben asıl Trakya halkının yanında solda sıfır kalıyorum. Neden mi? Henüz alttaki örnekleri kullanacak seviyeye yükselemedim çünkü. Artık bana çingene diyenlere bunları hatırlatacağım :D&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;p  style="background: white none repeat scroll 0% 0%; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial;font-family:arial;" class="EC_EC_EC_ecececececececececececmsonormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style=";font-size:8;color:black;"  &gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-size:100%;color:black;"  &gt;&lt;span style=";font-size:8;color:black;"  &gt;********************************************************************&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;Erkes iyi ürensin.sonra afallamayasınız be  yaaa....&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(68, 68, 68);"&gt;&lt;span style="color: rgb(68, 68, 68);font-size:8;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(68, 68, 68);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(68, 68, 68);font-size:8;" &gt;********************************************************************&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style=";font-size:8;color:black;"  &gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:100%;color:black;"   &gt;&lt;span style=";font-size:8;color:black;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kızan (i):&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; Çocuk, genç  manasında...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Talika (i):&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; Tamamen ahşaptan yapılma at  arabası...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Pırkalamak (e):&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; Kurcalamak,  dürtmek...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Safi (i):&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; saf, arı...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;(i): isim (e): eylem  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BİKERETTE:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; bir işi tek seferde yapmak,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;PILİK:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; bir yarışmayı aynı anda bitirmek   veya aynı miktarda iş yapmak. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Maacır:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; Muhacir&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Aydamak:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; sürmek (araba-bisiklet)  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;AYKIRLAMAK =&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; BİR İSTİKAMETE YÖNELMEK,  YÖNELTMEK.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;PEÇKA =&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; ER YERDE KUZİNE DİYE BİLİNEN DÖKME  DEMİRDEN YAPILMIŞ SOBA - OCAK - FIRIN NİTELİKLERİ TAŞIYAN KENDİ ZAMANININ  TEKNOLOCİ ARİKASI. GÜNÜMÜZDE -ALL İN ONE- DEYE TABİR EDİLEN KOMPLİKE AYGITLARIN,  GEÇMİŞ DÖNEMLERDE PEÇKADAN FEYZALINARAK ÜRETİLDİKLERİ SANILMAKTADIR.  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;KUFA =&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; KOVA&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ARETLİK =&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; AHİRETLİK&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;tevekel:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;saf,salak(sakil)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;pate:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;misket&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;şam şeytanı:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;cin fikirli&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SIPITMAK&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;:fırlatmak,atmak,fıydırmak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ÇAVA:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;yabancı insan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;RASPİSKA:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;adı bilinmeyen herhangi bir  nesneye verilen isim &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;MUK:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;susmak,eylemsizlik&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;eyyyy :&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; bir seslenme biçimi (tehditi ifade  eder)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kadam :&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; kardeş&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;aga &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;: abi &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;purnik : &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;meyhane =)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;pangallik :&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; çayır, çimen, meralık  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;mari; mara&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; : bir hitap sekli :D&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;gündöndü :&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; ayçiçek &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ampir :&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; salak, sersem&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;şaşor :&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; şaşkın, sakar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;mokar :&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; allaaan öküzü :öküz  yani&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;eeeeh kızana gene dikizz :&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; ey çocuk  herseydende haberin var seni senii&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kapçık ağızlı :&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; agzinda bakla islanmayan,  çat çat herseyi soyleyiveren &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;epten aykırı gidersiin :&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; çok  entelsin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;yaparım seni kırmızı sekiz :&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; doverim seni  bi benzeride eyyy kirrim seni kizan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;su singili&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; : uzun boylu :)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;langır langır&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; : boş boş, alık  alık&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kendiliksiz : &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;aklı başında olmayan  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kotirik :&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; çardak çatısı ( örnek:  kotirikleri  alçak olmuş onun be yaa&lt;/span&gt; )&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;tırıldama :&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; kafami şişirme&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;te/ti orda =&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; işte orada &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kaptır burdan&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; = bu yoldan devam  et&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;bızıklamak =&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; kurcalamak,  karıştırmak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;akıttı pale = &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;korktu lavuk  manasında&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;gideymişsin/geleymişsin&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;:  gidicekmişsin/gelicekmişsin (trakya geniş zaman)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;inge&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;:yenge  ( örn:fatme inge )&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ayda bakalım&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;: arabayı sür demek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;annadın mı&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: rgb(68, 68, 68);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(68, 68, 68);font-size:8;" &gt;?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:8;color:black;"  &gt;tarlaya  kabak eve pomak sokmacan be gülüm &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:8;color:black;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;apolye&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style=";font-size:8;color:black;"  &gt;:hoparlör  ( örn:te bu  apolyelerden kafam şişti&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:100%;color:black;"   &gt;&lt;span style=";font-size:8;color:black;"  &gt; )&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="background: white none repeat scroll 0% 0%; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial;font-family:arial;" class="EC_EC_EC_ecececececececececececmsonormal"&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:100%;color:black;"   &gt;&lt;span style=";font-size:8;color:black;"  &gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;püskümüt: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;bisküvi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="background: white none repeat scroll 0% 0%; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial;font-family:arial;" class="EC_EC_EC_ecececececececececececmsonormal"&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:100%;color:black;"   &gt;&lt;span style=";font-size:8;color:black;"  &gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;nabüsünüz:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; napıyosunuz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;üşüüüzz biz :&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;üşüyoruz biz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;yok bo olummm&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;  :kız çocuğa da erkek çocuğa da  aynısı denir&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;mıstakil: &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;çok uygun,güzel&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;aayırr ba abacım&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;: hayır ablacım  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;te burda beyaa nere  baküsün&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: rgb(68, 68, 68);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(68, 68, 68);font-size:8;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:8;color:black;"  &gt;bıyyy&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style=";font-size:8;color:black;"  &gt;: şaşırma ünlemi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:100%;color:black;"   &gt;&lt;span style=";font-size:8;color:black;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kaç öte be eyyy&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;: park yeri  isterken&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;çok kaçüyü mü bu araba be aganın&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;: bu araba  saatte kaç km hız yapıyo?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;te bu tarlaların epsi benim&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;: mal varlığı  beyanında&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;domatiz: &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;domates&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;iç üzmiyelim birbirimizi at kulağına bağlayalım bu  iş&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;i: pazarlık yaparken&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;sefte:&lt;/span&gt; ilk&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bıldır :&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; Bir önceki sene. Örn: Bıldır  maasülat (mahsul -ürün-) &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İLİSTRE&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;: KEVGİR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İLMON&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;:LİMON&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ABU&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;: HALA&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;KAÇIM KAÇIM:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; TELAŞLI &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;FASLE :&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;FASULYE&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CİLİ: &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;MİSKET&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;PAYSINMAK:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; KENDİNE PAY  AYIRMAK&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ap diye yutçak b.k diye s.ççak&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; : karı  kocadan biri çok zayıf, diğeri çok iri kıyımsa &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ayat: &lt;/span&gt;Hayat ( h yok )&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ava:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; Havva isminin yöresel  telaffuzu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Atçe:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; Hatice&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sabii:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; Sübyan çocuk.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Aade:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; Haydi  (Hayde)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(68, 68, 68);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(68, 68, 68);font-size:10;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p  style="background: white none repeat scroll 0% 0%; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial;font-family:arial;" class="EC_EC_EC_ecececececececececececmsonormal"&gt;&lt;span style="color: rgb(68, 68, 68);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="color: rgb(68, 68, 68);font-size:8;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style=";font-size:8;color:black;"  &gt;Bölgede, diğer  aklımıza gelmeyen, tüm 'H' ile başlıyan kelimeler deformedir.  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(68, 68, 68);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="color: rgb(68, 68, 68);font-size:10;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p  style="background: white none repeat scroll 0% 0%; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial;font-family:arial;" class="EC_EC_EC_ecececececececececececmsonormal"&gt;&lt;span style="color: rgb(68, 68, 68);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="color: rgb(68, 68, 68);font-size:8;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:8;color:black;"  &gt;Vesselamvessepet  :&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style=";font-size:8;color:black;"  &gt;  Efendime söyleyeyim yada kısacası, özetle.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-size:100%;color:black;"  &gt;&lt;span style=";font-size:8;color:black;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;MOTOR:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; Trakyada traktör anlamında  kullanılır, başka yerlerde olduğu gibi motosiklet değil. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BU KIZAN ÇOK FENA MOTOR AYDUYÜ BE!:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; çocuk  çok tehlikeli ve hızlı traktör kullanıyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="EC_EC_EC_ecececececececececececcontent"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;somağına kodu mu yamulursun.. ( somak&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; :  çene )&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-1278644457246328796?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/1278644457246328796/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=1278644457246328796' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1278644457246328796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/1278644457246328796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/06/trakyaca-szlk.html' title='Trakyaca sözlük'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2688482521776628799.post-424325397836959135</id><published>2008-06-04T16:19:00.001+03:00</published><updated>2008-06-04T16:21:08.827+03:00</updated><title type='text'>Merhaba</title><content type='html'>Evet, artık ben de blog furyasına geç de olsa katılanlardanım sanırım. Herkese merhabalar :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2688482521776628799-424325397836959135?l=elifbuyukcan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/feeds/424325397836959135/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2688482521776628799&amp;postID=424325397836959135' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/424325397836959135'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2688482521776628799/posts/default/424325397836959135'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbuyukcan.blogspot.com/2008/06/merhaba.html' title='Merhaba'/><author><name>Elif M.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01829351825575482102</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_t6d2-Jamoic/SEaoXYaugOI/AAAAAAAAAAk/0QheyMJrcqY/S220/tram%2520800x600.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
